Özledim Seni…

Melahat Karataş yazdı

15 Eylül 2015 Salı 06:15

İlahi bir lütuftur sevmek ve özlemek, insana has bir duygudur. Küçük bedenimize, yumruk kadar yüreğimize bazen dünyayı, bazen sevgiyi, bazen de nefretin en büyüğünü yükleyerek taşırız bir ırgat gibi ömür boyunca.

Ölenin ardından ağıt,

Düğünün ardından zılgıt çekeriz.

İnsanız işte!

Ya çok severiz, ya nefret ederiz,

Ya da terk edilecek kadar hiç sevilmeyiz…

Ortası yoktur bir türlü, arasak da bulamayız. Çıkmaz bir sokak gibidir.

Hayatım boyunca iyi bir insan, iyi bir vatandaş, iyi bir anne, iyi bir dost, iyi bir iş kadını olduğuma inandım.

Ancak sevmek ve sevilmek hep uzaktı nedense. İkisini de beceremedim bir türlü.

352 sayfalık aşk romanı yazmama rağmen, kendi aşk hayatımın senaryosunu yazmayı beceremedim bir türlü. Yazdığım sayfalarda yalancı baharda uçup gitti zaten.

Uğruna aşk şiirleri, aşk şarkıları yazdığım sevgililerde yoktu artık. Anlaşılan ne sevmeyi nede sevilmeyi becerememişim bunca yıl…

Kimi zaman yokluğuna, kimi zamanda gökyüzünden meleklerin kanatlarıyla süzüleceğine inandım aşkın.

Evet eminim, bir gün mutlaka karşılaşacağım onunla.

Peki neden hep zor olanını beceririz de, kolayı beceremeyiz bir türlü.

Mesela barış içinde yaşamak, savaşmaktan daha kolay değil midir?

Dost olmak, düşman olmaktan daha kolay değil midir?

Sevmek, nefretten daha kolay değil midir?

Sevdiğine gitme kal demek, içine gözyaşı akıtmaktan daha kolay değil midir?

İşte tüm bunları beceremesek de, mutlak suretle aşkın bir gün kapımızı çalacağını umarız 90 yaşımıza da gelsek.

O nedenle “ Aşk neredeysen gel artık” demektense, sevdiklerimize ve dostlarımıza duygularımızı ifade ederken tereddütsüz olmalıyız. Şayet sevmeyi ya da sevilmeyi becerebilirsek günün birinde, teraziyi bir ucundan yakaladık demektir. Kapalı tüm kapıları aralayacak ise tek bir sihirli cümle vardır. Oda, “Özledim Seni” demek…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.