YURTSEVER BİR AYDIN: YUSUF ÖZER
KÜRT SORUNU YOK, PKK SORUNU VAR
VATAN GÖREVE ÇAĞIRIYOR
İlişki dediğimiz şey, insanın kendi yansımasını bir diğerinde görmesidir. Bana göre bütün ilişkilerin temelinde “yansıma/ yansıtma” olgusu vardır. Robinson Crusoe ıssız adaya düştüğünde, gerçekte yaşaması için bütün koşulları sağlamıştı. Eksik olan kendi yansımasını göreceği bir kişiydi. “Cuma”ya ihtiyaç duymasının nedeni buydu.
Veya Pamuk Prenses’in üvey annesi, aynaya “Ayna! Ayna! Benden güzel var mı?” diye sorduğunda da yansımasını görmek istiyordu.
Geçen hafta, Sayın Yusuf Özer’i Akdeniz TV’de izledim.
Duyarlı, bilimsel düşünen, siyasal analizinde Türkiye ve Dünya coğrafyasını bir gergef bibi düşünsel olarak ortaya koyup analiz eden, ağırbaşlı ve dolu dolu bir insan…
O konuşurken, kendi yansımamı gördüm dersem lütfen yanlış anlamayın gerçekten katılmadığım bir görüş ileri sürmedi.
“Sadakat’ı ulvi kılan; Devlete, devletin bütünlüğüne, bayrağa, inanca, hukuka, milletin refahına baş koymayı ilke almış olmasıdır. Yolunu, amacını kaybetmiş kişilere sadakat, bi’ad noktasına gelirse, sadakatin ulviyeti yara alır. Şükürler olsun, ne yolumuzu kaybettik ne amacımızı” diyen Yusuf özer ile amacım röportaj yapmak değil, Akdeniz TV’de yaptığı konuşma için tebrik etmekti.
Bir çay içimlik sohbetimiz oldu. Öyle güzel düşünceler paylaştı ki, bu düşüncelerin sadece bende kalmasına gönlüm razı olmadı.
*
VATAN GÖREVE ÇAĞIRIYOR…
“Nasılsınız?”
“Nasıl iyi olabilirim ki şu hale bakın. Bu kadar, acı, kan, gözyaşı, yürek yıkıntısı arasında nasıl iyi olunabilir. Sonunda elbette yüksek sesle ve bağıra çağıra “iyiyim!” diyeceğim. Ama şu ödenen bedellere bakın…”
“Ne mutlu size, sadece şikâyet etmekle vakit geçirmiyor, elinizi taşın altına koyuyorsunuz?”
“Tabi ki bu en doğal vatanseverlik görevimdir. Bu olumsuzluklara çözüm olan bir hareketin içinde olup yola düşmezsem, şikâyet etmemin ne anlamı olabilir. Biz rahatlığınızı, Çanakkale’de, Dumlupınar’da bedel ödeyenlere borçluyuz. Onların yüzü hürmetine güzel bir vatanda okuduk, elimiz ekmek tuttu. Şimdi, hatıralara bile saygısızlığın yapıldığı yerdeyiz. Kimsenin bizi göreve çağırmasına gerek yok. Vatan çağırıyor… Bayrak çağırıyor… Millet çağırıyor… Yaşanan ihanetlerin sonunda oluşan bu çığlıkları doğru okumasak hem, bize bu vatanı miras bırakanlara hem de çağıran çığlıklara haksızlık yapmış oluruz.
*
“Genel olarak bu çığlıkların, dökülen kanların, toprağa düşen şehitlerin oluş nedenlerini nasıl yorumluyorsunuz? Sorunun kökeni nedir?”
“Son söyleyeceğimi önce söyleyeyim. Emperyalizmin doğasında, milletleri esir almak vardır. Türk Milletinin doğasında ise “bağımsızlık ruhu” vardır. Şimdi emperyalizm dört koldan saldırıyor, ama Türk Milletinin bağımsızlık ruhunu aşamıyor.
Kinaye olsun diye söylüyorum: Türk Milleti teslim olsa hiçbir sorun kalmayacak.
Ama şunu hatırlatıyorum, hani derler ya Hafıza-i beşer nisyanla maluldür; onu şöyle genişletiyorum, hafıza-i eşkıyalarda nisyanla maluldür.
Aynı saldırıyı yüz yıl, ondan önceki yüzyıl ve daha daha önce de denediler. Olmadı. Olmuyor işte. Bıkmadılar usanmadılar.
KÜRT SORUNU YOK PKK SORUNU VAR.
“Yani?”
“Yani şu, konuşurken aklımdan Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitleri” şiirinde tasvir ettiği saldırılar geliyor. Emperyalizm her şeyi deniyor. Sanki Türkiye’de Kürt Sorunu varmış gibi bir algı yaratıldı. Türkiye’de Kürt sorunu yok; PKK sorunu vardır. ABD, “Kürtler benim askerimdir benim halkımdır” demedi. Diyemez de. Kürtler bu toprakların asli unsurudur. “PKK benim kara gücümdür” dedi. Ben bu vatanı birlikte kurduğum Kürt kardeşimi neden suçlayayım. Kürt kardeşim en az benim kadar mağdur. Bizi mağdur eden güce karşı el ele, omuz omuza, yürek yüreğe mücadeleyi birlikte vermeliyiz. Yüz yıl, ondan önceki yüz yıl verdiğimiz gibi.”
“Ortada ters giden bir şey var…”
“Var tabi ki; Emperyalistler bizi, karıştırdılar… Libya ile Irak ile Suriye ile karıştırdılar. Doğu Bloku ülkeleri ile karıştırdılar. Millet olarak bizi birbirimize bağlayan binlerce yıllık gelenek, görenek ve kültürümüzü hesaba katmadılar. Ters giden bu… “
ŞİRKETİ BİLE ŞİRKET GİBİ YÖNETEMEDİLER
“Sorumlu?”
“Dehanın sırrı sadelikte gizlidir. Hiç kafa karışıklığına gerek yok. Sadece 301 Vatan Evladımızı Şehit verdiğimiz Soma Olayı incelendiğinde bu iktidarın ve anlayışının ne kadar beceriksiz olduğunu görürsünüz. O olayı yönetemeyen bir anlayıştan binlerce yıllık köklü geleneği olan devletimizi yönetmesi de beklenemez.
Dediler ki;’ Devleti şirket gibi yönetmeliyiz’ tamam. Bu düşünceye itirazım var ama kabul ettik diyelim. İşte Soma bir şirkettir. Oradaki koşullar, Sosyal Güvenlik yasalarının amir hükümlerine uygun mu? Önlemler İş Sağlığı ve İş Güvenliğine göre alınmış mıdır? Yapılan gaz ölçümleri tekniğine uygun olarak yapılmış mıdır? Gerekli olan İşletme Belgelerinin istediği kriterlere uygun mudur? Erken uyarı sistemleri güvenlikli midir? Bu sistemler arızasız çalışmakta mıdır? Yani teknik ayrıntılarla listeyi uzatmak istemiyorum… İşlemler ve denetimler yasaların öngördüğü ve emrettiği şekilde yapılıyor mudur?
Şu kesinleşti; bu hükümet, bir şirketi bile şirket gibi yönetememiş ve 301 vatan evladımızı şehit vermemize neden olmuştur. Şimdi bu yıkım ve felaketlerin üzerine çıkıp “Af edersiniz. Hata yapmışım” dediğin de af mı edilmelidir? Hiç mi bu beceriksizliklerin yaptırım gücü olmayacak. Bir baklava çalan çocuğa adaletin keskin yüzünü gösteren sistem, bu felaketlere neden olanlara kadife yüzüyle mi çıkacak? Bu kabul edilecek bir durum değildir. Ama iktidarın ve iktidar mensuplarının anlayışını göstermesi bakımından ibret verici bir olaydır.”
DEVLET PAZARLIK YAPMAZ…
“Buradan nereye varmak istiyoruz.”
“Açılım Süreci, Türkiye’nin bağrına sokulan hançerdir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli bu gerçeği aynı anda görüp iktidarı uyarmıştır. Teröre karşı Silahlı kuvvetlerinin elini kolunu bağlayan ve yetkisini sınırlayan bir iktidar olur mu? Yetki TSK’dan alınıp valiye verildi. Vali kime bağlı, İç İşleri Bakanına. İç işleri bakanı da başbakana. EMASYA, PKK’yı rahat bırakacağının garantisi gibi yürürlüğe girdi. Bu anlayış terörü bitirmedi işte, tersine güçlendirdi. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu itiraf etti. Sedat Bey, devlet pazarlık yapar mı? Pazarlık eşitler arasında olur. Pazarlık ya iki meşru oluşum veya iki gayri meşru oluşum arasında olur. İki mafya, iki eşkıya birbiriyle pazarlık yapabilir. Ama devlet, terörist ve eşkıya bir yapı ile pazarlık yapmaz. Böyle bir durum hem devletin onurunu zedeler hem de teröristleri meşru kılar; İkisi de kabul edilemez. Sayın Recep Tayyip Erdoğan uyarılara kulak asmadı. Yani devlet adamlığının liyakati ile davranmadı. “hata yaptık” dedi. Senin hatanla, gencecik vatan evlatlarımız toprağa düşüyor. Çoban ateşleri gibi yurdumun her köşesinden anaların çığlığı yükseliyor. “Hata yaptık” demekle aklanmış mı olacaklar? Bu basiretsizlik, öngörüsüzlük ve neden olunan felaketlerin bedeli olmayacak mı?
Kardeşi kardeşe düşürmeye çalışıp, ülkemi içten içe yıkmaya neden olacaksın ve diyeceksin ki “Af edersiniz hata yaptım. Aldatıldım” ve bunun yaptırımı olmayacak. Mümkün değil.
Siyaseten, hukuken, vicdanen ve ahlaken yapılan bir hareketin sorumluluğunu taşımanız ve bedelini ödemeniz gerekir.”
SURİYELİLER NEDEN ORTADOĞU ÜLKELERİNE GİTMİYOR
“Göçmenler. Sizin pencerenizden nasıl görülüyor?
“Çok şey yazılıp çiziliyor. Çoğuna da katılıyorum. Bir insanlık dramı... Ama kader değil. Soma Faciası gibi, son günlerde toprağa verdiğimiz vatanseverler gibi bunun da sorumluları var, tarih önünde Hesap vereceklerdir. Dikkatinizi çekmek istediğim şu: Suriye’ye barış, kardeşlik ve demokrasiyi Suudi Arabistan, Katar gibi krallıklar getirmek istiyor. Peki, canlarını kurtarmak için Suriye’den kaçanlar neden bu ülkelere gitmiyorlar da batı ülkelerini tercih ediyorlar? Neden, Irak’a, İran’a, Rusya’ya, kendilerini kurtarmak isteyen ülkelere gitmiyorlar? Demek ki insanlığın beklentisi, demokrasi, kişisel hak ve özgürlüklerdir. İnsanlar bu değerlere koşuyor.”
“Son zamanlarda sokaklar karıştı? Benim yaşım uygun bu filmi 35 yıl önce de seyretmiştim.”
“Karışmadı. Karıştırılmaya çalışılıyor. Karıştırmak istiyorlar. Ve karıştıramayacaklar.
Ülkücü gençler akıllıdır. Üzerinde oynanan oyunları bilir. Provokasyonlara gelmeyecektir. Ülkücülere sesleniyorum; Bayrağa saygı, bu bayrağın güvencesi altında olanlara saygı göstermemizi emreder. Düşmanımız PKK’dır ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet güçleri bu konuda görevlerini yapmaktadır. Biz güvenlik güçlerinin işlerini zorlaştıramayız. Kürt yurttaşımıza saldırmak onu kovmaya çalışmak, PKK’ya, teröre yani düşmanımıza hizmettir. Terör belasından birleşerek kurtulacağız, ayrışarak değil.
Her Kürt PKK’lı değildir, ayrıca onu yargılamak tek tek vatandaşların değil, devletin görevidir. Bunu bilelim.”
MHP SAFLARI BENİM İÇİN ULVİ GÖREV
“Bu arada MHP’den aday adayısınız?”
“Evet, yapmam gerekeni yapıyorum. Şikâyet edeceğime görev talep ediyorum. Yaşadığım şehir ve beni ben eden vatanıma karşı görevim var. Bu göreve talibim.”
“Başarılar diliyorum. Son olarak?”
“Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin yol gösterici bir görüşünü paylaşmak istiyorum: “Adımız bir, anımız bir, acımız bir. Biz büyük bir aileyiz. Kuzeyden güneye, doğudan batıya; tek bilek tek yüreğiz. Biz Türkiye'yiz."
Sayın Yusuf Özer, sadece beni değil, yüreği bu ülke için çarpan her insanı yansıttı.
Milyonlarca insan, kendini Yusuf Özer’de görebilir.