Ak Parti’yi kutluyorum!

Taner Talaş yazdı.

28 Ağustos 2015 Cuma 16:00

 

      7 Haziran 2015 genel seçiminin,  sonuçları itibariyle dezavantajlı partisi şüphesiz AK Parti idi. 13 yıllık ezici iktidar gücü elinden gitti. Kurulduğu günden bu yana, galibiyet duygusunu ziyadesiyle yaşamış, kurumsal yaşamında hiç mağlubiyet yaşamamış bir parti için, seçimden birinci parti olarak çıksa dahi, ciddi bir travma oluşacağı herkesin ortak kanaati idi. Tayyip ERDOĞAN’ın dolaylı varlığı ancak fiili yokluğu, sonun başlangıcı şeklinde yorumlandı.

        Lakin, 7 Haziran’dan bu yana takriben üç ayı geride bıraktık, öngörülerin aksine siyasetin öznesi ve oyun kurucusu olarak AK Parti aldığı ağır darbeye rağmen, stratejik tüm planlarını tek, tek hayata geçirmeyi başardı. İktidar gücü kavramı muhalefetin siyasetsizliğini açıklamaya yetmez. Türk siyasal yaşamında, TBMM’de küçük grupları olan partilerin, deve dişi gibi iktidarlara kök söktürdüğünü biliyoruz. ERBAKAN, 1980 öncesi ve sonrası iktidarların korkulu rüyası olmuştu. Bizzat yaşayarak gördüğüm, 36 milletvekilinden oluşan Refah Partisi TBMM’nin ve ülke gündeminin ana unsuruydu.

        Gelelim 7 Haziran sonrası AK Parti’nin kurguladığı ve muhtemel parmağı olan operasyon başarılarına.

         İlk önce CHP operasyona maruz kaldı. Yeniyetme siyasetçi değil, yılların kurt politikacısı Deniz BAYKAL, Tayyip ERDOĞAN marifetiyle makama çağrıldı. BAYKAL, hangi akılla bu randevuya gitti, akıl sahibi hiç kimse açıklamasını yapamıyor. Daha sonra Hükümeti kurma görevini alan Başbakan DAVUTOĞLU’nun hükümeti kurmayacağını 0-6 yaş grubu sabi sübyan bilmesine rağmen, istikşafi büyüye gelip, 45 gün süresinin doldurulması oyununa Kemal KILIÇDAROĞLU nasıl geldi, kimse bilmiyor. Bu arada CHP’nin dindar yüzü olan emekli müftü İhsan ÖZKES, partiden seçimlerin kırkı çıkmadan istifa etmesininin engellenememesini kimse izah edemiyor.TBMM başkanlığına ERDOĞAN’ı ziyaret edip, doğmadan süreci öldüren BAYKAL, neden aday gösterildi akıl karı değil. Sonuç AK Parti’nin hamleleri karşısında CHP siyaset üretemeyip nakavt oldu.

       MHP ise AK Parti’nin hamlelerine karşı sadece seyirci kaldı.TBMM Başkanlığı seçiminin öznesi olacakken, irrasyonel bir tutumla HDP’ye selam verene su vermem diyerek, matematik ilmine hakeret ederek, resmen intihar etti. Siyasette aslolan algıdır. TBMM başkanlığı seçiminin faturası, AK Parti karşıtı blok trafından MHP’ye kesildi. Bu süreçte, ciddi bir ilim adamı olan MHP Kayseri Milletvekili Prof. Dr Yusuf HALAÇOĞLU’nun (güya) AK Parti’den ödünç aldığı  literatürle, CHP’ye dinsiz demesi, başka bir garebet oldu. Şimdi ise Milliyetçi Hareketin manevi, ezeli ebedi liderinin oğlu Tuğrul TÜRKEŞ’i, AK Parti’nin himayesinde kurulan hükümete kaptırdı. Sıradan bir isimden bahsetmiyoruz. İhanet, satılma, alçaklık gibi hameaset kavramları meseleyi anlatmaya kafi değildir. Toplumsal sempatileri ve karşılıkları olan Sinan OĞAN’ın ihracı, Meral AKŞENER’in derdest edilmesini ayrıca kaydetmek lazım. İktidarı bırakıp, muhalefete yüklenilmesi ayrı bir başlık.TBMM Başkanlığı seçimi nedeniyle CHP’ye hakeret edilmesi, HDP’ye oy verenlerin şerefsiz ilan edilmesi siyaset biliminin yeni gördüğü irrasyonel tutumlar olarak tarihe geçmiştir. Artan terör olaylarında MHP’ye yüzünü çeviren sosyolojide artık yok olmuştur.

        HDP, çözüm sürecini bitiren AK Parti’ye karşı  hiçbir siyaset üretememiştir. Şu an parti olarak hiç bir suçları olmamasına rağmen, terör olaylarının altında kalmıştır. Batı illerinden vekil çıkaran HDP, şu an Alanya’ya gidemez hale gelmiştir. AK Parti’nin hamlelerine kaşı resmen nakavt olmuştur.

      Tüm bunlar olup biterken kanadı kırık AK Parti’de ise akıl, strateji, siyaset üretme endüstriyel bir hal alarak sistematik olarak devam etmiştir. İmkansız görünen TBMM Başkanlığını almayı bilmiştir. Milletvekili dahi olmayan bakanlarla ülke yönetmeyi becerebilmiş, atamalar yapmış, kaybettiği seçime rağmen, hiç bir iddiasından ödün vermeden her dediğini yapmıştır. Hatta seçimden evvel yapmadığı hukuksuzluklarada imza atmıştır. Çocuk  kreşlerini basmak ciddi bir meydan okumadır. Vali ve Emniyet müdürlerini değiştirmiş, üst brokraside istediği atamayı yapmıştır. Tüm bunlar olup biterken, parti grubunda tek bir çatlak ses çıkmamış, Mlletvekilleri parti politikalarına iman umdesi gibi sarılmıştır.  Bir yıllık genel başakan DAVUTOĞLU, siyasi tecrübesizliğine rağmen, grubuna hakim olmuş, AK Parti paradigmasını nakış, nakış örmüştür. AK Parti’nin kurumsallaşmasını bu vesileyle yakinen görmüş olduk.

        Şu an Türk siyasetinin öznesi AK Parti’dir. Oyun kurucusu AK Parti’dir. Aktörü AK Parti’dir. Diğer siyasi partiler AK Parti’nin ürettiği siyasetin neticelerine bakarak öykünen sonunda da hiçbir alternatif üretemeyen siyasetsiz kurumlar mesabesine düşmüştür.

       Yaşam sonuç odaklıdır. Süreçte ve sonuçta AK Parti kazanmıştır.

        

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.