Donmuş anlar...

Sedat Memili yazdı

28 Ağustos 2015 Cuma 06:50

Mesut Yavuz’a Hiç Bitmeyecek sevgilerimle…

Fotoğraf sanatçısı dostum Mesut Yavuz’la bir sohbetim olmuştu.

Fotoğraf tadında bir sohbet…

Deklanşöre basmak ne anlama gelir?

Herhangi bir zamanda acı ve sevinçlerle yüklü bir anı ölümsüzleştirmek...

Bu kadar mı? Elbette önemli. Fakat sadece bu kadar değil.

İnsan yaşamı donmuş anlar toplamıdır. Günlük hareketlerimizin her anını deklanşör ile ölümsüzleştirme olanağı olsaydı, sadece bir saat içinde sayısız kareler (donmuş anlar) elde edebilirdik.

Bir su içişimiz, konuşma, düşünme, hatta uyuma anında bile her hareket donmuş anlarla anlatılabilir.

Donmuş anların oluş süreci belki de saniyenin bilmem kaçta biridir. Bir saniye içinde bile yüzlerce hatta binlerce donmuş anımız vardır.

Bazı anlar, periyodik olarak hayatımızda vardır.

Bazıları da sonsuza kadar bir daha gelmeyecektir. Çocuğumuzun ilk baba deyişi; bir aşka beşik olan bakışlar; bir ilk tanışma; ölen bir insanın son sözleri... Sayın örnek çok.

Anahtarla arabanızın kapısını defalarca açabilirsiniz, ayakkabılarınızın bağını her zaman bağlamak mümkün, camlarınızı kirlendikçe silebilirsiniz vs.vs...

Peki ya söylememeniz gereken bir söz,

Basmamanız gereken bir gaz pedalı,

Uzatmamanız gereken parmak uçları...

Sonuçlarını düşündüğümüz zaman bunlar dönüşümsüz ve son donmuş anlarımızdır.

Eğer insanlık milyonlarca yıldır, bir insanın öldükten sonraki “bir dakika” içerisinde, neler duymuş, neler düşünmüş ya da neleri arzu etmiş olduğunu öğrenebilseydi, felsefe tarihinin akışı başka olurdu.

Ölümden bir dakika öncesi biliniyor, ama bilinmeyen; ölümden bir dakika sonrasıdır.

Babam, durup dururken bana “oğlum tatlı patates bulabilir misin?” demişti.

Nasıl yok denir ki; “Elbette babacığım” demiştim.

Ve ben bulamamıştım.

Rahmetli oldu.

Ölümünün acısı kadar, bir dileğini yerine getiremeyişimin acısı çökmüştü yüreğime.

Zaman, ölüm acılarını unutturmasa bile, insan acıları ile barışık yaşayabiliyor. Sonuçta, babamın ölümünü kabullenemedim ve bir dileğini yerine getirmemiş olmaya ne alışabildim ne de kabullenebildim.

İnsan kendini avutabilmek için sonsuz nedenler üretebilir.

Bu konuda üretemedim.

Belki de babam ne istediğini bile unutmuştu. Olsun ben unutmadım ya!

Bu açıdan yaşanan zaman içerisinde, söylenmiş bir söz, bir dilek, bir bakış, bir duruş, her zaman farklı anlamlara bürünebilir.

Bir sözü söylemeden üç saniye evet evet sadece üç saniye düşünmüş olmak bile insan yaşamını güzelleştirmeye yeter. Yoksa ipek böceği gibi kendi ürettiklerimizin içinde boğulur kalırız.

Sabah sabah bu konu neden açıldı. Bilmem. Belki de Pazar sabahı, uyumak ile uyanmak arasındaki noktada yağmur sesini duymuştum. Hiçbir senfoni orkestrasının veremeyeceği bir armoni içinde doğa şarkısı söylüyordu yağmur.

Bazı anların sonsuza kadar donmasını isteriz... Sakın ha bu ölümün tanımıdır.

Ama şunu dileyebilirsiniz... Bazı anların güzelliğini fark ederek yaşamak, belki de kastedilen cennet budur.

Bu nedenle fotoğraf sanatçılarını seviyor ve saygı duyuyorum.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.