12 Eylül’ün çocukları!

Doğan Gülbasar yazdı

12 Eylül 2015 Cumartesi 06:00

12 Eylül 1980’de “şartlar olgunlaşınca” TSK yönetime el koydu. Yapılan yönetime el koymakla da izah edilemez, resmen darbeydi.

CİA Türkiye Masası Şefi Paul Hanze, darbe olduğunda tarihe geçecek şu lafı sarfetmişti; “Bizim çocuklar başardı.”

Türkiye’deki darbenin başarılı olduğu dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter’a da aynı sözlerle duyuruldu; “Bizim çocuklar başardı.”

Evet onların çocukları başardı ve biz kaybettik, 12 Eylül 1980’de...

Onların çocukları başardığında bizim çocuklarımız zindanlarda çürüdü, darağaçlarında sallandı, binlercesi fişlenerek hayatları karartıldı. Türkiye’nin içinde bulunduğu terörize ortamı besleyenler kendi çocuklarının başarması için bu ülkenin insanlarına kıydılar.

O ortamın yaratılmasında Süleyman Demirel’in de büyük günahları vardı uzlaşmaz tavırlarıyla. Darbeleri yiye yine ancak 90’larda demokrasinin nasıl bir nimet olduğunu anlamaya başladı ama tam demokrat olması için ömrü yetmedi.

Türkiye’nin gençlerini 80 öncesi birbirine kırdıran güçler, çocukları başarınca bu kez kendileri kırmaya başladılar.

Anayasa askıya alındı...

Meclis kapatıldı...

Siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu...

Sendikal faaliyet durduruldu...

Sivil toplum örgütleri kapatıldı...

Her şey 5 generalin ağzından çıkacak lafa bağlandı.

Tam anlamıyna bir askeri diktatörlük. Sokak terörü bitmişti ama cunta terörü başlamıştı. Büyük Önder Atatürk Kurtuluş Savaşı’nı meclis kurarak yapmış, en zor koşullarda dahi meclisten onay almadan adım atmamış ve muhalefet edenlere karşın meclisi kapatmayı hiç aklına getirmemişti.

Ama cuntacıların yaptığı ilk iş Meclis’i kapatmak oldu.

Örgütsüz bırakılan toplum sadece cuntanın insafına terkedildi. Sonradan anlaşıldı ki Turgut Özal’ın programı olan (aslında çok uluslu sermayenin dayattığı) 24 Ocak Kararlarını uygulamakmış en büyük amaçlarından biri. Tam bir vahşi kapitalizm ve sömürü düzeni...

Bugün demokrasi kahramanı olarak anılan Turgut Özal’ın cuntanın ekonomi patronu olduğunu bile unuttular.

En kötü demokrasi en iyi diktatörlükten iyidir. Bunca darbe ve darbe girişimi yaşamış bir toplumun hala demokrasiyi içselleştirememiş olmasını anlamak güç. Bu darbelerde gelişmesi gereken demokrasimiz gün geçtikçe geriye gidiyor. Toplumun balık hafızasından yararlanıyorlar sanırım. 12 Eylülü hatırladıkça demokrasinin kıymetini daha çok anlamamız gerekiyor. Ama bu gelişmeyi göremiyoruz.

Bilmiyorum kafamıza kaç darbe almalıyız ki aklımız başımıza gelsin?

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.