Yaşar Kemal'i söylemek

Dr. Ömer Uluçay yazdı

18 Eylül 2015 Cuma 06:15

Yaşar Kemal, bu yazarlar arasında ve belirtilen konularda farklı bir yaklaşım ve üslupla yazmaktadır. Özündeki coşkun ve şairane anlatım, hayal dünyasını, hafızasını ve özgün söyleme gücünü göstermektedir. Bildiklerini kurgulaması ve bunun doğal bir sürece intibakı/yerleşmesi bir özelliktir. Yaşar; tek konu yerine, birçok konuya temas etmekte ve bir çiçek yerine, bir deste çiçek sunmaktadır. Bir eylemin bireysel oluşu kadar, bunun toplumsal rolüne de işaret etmektedir.

Yaşar Kemal, oyunu bir bütün olarak kurgulamakta, onunla yaşamakta, söyleşmekte ve bölüm bölüm yazmaktadır. Dinlenmek amaçlı gezilerinde, kahramanlarının arasına girmekte ve onlarla söyleşmektedir. Kimi zaman geçilmiş yerlerde, ayak izlerine bakmakta ve bazan ufku gözlemektedir. Bazan gölgesini çekmekte, bazan ezmekte ve bazan da koştuğu halde gölgesine kavuşamamaktadır.

Yaşar Kemal, bir kelebeği izlerken, kanatlarındaki nakışları dillendirmekte, onun çiçeğin özüne saldığı hortumdaki sıvının tadını, etkisini düşünmektedir. Suyun akışı onunla söyleşmekte, Vanlı hemşehrilisi Feqiye Teyran gibi su ile söyleşmekte; halini, ahvalini, keyfini, kederini, kudret ve rahmetini sormaktadır. Topraklara yüzün sürerek gidişin hikmetini sormakta ve Yunus Emre gibi "sevenin ar etmediğini" söylemekte. Sevene zor gelmediğini bildirmekte. Kurumuş otların canlandığını, can çekişenlerin kendisini beklediğini söyleyince su, Yaşar Kemal onu eylediğine pişman olmaktadır. "Hadi git, hadi git" diyor. Ama bu yetmiyor, bu kez avaz avaz bağırıp "beni de götür, beni de götür" diyerek Savrun uğultusunu bastırıyor.

Yaşar Kemal, konuşan doğadır.

Yaşar Kemal, Hekim Lokman efsanesindeki dönemin Lokmanı olarak otları, çiçekleri tanımakta. Bunların ömürlerini, yetişme yer ve dönemlerini, ne zaman domura ve ürüne döndüğünü bilmektedir. Çiçeğin otunu, sapını, kökünü bilmekte, suyu veya lapasının hangi derde derman olduğunu bilmektedir. Hangi çiçekler komşu ve akrabadır, bunları tanımaktadır. Otların kokusunu, bu otlar arasında hangi börtü-böceğin yaşadığını, yılanın nerede ve nasıl kışuykusuna yattığını bilmektedir.

Yaşar Kemal, bir orman mühendisi gibi ağacı tanımakta, yaşını bulmaktadır. Kabuklarının, yapraklarının, varsa ürünün neye dermen olduğunu bilmektedir. Ağacın özsuyunu tatmakta, cildine sürüp denemektedir. Hangi ağacın gölgesi serin ve hangi ağaç altında uykunun ağır olduğunu bilir Yaşar Kemal. Tütsüsü sinek kovan otlar ve kokusundan yılanların kaçtığı ağaçların bilgisi Yaşar Kemaldedir.

Bir bu kadar ve daha da fazlasını hayvanlar hakkında bilir Yaşar Kemal. At onun gözde hayvanıdır, arkadaşı ve yoldaşıdır. Hele bir de Kırat olur da Köroğlu'nu bindirirse, değme Yaşarın keyfine. Sana atın huyunu, suyunu, tımarını, koşum takımlarını, dizgini, gemi, toynağı, pelhengi anlatır bir bir. Sadece at mı? Hayır. Koyunu, keçiyi, tavuk ve horozu. Yetmedi mi? Turnayı, leyleği, kırlangıcı, üveyik kuşunu. Olmadı mı artık yeter. Dinle bülbülün inleyen sesini. Güle yaptığı seranatı.

Bunlar iyi, güzel de bak sürüye kurt girdi. Alacağı nihayeti bir tane, gerisini telef etti. İşte Yaşar Kemal, insan toplumuna giren boz kurdu da tanımakta ve bunlar için foltalı-batanlı Kangal köpekleri istemektedir.

Bütün diğer canlı ve cansız yaratıklarla, ay ve güneşle, yıldızlarla, ateş ve rüzgârla, sarı sıcakla, ipil ipil esen seher yeliyle, garbi yeliyle, kurdun postunu yüzen karayelle, torosların boranıyla konuşur Yaşar Kemal. Ahmakıslatan yağmurun, tuluktan boşanırcasına boca olan yağmurun, bakırcılar çarşısında bakır döven çekiç sesleri gibi çinko çatıları döven yağmurun, leblebi gibi yere düşen, ceviz gibi daldan düşen dolunun sesi ve ağaçlarda yaprak-ürün bırakmayan dolunun öfkesidir Yaşar Kemal.  Bozbulanık akan Toros selinin, ovayı göle çevire, evleri basan, ağanın zulmüne isyan eden ve taşan Seyhan ve Ceyhan'ın dilidir Yaşar Kemal.

Bütün bunların yanında, düşüncelerini, fikir ve hayallerini, rüyalarını ve kurgularını da dile getirir Yaşar Kemal. Ve elbette ki insanlarla da konuşmaktadır. Yürek yarası, evlat, eş hasreti çekene sözcü olmakta, ağıt yakmaktadır. Ağanın- beyin zulmüne, candarmanın şiddetine maruz kalmış garibana vekil olmaktadır. İnce Memed yerine şehirde siper almış, mavzer yerine daktilonun başına oturmuş, kurşun yerine söz sıkmaktadır, sesi sedası ovayı-Torosları doldurmaktadır. Sevdaya düşen oğlana dil, aşıka söz, gönüllere tel olmaktadır.

 Yaşar Kemal, sanki eski bir Âdemi-Hatemi Tapınağın rahibi, kâhini, keşası, papı, babı, mıllası, ahundu, hafızı, öncüsü, sözcüsü gibidir. Yaşar Kemal, dillerle ve dinlerle ve renklerle barışıktır. Sevgi ve saygıda, hakkın korunmasında, insanın hür ve eşit olmasında birlik halindedir her makul ile. Her meydanda, her kürsüde, her toplumda ve her zamanda sözü ve özü vardır Yaşar Kemalin.

Bir özgürlük ve insanlık mücahidi, şahidi, fedaisi, sözcüdür, kürsüsüdür Yaşar Kemal.

Ve daha nicesi…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.