Savaş da olsa, ölüm ölümdür işte...

Dr. Ömer Uluçay yazdı

12 Eylül 2015 Cumartesi 05:50

 

Dağlıca Olayı Bir Dönüm Noktasıdır

Dağlıca, Hakkâri ilinde, Irak sınırına yakın dağlık bir bölgedir ve burada Hakkâri Dağ Komando Taburu konuşlanmıştır. Stratejik zor bir noktadır. Daha önce de burda zorlu çatışmalar olmuştur:

1. PKK, Iraktan ve 7 koldan gelerek saldırmış,8 asker şehit olmuş, 16 asker yaralanmış ve 32 PKK'lı öldürülmüştür (21.Ekim.2007).

2. PKK, Çukurca/Kekliktepe'deki askeri birliğe saldırmış ve 24 asker şehit ve 18 asker yaralanmıştı(19.Ekim.2011).

3. PKK, Dağlıca/Yeşiltaş Karakoluna saldırmış, 8 asker şehit, 16 asker yaranmış ve 18 gerilla öldürülmüştü(19.Haziran.2012)(Cumhuriyet,7 Eylül 2015,s.13)

Hakkâri'nin Dağlıca bölgesinde, Dağ Tabur Komutanlığından çıkan zırhlı araçlar, Doski vadisinde, PKK tarafından döşenen saatli mayınlar patlatılarak resmi kayda göre 16 asker şehit olmuştur. Birinci grubun yardımına gelen destek grubu da saldırıya maruz kalmıştır. Bölgede ağır hava koşullarına rağmen zor çatışmalar yaşanmıştır. Şehitler arasında Yarbay rütbeli Komutan İlker Çelikcan da vardır. Çatışmalarda şimdiye kadar şehit olan en yüksek rütbeli subaydır(06.9.2015).

Bu olayı takiben, Iğdır'da Sınır kapısında görevli polis servis arabasına da tuzaklama yapıldı ve 14 polis vefat etti.

Bu olaylar Türkiye'de bir infiale neden oldu. Daha önceki cenaze törenlerinde iktidara karşı atılan sloganlar dikkate alınarak, AKP, teşkilatına bir genelge göndermiş ve "cenaze timleri"nin kurulması ve öfkenin HDP'ye yöneltilmesi istenmişti.

İki günde 30 şehit kaldıracak Türkiye'de, HDP'ye karşı sistemli ve yaygın bir öfke/eylem dalgası geliştirildi. Bununla kalmadı, Kürt tarım işçileri darp edildi, Beypazarı'na 25 yıldır yerleşmiş olan Kürtlerin evlerine, arabalarına ve kendilerine saldırıldı, bir an önce şehri terk etmeleri istendi. Kürtler zorla canlarını kurtardılar.

İnternete Peşmerge kıyafetli resim koymuş Kürt bulundu, soyuldu, dövüldü, Mustafa Kemal Atatürk büstü öptürüldü, fotoğraflanıp internete konuldu.

Anadolu Ajansından birisi "katliam" isteyen mesajlar attı. HDP Genel Merkezi ve Alanya'da İlçe Merkezi yakıldı. Bir merkezli, koordine eylemler olarak gelişen protestolarda, Erdoğan lehinde sloganlar atıldı ve Bozkurt işareti yapılıyordu, eylemler 184 yerde gerçekleşti. Bu "parti milislerinin", AKP'nin gençlik örgütlenmesi olan "Osmanlı Ocakları" olduğu ifade edildi. Bu Gençlik Kollarının başkanı Abdurrahim Boynukara, aynı zamanda AKP Milletvekilidir. Kafilenin başında Hürriyet Gazetesine defalarca saldırmakta ve kimse gözaltına dahi alınmamıştır.

Siyasi Partilerden AKP'nin "Osmanlı ocakları", BBP'nin "Alp Erenleri", MSP geleneğinin "Mücahitleri", MHP'nin "Ülkü Ocakları" isimleri altında gençlik/milis örgütlenmeleri vardır.

Olaylar, yaygın olarak hızla ilerlemekte ve toplumda kutuplaşma yaratmaktadır. Bunun biran evvel kontrole alınması şarttır.

Sorumlular halkı sükûnete davet etmeli ve görevliler etkin olmalıdır.

 

Erdoğan'dan Dağlıca açıklaması ve 400 Milletvekili Polemiği

ATV-A Haber canlı yayında (06.09.2015) Melih Altınok'un sorularına cevap veren Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan,  Bursa'da daha önce söylemiş bulunduğu "400 vekil verin, bu iş huzur içinde çözülsün" sözlerinin bugünkü çatışmalı ortama geçilmesinde etkili olduğu iddialarına şu yanıtı verdi:

"400 hedefini gösterme, aslında yeni anayasanın inşası noktasında, böyle bir hedefi hangi parti alırsa alsın, yeni anayasayı kurabilirsin ve bu yeni anayasayla birlikte de Yeni Türkiye adımını rahatlıkla atabilmeye yönelik bir hedeftir bu. 400 vekili alabilecek veya bir anayasayı inşa edebilecek sayıyı bir siyasi parti yakalasaydı, durum bugün çok farklı olurdu. Her şeyden önce bir Yeni Türkiye adımını atmak için böyle bir şey çok önemliydi[1]".

"Çözüm süreci adeta Güneydoğuda kendileri için silah stoklama süreci olarak değerlendirildi. Çok ciddi bir silah stoklaması yapıldı. Bu süreç içerisinde güvenlik güçlerimiz herhangi bir çatışmaya girmeyelim dediler. Bu olaydan sonra farklı bir sürece girilmiştir"(Cumhuriyet, 07.9.2015).

Gerçekten başka bir sürece girilmiş ve durum vatandaşlarca kavranmıştır: Antepli annenin bir oğlu gerilla, bir oğlu asker iken üçüncü oğlu Kobani yardımına gitmiş, şehit düşmüş ve cenazesi 20 gün sınırda tutulmuş, anneye verilmemiş ve daha sonra Kobanide defnedilmiştir.

Siirt/Şirvan ilçesinde PKK'nın yaptığı patlatmada (19 Ağustos 2015) vefat eden 8 erden birisi de Recep Beycur'du. Anadolu'da aynı kardeşler, bilerek farklı soyadları alırlar. Bu aile de böyledir. Recep'in cenazesinde akrabaları tepki gösterir ve haklarında Cumhurbaşkanına hakaretten sorgulama yapılır. Recep Beycur'un kuzeni, arkadaşı Rıdvan İpek ise gerilladır ve Dersim merkezde Karakola yaptıkları saldırıda öldürüldü. Şimdi, ayrı saflarda olan bu kardeşler-gençler-kuzenler Erzurum/Karçoban Kırımkaya Mahallesindeki mezarlıkta yan yana defnedilmişlerdir.

Şimdi vatandaş görmekte ve sormaktadır: Neden?

Tespihin ipini kim kopardı ve neden? Kardeş kardeşi öldürüyor neden?

Söz yok mu? Yürek yok mu? Sorunu çözecek bir akıl yok mu?

Kardeşler öldürüyor birbirlerini, dur diyecek, sorunu çözecek yok mu?

Bu kördüğümü çözecek bir akil ve bir söz yok mu?

Bu topraklar ve bu toplum, o kadar kısır ve basiretsiz midir? Olamaz…

Ve uyarlayarak diyelim ki;

"Geceler tulu-u haşra kadar sürmez

Akibet bir er bulunur melul olma"

Şafak sökecek. Bekliyoruz…

 

[1] http://www.mynet.com/haber/politika/erdogandan-daglica-aciklamasi-‎‎2033565-1, 7 Eylül 2015 08:38‎

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.