Cuma sayfamızı okudunuz mu?

Cuma sayfamızı okudunuz mu?

11 Eylül 2015 Cuma 05:00


27   Zilkade   1436 

 EY RABBİMİZ!

“ … Ey Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın. Seni tenzîh ederiz, bizi ateş azabından koru. Ey Rabbimiz! Elbette sen kimi ateşe sokarsan, şüphesiz onu mahv u perişan edersin. (Küfre, şirke ve asîliğe saparak azabı hak etmiş) zalimlerin hiçbir yardımcıları yoktur. "  (Âli İmran: 191- 192)

KURBANLARDAN  ALLAH(CC)’A ULAŞACAK OLAN TAKVADIR  

      Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

O (kurban)ların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat sizden O'na (yalnız) takvanız (saygı ve itaatiniz) ulaşır. Size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir edesiniz (büyüklüğünü anasınız) diye onları sizin fayda ve hizmetinize verdi. (Rasulüm!) Güzel hareket edenleri (cennetle) müjdele! (Hacc/37)
 (Rasulüm!) İnsanlar içinde haccı ilan et; gerek yaya, gerekse uzak yoldan zayıf develer üzerinde sana gelsinler.  Gelsinler de, böylece kendileri için (dünya ve ahirete ait) bir takım faydalara şahit olsunlar ve o belirli günlerde de (Allah'ın) kendilerine rızık olarak verdiği (dört ayaklı) kurbanlık hayvanlar (boğazlanırken) üzerine Allah'ın ismini ansınlar. Onların etinden hem kendiniz yiyin hem de darlık içinde olan fakirlere yedirin. (Hacc/28)
(Rasulüm!) Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek haberini oku: Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da onlardan birinin (Habil'in)ki kabul olunmuş, diğerininki kabul olunmamıştı. O (kurbanı kabul olunmayan Kabil, kardeşine): "Seni mutlaka öldüreceğim" demişti. (Habil de): "Allah, ancak kendisinin emrine uyan/karşı gelmekten sakınanları(n kurbanını) kabul eder" demişti. (Maide/27)

YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Eğer yerdeki ağaçlar (birer) kalem olsa, deniz de (mürekkep olsa), ardından yedi deniz ona (katılıp) yardım etse yine (bunlar tükenir de) Allah’ın kelimeleri tükenmez. Şüphesiz Allah mutlak galip, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir. ( Lokman /27) 
EBU’L HASAN-ÜL HARKÂNİ (K.S.)  BUYURDULAR Kİ:
    
İnsanlar üç zümredir:
1. Sen kendisini incitmediğin halde o seni incitir.
2. Sen kendisini incitirsen o da seni incitir.
3. Sen kendisini incitsen de o seni incitmez.
Bir mü'mini incitmeden sabahtan akşama varan, bir kimse o gün akşama kadar Hz. Peygamber (s.a) ile yaşamış gibi olur. Eger mü'mini incitirse Allah onun o günkü ibadetini kabul buyurmaz.”
                    *************
Afiyeti aradım, yalnızlıkta buldum. Selameti de sükutta”
                   *************
Kulun bir an Allah'tan memnun olması, yıllarca namaz kılmasından ve oruç tutmasından daha değerlidir. Allah'ın şu mahlukatının hepsi de “bakalım hangisine düşecektir” diye onun için kurduğu birer tuzaktır.”

… Allahım! Dinimizle ilgili hususlarda bize musibet verme. Dünyayı en büyük gayemiz eyleme ve ilmimizi de sadece dünyaya has kılma…   (Tirmizi)

YAŞAYAN KUR’AN: Hz. MUHAMMED(SAV)

O’NDAN (SAV) BİZE

·     Ya Fatma (r.a) kalk kurbanının yanında hazır bulun. Zira damlayan ilk damla ile işlemiş olduğun her günah af olunur. Ve şöyle söyle “İnne salatî ve nüsukî ve mahyâye ve memâtî Lillahi Rabbil alemîn. Lâ şerikeleh ve bi zâlike ümirtü ve ene evvelül-müslimîn” (Benim namazım vesair ibadetim, dinim, hayatım ve ölümüm Rabbil Alemin olan Allah içindir. Onun şeriki yoktur. Ben bu tevhid ile emrolundum ben müslümanlardanım) Denildi ki; “Ya Resulallah, bu Sana ve ehli Beytine mi mahsustur?” Buyurdu ki, hayır bilakis bütün müslümanlara aittir.  (Râmûz El-Ehadis s:5, No:10  Hz Umran İbni Hüseyin (ra))

 

Bir insan, kurban bayramı gününde, Allah’a kan akıtmaktan (kurban kesmekten) daha sevgili bir amel yapmamış olur. Muhakkak ki, o kurban boynuzları ile, tüyleri ile, tırnakları ile, gübresi ile (her şeyi ile) kıyamet günü mahşere gelir (hesaba girer). Kurban kesildiğinde kanı daha yere değmeden, Allah (z.c.hz.)’nin rıza mevkiine düşer. Şu halde kurbanınızı nefsinizi tayyib ederek seve seve kesiniz. (Râmûz El-Ehadis s:376, No:7 Hz Aişe (r.anha))

 Ebu Hureyre (ra) şöyle dedi:
         “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘İmkanı olup da kurban kesmeyen kimse, bizim namazgahımıza yaklaşmasın!’ buyurdu.” (İbni Mace 3123, Hakim 2/389)

      

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cuma namazına üç (grup) insan katılır: 1) Kişi var, namaza katılır, boş konuşma yapar. Bunun namazdan hissesi, o konuşmasıdır. 2) Kişi var namaza gelir dua eder. Bu kimse Allah`a duada bulunmuştur, Allah dilerse onun istediğini hemen verir, dilerse vermez. 3) Kişi vardır, namaza gelir sadece dinler ve sükut eder, mü`minlerin arasından yararak geçmez, kimseye eza vermez. Onun bu namazı, daha önce geçen cumaya ve fazladan da üç güne kadar (günahlarına) kefarettir. Bu hal Cenab-ı Hakk`ın şu sözüne binaendir: "Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir" (En`am 160). Buhari Hadis No: 2851 Ravi: Abdullah İbnu Amr İbni`l-As

RAMAZAN GİBİ KUTLU BİR AY

Herkes Ramazan ayının kutsallığını bilir. Ben, bir başka kutsal aya dikkati çekmek istiyorum.

O, 15 Eylül Salı günü  başlayan, mübarek Zilhicce ayıdır.

Biz müslümanlar için Zilhicce de Ramazan gibi, çok müstesna, çok değerli ve çok önemli bir aydır; içinde, gaflet olunmaması, mutlaka istifade edilmesi gereken nice faziletli günler, sevaplı geceler, mânevî yönden kârlı ibadetler vardır.

Her şeyden önce bu güzel ay, İslâm’ın beş temelinden birini teşkil eden o muazzam ve muhteşem Hac farizasının îfâ edildiği aydır.

Hacca niyet edenler, dünyanın dört bucağından akın akın yollara düşerler, bu ayda o mukaddes beldelere varırlar, “lebbeyk allâhümme lebbeyk” diye çağrışırlar. Baş açık, yalın ayak, ihramlara bürünmüş, Kâbe-i müşerrefeyi ziyaret ve tavaf ederler, Safa ile Merve arasında koşa koşa sa’y eder, Mina’da, Arafat’ta, Müzdelife’de bulunur, gözyaşlarıyla dualar eder, şeytanları taşlar, kurbanlar keser, Mevlâ’nın affına, mağfiretine, rahmetine mazhar olur, günahlardan arınmış, pak ve nurlu kişiler olarak yurtlarına dönerler.

Helal para ile usulüne uygun olarak yapılmış bir haccın mükâfatı ancak ve ancak cennettir. Ne büyük bir mükâfat!

Ayrıca Medine-i Münevvere’de Mescid-i Nebevi’de kılınan namaz, başka yerde kılınandan bin misli daha sevaplıdır; Mekke-i Mükerreme’de Mescid-i Haram’da kılınanlar ise yüz bin mislidir; yaya olarak hac vazifesini yapanın her bir adımı için 700 ‘Mekke hasenesi’ sevap verilir. Peygamber Efendimiz’e “bu nedir?” diye sordular, “yüz bin misli” buyurdu (yani bir adıma yüz bin misli hasene veriliyor). Hac masrafları da 700 misli sevaplıdır vs.

Bu ayda, haccetmeyen, yurdunda kalan müslümanlar için de nice sevaplar vardır.

Özellikle ilk on gün (aşr-i Zilhicce) Kur’an’da işaret olunan, yüce Allah’ın rahmet deryasının coştuğu, taştığı günlerdir. Mü’minler o günleri oruç tutarak, zikirle, ibadetle, hayırla geçirmeye çalışmalıdır.

Özellikle Kurban bayramının Arefe günü orucu çok sevaplıdır. (Yalnız hacılar için mekruh, çünkü sıcaktan ve meşakkatten hac vazifelerini aksatabilirler.)

Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve âlihî ve sellem);

“Bir kimse Arefe günü oruç tutarsa, Allah onun iki senesinin günahlarını mağfiret eder: Bir önündeki senesi, bir de geride bıraktığı sene...” buyurmuştur.

Her hicrî ayın ortasında olduğu gibi ‘eyyâm-ı biyz orucu’ tutmak, bu ayda da ihmal edilmemeli. Çünkü Peygamber Efendimiz, eyyâm-ı biyz oruçlarını hiç bırakmamıştır.

Arefe gecesini ve bayram gecelerini ibadetle ihya eylemek hakkında da teşvikler çoktur; asla gaflet olunmaya!

Ayrıca, maddî durumu müsait, hali vakti yerinde olan müslümanların bayram günü kurban kesmesi de vaciptir. Kurban için harcanan para, Allah indinde çok sevgilidir. Hz. Ali (radıyallâhu anh) Efendimiz’in Peygamberimiz’den (sas.) rivayet eylediği bir hadîs-i şerîfte;

“Kim ki gönül hoşluğu ile ve sevabını Allah’tan umarak, kurbanını keserse, o kurban onun için cehenneme perde ve mâni olur (yani sahibini cehenneme girmekten kurtarır).” diye bildiriliyor. Bu, her türlü zahmet ve sıkıntıya katlanmaya değer bir sonuçtur ve ne büyük bir müjdedir!

… Hac yapacak müslümanlar  Zilhicce’nin sekizinde Mekke civarındaki Mina’ya gelir, burada Peygamber Efendimizin sünneti üzere öğle, ikindi, akşam, yatsı ve ertesi arefe gününün (Zilhicce’nin dokuzuncu gününün) sabah namazını kılar, Arafat’a doğru, “Lebbeyk Allâhümme lebbeyk... emrettin, geliyorum, tekrar tekrar sana itaat ve icabetimi arz ediyorum ya Rab!” diye diye, aşk ile şevk ile gözyaşlarıyla, haşyet ve huşu ile edep ve hudû ile seller gibi akar giderler.

Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün, bu Kurban bayramının arefesi olan gündür. Yüce Mevla bu mukaddes günde nice nice asi ve asim, müznip ve mücrim kulları lütuf ve keremiyle af ve mağfiret buyurur, rahmetine erdirir, rızâ-yı Bârî’si yönüne döndürür, cehennemden azat eder, ehl-i cennet arasına dâhil eyler. Bu ne büyük fevz ü felâhtır, ne muazzam mükâfattır, ne muhteşem devlet ve saadettir! Rabbim cümlemize nasip eylesin!

 Hepinizin Kurban bayramını şimdiden candan kutlar, cümlenize iki cihanda saadetler dilerim sevgili okuyucularım ve kardeşlerim!

Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN

Bu köşenin içeriği  SON PEYGAMBER PLATFORMU’ nun katkılarıyla, KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK  PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin  Feyizli'nin  Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: bilgi@kuranimiz.net

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.