Deprem Abi'mize sorduk; anlattı...

Sedat Memili özel röportaj...

17 Ağustos 2015 Pazartesi 14:11

 

DEPREMDE HALKIN TAVRI BELEDİYELERİN KARNESİDİR

ZEMİN ETÜT RAPORLARI GERÇEK Mİ?

Son Adana Depreminde (07.08.2015) gördüğüm; “Sarsıntı olunca halk güvenlik için evini terk etti, yarım saat sonra yağmur yağınca güvenlik için evine sığındı…”

Bu gün, Marmara Depremi’nin 16. Yıldönümü. Hala tahribatın kesin bilançosu belli değil. Resmi olmayan bilgilere göre ise yaklaşık 50.000 ölüm, ağır-hafif 100.000'e yakın yaralı olmuştur. Ayrıca 133.683 çöken bina ile yaklaşık 600.000 kişiyi evsiz bırakmıştır. Yaklaşık 16 milyon insan, depremden değişik düzeylerde etkilenmiştir. Ciğerimiz yandı. Ağladık. ( Ben de deprem gecesi İstanbul’da idim) Aylarca önlemler üzerine konuştuk. Bu günlere geldik. Deprem Dede’miz artık yok. (Ahmet Mete Işıkara. Nur içinde yatsın) Ama “Deprem Abi”miz var. Jeofizik Mühendisleri Adası Adana Şube Başkanı Melih Baki. Koordinatörümüz Funda Girici ile birlikte, bürom olan Atatürk Parkı’nın ağaç gölgesinde buluştuk ve Deprem Abi’mize sorduk;

“Deprem Abi’miz, deprem konusunda neredeyiz. İstediğimiz yerde miyiz?”

Kesinlikle bilimin öngördüğü, hedeflediği ve istediği yerde değiliz.Toplumu bir vücut olarak düşüneceksiniz. Öyle bir vücut ki mükemmel bir organizasyonu olan bir vücut…

Gözler, görür, kulaklar duyar, eller tutar, beyin düşünür ve hareket ettirir.

Bakın insanlık en fazla doğal afetlerden zarar görmüştür. Savaşlar, kıtlıklar olmuştur ama bunlar zamana yayılmıştır. Ancak, sel, su baskınları, toprak kayması ve özellikle deprem, aniden gelir, aniden yok eder. Düşünmeye bile fırsat bulamazsınız.

İnsanlık tarihinde olduğu gibi, Anadolu coğrafyamızın bu güzel ülkemizin de en büyük acıları deprem ile yaşanmıştır.

Bunları tarih ve bilimle biraz ilgisi olan bilir.

“Nasıl Bilir, Sayın Baki, madem biliyorlar neden önlem almıyorlar?

Demek ki insan yaşamına verilen değer, öncelikli değil. İlk anda aklıma bu geliyor. Deprem anında kaybolan sadece insan yaşamı değildir; bakın ölümleri insanları istatistik rakamlara tutsak etmemek için söylemiyorum ama 17 Ağustos depreminde maddi kayıp 33 Milyar dolardır. Son günlerde sizin Adana Medya Gazetesi’nde batan geminin bunlar yazı dizinizi takip ediyorum. 1986 yılından AK Parti’nin iktidara geldiği 2003 yılına kadar yapılan özelleştirmenin toplamı 22 milyar dolar. Düşünün depremin bir buçuk dakikada verdiği maddi zararı. Üstelik bu zarar içerisinde, Adana, Bingöl, Afyon ve van depremlerinin verdiği maddi kayıplar yoktur.

Deprem böyle bir şey…

deprem-abi-her-zaman-neseli-olmaz.gif

SÖYLEMLER SAMİMİ DEĞİL

Son 15-20 yıla baktığımız zaman ülkemizin kent depremleri ile sarsıldığı görülür.

“Kent Depremi ne demek?”

“Merkezi yerleşim bölgeleri olan depremlere kent depremleri denir. Son yıllarda hep kent depremleri yaşadık. Bu depremleri yaşamamıza ve çaresiz kalmamıza karşın eğer insan yaşamına ve ülke ekonomisine değer verilseydi, ayırımsız bütün partilerin programlarında deprem önlemleri öncelikli sırada yer alırdı. Parti programlarında çözülmesi gereken en önemli sorun olarak yer alması gerekirdi.

Bakıyor, dinliyor ve görüyorum, deprem konusunda yaygın medyada, görsel medyada ve TBMM’de konuşuyorlar ve ben samimi olduklarına inanmıyorum.

Samimi olsalardı, kanun çıkarmak dahil ellerinde her türlü olanak var; önlem yok.

“Samimiyet yoksa millet kime güvenecek?”

“Size üzülerek bir konuyu açmak istiyorum. Toplumu iktidar ile buluşturacak 3 köprü vardır. Toplum bu üç kurum ve kuruluşa güven duyar ve sığınır. Bunlar:

1-Üniversiteler, (Bilim kurumları olarak), 2- Meslek örgütleri (Bağlı bulundukları meslek kuruluşları olarak) 3 – Sivil Toplum Örgütleri (Seslerini duyuracakları ortak platform olarak)

İşte bu 3 kurum maalesef çökmüş durumdadır. İçeriklerini kaybetmiş durumdadırlar. Bakın bu 3 kurum arasında “bilimde, mühendislik dallarında tartışma yapılabilir” ama asla ve asla “Rant” adına tartışma yapılamaz.

Türkiye’de bu 3 kurum bilimden uzaklaştığı için topluma güven vermekten uzaklaşmışlardır. Bakın, Jeofizikçiler devletle değil, bu 3 kurum ile çatışma içindeler.”

“Sizde mi Rantın Peşindesiniz?

Bizim kavgamız “Rant” değil, bilimsel gerçeklerin karanlıktan aydınlığa çıkarılmasıdır. Rantın değil, bilimsel gerçeklerin ön plana çıkarılmasıdır.

yikimin-adi-yok.gif

“Örneğin?”

“En basit örnek: Sismoloji (Deprem Bilimi) ve Jeofizik eğitimi ve dersi almamış kişiler, deprem konusunda bir açıklama yaptıklarında mutlaka bilimi adres göstermeleri gerekmektedir.

Diyoruz ki; Bakanlık (Çevre ve şehircilik) bir takım yasa ve yönetmelikler çıkardı. Tip İmar Yönetmeliği örneğin… Neden denetleme yapılmıyor?

“Yapılmıyor mu?”

 “Belediyeler ne işe yarar? Siz bana şunu söyleyin; insandan daha kutsal bir varlık var mı? En ufak bir sallantıda bütün halk sokaklara dökülüyorsa bu belediyelerin ayıbıdır. Depremde halkın tavrı belediyelerin karnesidir. Belediyeler maalesef sınıfta kalmışlardır. Belediyeler kenti rantın merkezi olarak gördüklerinden halkı hiçe saymaktadırlar.

ZEMİN ETÜT RAPORLARI SAHTE Mİ?

Bakın ilk kez Adana Medya Gazetesine açıklama yapıyorum. “Durum Sicil Belgesi ve Rapor Onayları belgeleri vardır. İmar dosyasında olması gereken belgelerdir bunlar. Bir de zemin etüt raporları vardır. Bunlar teknik konulardır. Şimdi soruyorum ve söylüyorum, hatta ihbar ediyorum; Başta Adana Büyükşehir Belediyesi olmak üzere Sarıçam ve Yüreğir belediyesi dahil bütün ilçe belediyelerinin imar dosyalarındaki Zemin Etüt Raporlarına bakılsın ve;

1-Bu raporlar ilgili yasanın (Tip İmar Yönetmeliği) tarif ettiği gibi yapılmış mıdır? Denetlenmiş midir? Hangi belediyede bu denetimi yapacak birim vardır?

İMZALAR GERÇEK Mİ?

2-Zemin Etüt Raporları’ndaki imza gerçekten orada ismi yazılı olan şahsa mı aittir? Ve bu etütler gerçekten yapılıyor mu? Bunlar nasıl kontrol ediliyor?

İMZALAYAN YETKİLİ Mİ?

3-Diyelim ki imza o dosyada yazılı olan kimsenin. Peki o imzayı atmaya yetkisi var mı? Yetkisi olup olmadığını kim denetliyor?

“Sayın Baki, Bunlar tehlikeli iddialar?”

Ben buradayım belediyeler de orada; iddiam da ortada…

Bunları neden anlatıyorum, saydığımız kurumlar,  bilimi, insan yaşamını ve devletin geleceğini referans almak yerine rantı referans aldıkları için halkın geleceği tehdit altına girmiştir. Bunlara bakınca hep düşünürüm; Hiç mi Anadolu coğrafyasında yaşanan bu doğal felaketlerden ders almıyorlar?”

“Ders alan ülke var mı?

Mesela Mexico City, Meksika’da 1986’da 8.6 büyüklüğünde deprem meydana geldi, kent yıkıldı. On binlerce kişi öldü ve onbinlerce kişi de yaralandı. Kent yeniden inşa edildi, bu kez depreme dayanıklı olarak. 2014 yılında 7.5 büyüklüğündeki depremde sadece camlar kırıldı.

Bakın Japonya, 11 Mart 2011’de 8.9 büyüklüğündeki deprem ile sarsıldı. Hiçbir bina yıkılmadı ve insanlar depremden değil, tsunami nedeniyle hayatını kaybetti.

“Kurumlar neden tartışı da anlaşmaz?”

Asıl sorun burada zaten. Söz konusu insan hayatı ise kamu yararı ise devletin geleceği ise bu kavgaların olmaması gerek. Geldiğimiz nokta belli; sadece afetten afete önlem konuları gündeme geliyor. Bu kavgalar, bilim adına, toplum adına, devlet adına yapılmıyorsa, geriye tek neden kalıyor: Rant”

Bilim kurumlara göre değişir mi?”

Bilim bilimdir; hiçbir kimse, kurum ve kuruluşa göre değişmez. Türkiye’de bilimsel normlar sadece TIP dalında uygulanmaktadır. Oysa doktor hata yaptığında sadece 1 hasta ölür. Mühendis hata yaptığında ise binlerce insanın ölümüne neden olabilir.

Suç olgusunu nasıl tanımlarız. Kim nasıl tanımlarsa tanımlasın değişmeyen bir ortak nokta vardır: Yasalara uymamaktır.

Soruyorum: Yürürlükteki yasa ve yönetmelikleri uygulamayan sorumlular neden yargılanmıyor? Tip İmar Yönetmeliğine uyulmuyor ve belediyeler denetlemiyor; denetlenmiyor.

ÖLÜM, İHMAL DEĞİL CİNAYETTİR

“Gelişmiş ülkeler sorunu nasıl çözüyor?”

“gelişmiş ülkelerde temel sistem şudur: Yapan Sorumludur.

Binanın ta zemininde en tepesine ve hatta yıkılışına kadar yapan sorumludur. O binada, mühendislik hatasından dolayı (yasalara ve bilime uyulmaması) ölüm meydana gelirse, sorumlu olan ihmalden değil, cinayetten yargılanır.

“Hatay merkezli son depremle ilgili diyecekleriniz var mı?”

“Tek söyleyeceğim şu, fay hattındaki kırılma geldi; sert bir zemine dayandı. Şimdi orada enerji birikimi oluyor. Ne zaman açığa çıkar bilemiyoruz. Bu konuda gerekli uyarılar, ilgili mercilere yapıldı. Fazla bir şey söylemek istemiyorum”

unutulur-mu.gif

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.