İstanbul’da tutuklu polislerin tahliye ve reddi hakim taleplerini kabul ettikleri için tutuklanan 32.Asliye Ceza ve 29.Asliye Ceza Hakimleri Mustafa Başer ve Metin Özçelik ile ilgili HSYK tarafından yürütülen soruşturmada, müfettişin hazırladığı raporda “fişlemelerin” yanı sıra birçok skandal ortaya çıktı.
Her iki hakimin 2008-2015 yılları arasında yaptıkları telefon görüşmelerine ilişkin kayıtlar Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden talep edildi. Talebin kabulü sonrası elde edilen binlerce görüşmeden sadece 52’si seçilerek, seçilen kişiler arasında yüksek yargı mensupları, gazeteciler, akademisyen ve iş adamları yer aldı.
Müfettiş bu kez de binlerce görüşme içerisinden özenle seçtiği 52 kişi ile ilgili “makul şüphe” gerekçesi ile HTS kayıtlarını yine Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden istedi. Bu kişilere ait görüşmelerde de yapılan onca görüşmenin arasından elemeler yapılarak müfettişe göre PDY-FETÖ mensubu olarak değerlendirilen kişiler ön plana çıkarıldı.
Söz konusu kayıtlar doğrultusunda bir örgüt şeması oluşturuldu. Şema iletişimin tespiti ile tespit edilen şahısların 3.kişilerle bağlantısı üzerinden oluşturulmaya çalışıldı.
Ayrıca söz konusu kişilerle ilgili Emniyet Genel Müdürlüğü KOM ve TEM Daire Başkanlıkları tarafından hazırlanan raporda dosyada yer aldı. Raporda, yüksek yargı mensuplarının da arasında bulunduğu kişilerle ilgili araştırma notları adı altında fişleme niteliğinde bilgiler yansıtıldı.
Müfettiş tarafından soruşturma raporuna PDY-FETÖ mensubu olarak yansıyan ve hakimleri bu kişilerle iletişim kurarak örgüt ile suçlayan raporda yer alan 52 kişi ile bilgilerde yanlışlar, isimlerin karıştırılması, mesleklerinin yanlış yazılması gibi birçok hukuksuzluk göze battı.
Öte yandan, müfettişin iki hakimin tutuklandığı soruşturmada, suçlamaları “tahliye ettikleri polislerle fikir ve eylem birlikteliğinde olmak” iken ve hakimlerin örgütteki görevleri “tahliyeyi gerçekleştirmek” olarak gösterilirken, suç tarihinin belirlenmemesi dikkat çekti. Şöyleki, her iki hakim Paralel yapı mensubu ise ve örgüt adına tahliye kararı veriyorlarsa, suç tarihi en fazla polislerin tutuklanmaya başladığı 22 Temmuz 2014 olmalı iken HTS kayıtları 2008 yılından itibaren alınarak, müfettiş yetki aşımı yaptı.(3).jpg)
2008-2015 yılları arasında iki hakimin yaptıkları binlerce görüşme içerisinden özenle elenen 52 kişi ile hakim Mustafa Başer’in görüşmeleri şu şekilde çarpıtıldı:
Danıştay Üyesi Haşim Güney: Müfettiş Güney’in mesleğini “öğretmen” olarak rapora yansıtırken, Güney’i PDY mensubu olarak tanımlayan ifadeler kullandı. Hakkında soruşturma olmayan Güney için HTS kaydı alınması, ya da fişleme niteliğinde bilgilere üstelik mesleğini de farklı göstererek yer vermesi de dikkat çekti. Oysa bu işlemi yapabilmesi için Danıştay’dan soruşturma izni alınması gerekiken yasal düzenlemeler raporda hiçe sayıldı. Güney ve Başer arasındaki görüşmelerde örgüt bağlantısı gibi raporda lanse edildi. Söz konusu görüşmenin yanı sıra Haşim Güney’in “Antalya’dan sorumlu örgütün imamı” olarak tanımlanan Hasan Tarık Şen ile 28 kez görüştüğü belirtildi. Hasan Tarık Şen Ümraniye’de avukat olduğu bilinirken, müfettişin Adalet Bakanlığından bu kişi ile ilgili görüş almaması da dikkat çekti.
Yargıtay Üyesi Süleyman Pehlivan: PDY mensubu Cumhuriyet Savcısı olarak raporda yer aldı. Süleyman Pehlivan Beşiktaş adliyesinde 2006 yılında Metin Özçelik ile aynı yerde görev yapmıştı. İkili arasında geçen görüşme suç unsuru gibi gösterilirken, müfettiş halen Yargıtay üyesi olan Süleyman Pehlivan için “PDY mensubu Cumhuriyet savcısı” ifadesini kullandı.
İdare Hakimi İbrahim Seven müfettiş Seven ve Özçelik’in görüşmesine de yer verildi. Seven Özçelik’in oturduğu Bahçelievler lojmanının bitişiğinde ikamet etmişti. Seven’in istihbarat raporlarında Gülen Örgütü ile bağlantılı olarak not edildiği raporda ifade edildi.
Hakim Ali Görel: Mustafa Başer’in Uşak’tan hemşerisi olan Ali Görel’in HTS kaydında Akademisyen Mahmut Akpınar ile görüştüğü Akpınar’ın ise “Mülkiye İmamı Mahmut Akpınar” şeklinde hakkında bilgiler yer aldığı, Görel ve Akpınar arasında 3 görüşme gerçekleştiği ifade edildi. Başer’in Görel ile Görel’in de Akpınar ile görüşmesi örgüt iddiaları için raporda kullanıldı.
Ahmet Cengiz Tangören: Eskeri askeri hakim ve şu an avukat. Mustafa Başer ve eski askeri hakim arasındaki görüşmede olağan dışı bir görüşme gibi rapora yansıdı.
Hamza Demirezen: Müfettiş Mustafa Başer’in kayın biraderi Hamza Demirezen ile Ankara’da TİB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Hamza Demirezen’in isimlerini karıştırarak bir skandala imza attı. Raporda, Mustafa Başer ve kaynı Hamza Demirezen arasındaki görüşmeyi Ankara’da TİB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan şüphelilerden Hamza Demirezen ile yaptığını ileri sürerek yer verdi. İsim benzerliğini dahi araştırmadan rapora koyan müfettişin, raporu titiz bir şekilde hazırlamadığını ortaya koyan bu durum aynı zamanda müfettiş açısından suç teşkil edecek nitelikte bir eylem oldu.
Yurt Atayün ve Ali Fuat Yılmazer: Hakimlerin Beşiktaş adliyesinde görevde olduğu dönemde, her iki emniyet müdürü de aktif görevde oldukları sürede yaptıkları görüşme, PDY mensupları-FETÖ örgütü üyeleri ile irtibat halindeler şeklinde raporda sunuldu. Oysa her iki isimde o dönemde aktif emniyet müdürüydü. Yurt Atayün ve Ali Fuat Yılmazer’in HTS kayıtlarında siyasilerle yaptıkları görüşmeler gizlenirken, hakimlerin görüşmesi suçmuş gibi yansıtıldı. Öte yandan, her iki emniyet müdürü o dönemde İçişleri Bakanı, İstanbul Emniyet Müdürleri, dönemin Başbakanı ile görüşmelerini de daha önce açıklamıştı. Eğer PDY ve FETÖ mensupları ise, Başbakan, İçişleri Bakanı ve İstanbul Emniyet Müdürüne müfettişçe neden aynı suçlama yapılmadı sorusunu akıllara getirdi.
Tutuklama kararı sonrası arayan gazeteciler ayıklandı, cemaate yakın medyada çalışanlar ve Taraf Muhabiri özellikle dosyaya seçilerek konuldu
Öte yandan, raporda bir diğer ayrıntıda iki hakim hakkında verdikleri karardan ötürü çıkarılan yakalama kararı sonrası kendilerinden görüş almak için arayan onlarca gazeteci arasından cemaate yakın medya gruplarında çalışanlar ve Taraf Gazetesi Adliye Muhabiri Aysun Yazıcı’nın isminin özellikle verilmesi dikkat çekti. İki hakim en çok kendilerini havuz medyası ve AA muhabirlerinin aradığını, diğer gazetecilerle de çıkan yakalama kararı hakkında görüştüklerini ifade ettiler. Ancak raporda, özellikle yenibosnaya kayıtlı Bülent Korucu’ya ait numara ile yapılan görüşme verildi. Korucu için raporda “Yenibosna Zaman Gazetesi binası arkasında bulunan Sosyal Bilimler Lisesi Cemaat için çok önemli bir lisedir. Bu liseden devletin çeşitli kadrolarına yönetici yerleştirilir, genelde Ankara Siyasal ve Boğaziçi İşletme-İktisat bölümlerine öğrenci sokmaktadır. Bu lsiieden Zaman gazetesi yazarı, Aksiyon Dergisi Editörü Bülent Korucu isimli şahıs sorumludur” şeklinde ifade bulunan şahıstır.” Şeklindeki ifadeler dikkat çekti. Aysun Yazıcı için ise iki hakim hakkında verilen yakalama kararı sonrası aramaları ve iki hakimle daha önce de adliye içerisinde görüşmeleri olağan dışı bir durummuş gibi anlatıldı. Oysa bir adliye muhabirinin hakim ve savcılarla görüşmesi kadar olağan bir durum yoktur..jpg)
.jpg)
Aysun Yazıcı dışında Göksel Genç isimli gazeteci ile yine yakalama kararı sonrası yapılan görüşmelere de yer verildi. Raporda ayrıca gazetecilerin telefon numaraları ve baz istasyonundan verilen sinyal bilgileri üzerinden nerede bulundukları gibi bilgilere de yer verildi.
Ahmet Sait Kavurmacı: Hakim olan Kavurmacı hakkında raporda, “bahse konu şahsın örgüt adına himmet parası topladığı” şeklinde ifadeler yer aldı. Söz konusu hakim ile Metin Özçelik’n hakim adaylıkları sürecinde tanıştıkları ve dönem arkadaşları oldukları bilinmekte iken müfettiş bu durumu da araştırmadı.
İsmail Haymana: Van’da Emniyet Amiri olduğu bilinen İsmail Haymana’da müfettiş tarafından TİB şüphelisi Hamza Demirezen olayında olduğu gibi isim karışıklığı ile İzmir’de tutuklanan
İsmail Hyamana isimli polis ile karıştırıldı. Raporda, hakim Başer’in görüştüğü şahısın İzmir de yapılan operasyonla gözaltına alınan polis İsmail Haymana olduğu iddia edildi ancak görüşülen kişiye ait numara Van Emniyet Amiri İsmail Haymana’ya ait çıktı.
Süleyman Uysal: Söz konusu şahsın Antalya Alevi İmamı olduğu şeklinde bilgilere yer verildi.
Ahmet Oğuz Özkanlı: Metin Özçelik ile görüşme yaptığı ve görüşmenin olağan dışı olduğu anlatıldı. Ancak Ahmet Oğuz Özkanlı’nın doktor ve anastezi uzmanı olduğu Özçelik’in eşinin de doktor olması sebebiyle görüştükleri öğrenildi.
Silahlı Örgüt Suçlaması tek cümle, delil, bağlantı, olay yok….
Skandallarla dolu raporda her iki hakime yöneltilen silahlı terör örgütü üyeliği ise 194 sayfalık raporda sadece tek cümle ile yer aldı. Örgütün silahlı olduğuna ilişkin Adana’da durdurulan MİT TIR’larında Mit Mensuplarına yöneltilen silahlar olarak yazıldı. Bu cümle dışında her iki olayın bağlantısı, delili veya ayrıntısına tek satır yer verilmedi. Kolluk olarak görevini yerine getiren Jandarmanın Adana’da kullandığı silahlar yasadışı, silah sevkiyatı yapan MİT’çilerin eskortluk ettiği araçlarda bulunan silahlar yasal gibi gösterildi.
Hakimlerin birlikte bir dönem görev yaptıkları hakimler Mehmet Karababa, Birol Bilen gibi birçok hakim ve savcının ismine de raporda yer verildi. Öte yandan, hakim Mustafa Başer ile aynı lojmanda aynı mahkemede görev yapan hakimlerin aynı yerden baz istasyonu sinyal bilgilerinin olduğu raporda yine anormal bir durum gibi sunuldu..jpg)
.jpg)
.jpg)
KAYNAK: HABERDAR - ARZU YILDIZ