Savaş istiyorum (2)

Sedat Memili yazdı

19 Ağustos 2015 Çarşamba 05:50

Fichte ve Hegel’den sonra Berlin Üniversitesi Tarih Profesörü olan Heinrich Con Treitschke, Emperyalist silah tüccarları ve kan emici tröstlerin politikalarını geniş ölçüde etkileyen düşünceler ortaya atmıştır. Aslında, her görüşü bir kitabın konusu olacak nitelikte ama ben kısaca söz etmek istiyorm:

“İtaat ettiğiniz süre ne düşündüğünüzün önemi yoktur.

Savaşın yücelişi bütün siyasi erdenlerin temelidir.

Barış ve körü körüne oynamak, çağımız için bir düşünce ve ahlak utancı olmuştur.

Devletin özü kuvvettir.

Dünya yüzünden savaşın kaldırılması fikri yalnız saçma bir umut değil, aynı zamanda ahlak dışı bir düşüncedir.

Sürekli barış umuduna kapılan bir halk kendisini gurur içinde tecrit ederek mahvetmeye mahkûmdur”

İşte bu çirkinliklerle savaşalım.

Dünyada milyonlarca insan niçin öldüğünü bilmeden savaşlarda ölmüştür.

Türkiye Kurtuluş savaşı yapmış ve bağımsızlığını kazanmıştır. Son olarak da “Kıbrıs Barış Harekatı” ile  “Enosis” cenderesinde sıkıştırılan masum bir halka yapılan kıyımı önlemiş ve “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” nin temellerini atmıştır.

Peki Irak’ile Suriye neden savaşacağız?

Türk halkı paralı asker mi? Hiç kimse bu halkı taraf olmadığı bir savaşa sokamaz. Ancak taraf olunacaksa, ezilen, toprakları işgal edilmeye çalışılan, yer altı zenginliklerine göz koyulan bir ülkenin yanında olmak gerekmez mi?

Şehitlik halkın. Paralar kimin?

Öte dünyanın zenginleri daha fazla palazlansın diye üçüncü dünya ülkelerinde gözyaşı ve kandan denizler oluşmasına birileri yataklık yapmak istiyorsa;

İşte onlarla savaşmak istiyorum.

“Yaşamak hakkı, çalışmak hakkı, mutlu olmak hakkı gibi şeyler yoktur; insan bu konuda en ufak bir böcekten farksızdır.

Sen barışı yeni bir savaşın aracı olarak seveceksin ve barış uzun olacağına kısa olacak.

Çalışmayı değil dövüşmeyi öğrenmelisin. Barışı değil, zaferi öğütlemelisin.

Her davayı kutsallaştıran iyi bir savaştır. Savaş ve cesaret merhametten daha çok büyük işler başarmıştır.

Güçlü adamlar, efendiler, vahşi hayvanların saf vicdanını yeniden kazanırlar. Onlar, o neşeli canavarlar, bir sürü korkunç cinayetlerden, kundakçılardan, yağma ve işkenceden, sanki bir öğrenci bayramından dönmüş gibi, kalplerinde aynı neşe ve memnunlukla dönerler.  Bir insan komut verebiliyorsa, doğuştan efendi ise, sert ve şiddetle hareket etmesini biliyorsa, anlaşmaların onun için ne önemi olabilir? Ahlak üzerine doğru bir yargıya varmak gerekirse, ahlakın yerine hayvan bilimden alınan iki kavramı koymalıdır: hayvanın ehlileştirilmesi ve özel türlerin çoğaltılması...”

Bunlar da Nietzche’nin düşünceleri.

Her vahşetin erdemli bir nedeni vardır. Kalbi temiz saf insanlar bu erdem uğruna ölürken; savaşa karar verenler kendi erdemsizliklerini elde ettikleri güçle sürdürürler.

Parlamentoda bulunan 550 milletvekilinin askerlik çağına gelmiş çocukları nerede askerlik yapacaklar acaba? Bakacağız.

Kan emicileri ekmeğine yağ süren savaş yanlısı filozof ve devlet adamlarına verilecek tek yanıt, Atatürk’ten

“Vatan tehlikeye düşmedikçe; savaş bir cinayettir...”

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.