İktidar halkın değil rantın garantisidir

Sedat Memili özel röportaj

08 Eylül 2015 Salı 06:30

12 Eylül’den sonra Türkiye’nin siyasi yaşamında iniş ve çıkışlar yaşandı. 12 Eylül, Türkiye’nin geleceği genç, dinamik nesle darbe vurduğu gibi, Türkiye’nin üretim güçlerini felce uğratmıştır.

Ekonomik üretim kollarında, tarım, sanayi, hizmet üretiminde kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan ve bu yönde politikalar üreten Türkiye, 12 Eylül’den sonra tam anlamıyla dışa bağımlı hale gelmenin zeminini oluşturmuştur.

Tarımda, sanayide, teknolojide yaşanan çıkmazın silahlı babası 12 Eylül’dür.  Bu babanın demokrasi ve özgürlükle süslenmiş mirasyedi evlatları ise ANAP’tan başlayarak, AK Partiye uzanan anlayışlarıdır.

ANAP, “Satarım” diyerek devletin olanakları ile meydan meydan dolaşırken tanıdım Sayın Selver Kaplan’ı… Eşi Cumali Kaplan ile birlikte, Hz. İbrahim’i yakan odunlara karınca misali su taşıyordu.

Sonra, “Konuşan Türkiye” dönemi… Satışların başladığı, üretimin belinie darbe vurulduğu dönemlerde Selver Kaplan, elinde partisinin dergileri, tek tek insanlara giderek, politikaların yanlışlığını, ülkeyi çıkmaza sürüklediğini anlatıyordu.

Ve terörün Türkiye’yi sarstığı 1991 dönemi; Terörün nedenlerini anlatıp, ulusal çağrı yapan ekibin içinde…

Milenyum ile birlikte ülkemizin başına çöreklenen AK Parti felaketine karşı laikliği, cumhuriyetin temel değerlerin, kadın haklarını, üretim ekonomisini, Türk-Kürt kardeşliğini, vatanın bölünmez bütünlüğünü, özgür basını savunan anlayışın ön saflarında bir Selver Kaplan…

Kendinden, emin, kararlı, eşi ve yüksek okul mezunu iki çocuğu ile birlikte Türkiye’nin aydınlanma mücadelesinde bulunan örnek bir kadın, örnek bir anne ve örnek bir eş…

7 Haziran Seçimlerinde Var-tan Partisi’nin milletvekili adayı idi, şimdi de Vatan Partisi’nin Adana İl Başkanı…

Tanıdığım andan itibaren, siyasi analizine, saptamalarına ve bilimsel çözümlemelerine saygı duyduğum mücadele insanı Ali Yağrı ile birlikte bir çay içme olanağımız oldu.

Adana’nın en güzel mekânlarından Nezihe Yalvaç Otelcilik Uygulama Oteli’nin kafeteryasında buluştuk. (Benim kışlık bürom… Atatürk Parkı’da yazlık büromdur)

“Seçim tarihi kesinleşince, partiniz seçime hazır olduğunu açıkladı. Bu kadar Çabuk mu?”

“Nasıl ki bir ordu, tehdidi yoğun bölgede sürekli teyakkuz halinde olursa biz de ülkemiz için her an tetikte ve görevdeyiz. Bizi harekete geçiren seçim tarihleri değildir. Türkiye’nin, milli demokratik devrimini tamamlamasıdır. Her dönem bir hedef belirler ve bu hedef için her an çalışma halindeyiz….”

“Şu an belirli bir hedef var mı?”

“Var tabi nasıl ki Silivri’yi yıktık; şimdi de barajları yıkacağız… AK Parti’nin karanlığına ve saltanatına son vereceğiz. Bakın ilginç bir durumla karşı karşı karşıyayız. 26 Ağustos 1922 tarihinde Mustafa Kemal ile başlayan ve 30 Ağustos’ta  Dumlupınar’da kesinleşen Zafer ile bu güzel ülkemiz işgalden kurtarılmıştır. Hemen yaklaşık 2 ay sonra da ülkemizi bu duruma düşürenlerin saltanatına 1 Kasım 1922 de son verilmiştir.

İşte tarih 2015 yılında yeniden tekerrür edecektir. TSK, Silivri zindanlarını o zindanları oluşturanların mekânı haline getirmeye başladı ve milli kuvvetler harekete geçti, bunun sonunda da bu işgale neden olanların saltanatına son verilecektir.

Türkiye’nin milli güçleri 24 Temmuz’da ABD’nin restini gördü. Çünkü TSK, Ergenekon Kumpasından çıkmış, Silivri’yi onu inşa edenlerin başına yıkmış ve kendi kimliğiyle ABD karşısına çıkmıştır. “savaşıyorum” dedi. Bu Tayyip’in Saray Savaşı değil, Türkiye’nin işgal güçlerine karşı vermiş olduğu bir savaştır. Bu savaşın Sonunda AK Parti’nin de saltanatına son verecektir. 

120 AŞİRET PKK’YA ÇAĞRI YAPTI

Bakın Türkiye ABD’nin başına çuval geçirmiştir. Kandil çökmüştür. PKK’nın tabanında sessiz bir çekilme yaşanmaktadır. Burada destekten yoksun kalan ABD’dir. ABD, PKK’yı silahlı gücü olarak tanımlamıştır. Halkımız PKK’nın, Kürt kökenyi yurttaşların temsilcisi olmadığı bilincine ulaşmıştır artık.

Doğu’da 120 aşiret bir araya gelip ortak bildiri yayınladı. Tarihimizde ilk kez yaşanan bir olayla karşı karşıyayız. Geçen gün Van’da barış Mitingi yapıldı sadece 500 kişi katıldı. Halk, safını belli etmeye başladı ve PKK kimkliğinde ABD geri çekilmek zorundadır.

30 AĞUSTOS HALKIN ZAFERİDİR

Bakın 30 Ağustos’ta ne olduğuna tanık oldunuz. Saltanatını kurmuş olanların tahammül edemediği bu zafer, halkın coşkusundan ve bilincinden kaçırılmaya çalışılmıştır. Ancak halkımız, kendi zaferine sahip çıkmış ve 30 Ağustos bilincini iktidara rağmen coşkuyla yaşamıştır.”

“Ama şehitler ve Türkiye’nin acı içinde oluşu?”

“İktidar samimi değil. Eğer 30 Ağustosların, 19 Mayıs ve Cumhuriyet Bayramlarının ruhuna sahip çıkılsaydı asla ve asla bu şehitler olmazdı. Şehitleri veren kendileri veren halkımızdır. Halk kendi şehitlerine ancak ve ancak Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkarak saygı gösterileceğinin bilincindedir.”

“Genel anlamda şöyle bir yorum alayım.”

İKTİDAR RANTIN GARANTİSİDİR.

“Bakın artık, işgalci güçlerin temsilcisi olan iktidarın foyası meydana çıkmıştır. Yalanlar ve halkın medya tarafından yönlendirilmesi de kendilerini kurtarmıyor. Bu gün iktidarın, “Rantın Garantisi” olduğu anlaşılmıştır. Milli Sanayi, milli tarım, milli üretim sahipsiz kaldı. Vatan Partisi, milli değerlerin sahibi ve garantisidir.”

“Ergenekon ile Vatan Partisi’nin ileri gelenleri aydınlar, gazeteciler ve özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri toprak altına gömüldü. Bazı gruplarca öyle yorumlandı.”

“ Doğru. Ama bir yerde yanılıyorlar, Tohum da toprağa gömülür. Bu gün dünyamızı güzelleştiren devasa eserler, toprağa gömülmüş tohumların serpilip yeşermesiyle oluşmuştur.

Ergenekon ve benzeri tertiplerle toprağa gömülmüş olan Milli Devlet, Milli ekonomi, milli üretim, milli tarım, özetle milli uyanış beslenmiş, büyümüş, yeşermiş ve meyveye durmuştur.”

“CHP ile Birleşme gündemde?” Soruya Sayın Ali Yağrı yanıt verdi:

“Genel başkanımız, CHP’nin Sayın Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bu konuda bir görüşme yapmıştır. Bize yansıyan bu görüşmenin olumlu geçtiğidir. Esasında, birleşme talebi artık biz partilerin görüşü değil, toplumdaki milli uyanış hareketinin bir talebidir.

Milli kuvvetlerin bir araya gelme ihtiyacı artık partilerin öncelikli gündemi olmalıdır. Tarihi süreç bunu şiddetle gerektirmektedir.

CHP bugün tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyadır.

Artık dağılarak, çözülerek, parçalanarak değil, Türkiye’nin ihtiyacı birleşerek iktidara ulaşmaktır. Bu AK Parti’nin karanlık ve baskıcı iktidarına bu yolla daha kolay son verilir.

Bu gün mücadele ettiğimiz AK Parti’nin tabanı değil; hatta AK parti tabanının çıkarları için AK Parti’nin karanlık yöneticilerini iktidardan uzaklaştırmak istemekteyiz.

Hatta birleşme sadece CHP ile Vatan Partisi arasında değil, Yurt Partisi, Anadolu Partisi, hatta diğer bütün partilerle olmalıdır.

VATAN PARTİSİ BİRLEŞMENİN ÇARPAN ETKİSİDİR

Emekli Amiral Soner Polat şöyle bir değerlendirme yaptı: ‘Vatan Partisi ile CHP’nin birleşmesi oransal olarak %30 civarında öngörülüyor. Bu doğru bir yaklaşım değil., Vatan Partisi’nin gücü, gençlik teşkilatları, kadın kolları, televizyonu ve basın ve yayın organları “çarpan etkisi” yaratan olgulardır. Çarpan etkisini şöyle izah edeyim. Örneğin TSK tanesi 1 milyon dolardan 100 Tank alır ve 100 milyon dolar öder. 100 tankın belrli bir gücü vardır. Ancak ekstradan, 1 milyon dolarlık daha yatırım yapılıp bu tanklar, teknoloji bakımından takviye edildiklerinde gücü 3 katına çıkar. Yani yeni eklenen 1 milyon dolar, yaklaşık 200 milyon dolarlık gücü satın alacak etki yaratır. Buna çarpan etkisi denir. Vatan Partisi’yle birleşen başta CHP olmak üzere milli güçler çarpan etkisi ile karşılaşacaklardır. İddia ediyorum bu oluşumda CHP’nin oyları %40’lara ulaşır.’ Bunu ben değil Deniz Kuvvetleri’nde görev yapmış Amiral düzeyinde bir yetkili tespit etmiştir.”

“Sayın Kaplan, Genel Başkanınız Doğu Perinçek’in parti genel başkanlığını bırakmasıyla partinin daha ileri gideceği konusunda bazı görüşler var?”

“Bu tamamen, kamuoyunu yönlendirmeye yönelik, bir psikolojik baskı yöntemidir. İki konuya dikkatinizi çekmek isterim. Birincisi; Genel başkanımız her zaman bı-u görevi daha iyi yapacak bir arkadaşımıza bırakmaya hazır. Ancak, 50’den fazla akademik düzeyde araştırma kitabı olan başka bir Genel başkan var mı?  İkincisi ve daha önemli olan şu; partimiz, sistem veya proje partileri gibi kişilere bağlı değil, programa ve tüzüğe bağlıdır.

Hiç kimse Doğu Perinçek’e aşık olmuş diye peşinden gitmiyor. Üyelerimiz, Parti programının ve tüzüğünün peşinden gitmektedir.

Türk siyasetinin en büyük çıkmazlarından biri partimiz tarafından şu ilke ile çözülmüştür: Partileri kişiler değil, program yönetir.”

“Son olarak, Adana’da durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?”

ADANA’DA ASKER VE POLİSİ KUTLUYORUM

“Son günlerde Adana’da olayla olmuyor. Artık milli güçler, polis, asker, halk ABD planlarına geçit vermiyor. Bu açıdan, Adana’daki polis, asker ve milli güçlerin tamamını kutluyor ve tebrik ediyorum. Adana’da yapılan çalışmaların, bütün kentlerce örnek alınması gerekmektedir. Halkın huzuru bu anlayışla görev yapmayı gerektiriyor.”

Vatan Partisi Adana İl Başkanı Selver Kaplan ile Ali Yağrı, gazetemizin objektif yayın politikaları için yöneticileri kutlayarak sözlerini tamamladı.  

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.