K* belgesi halkımıza verilmiş güvencedir

Sedat Memili özel röportaj

22 Eylül 2015 Salı 09:30

Anayasamızı okuyan pek azdır ama yasalara saygı duyarız ve saygı duyulmasını bekleriz; Ayrıca Kur’an’ı anlayarak okuyanımız da pek az olduğu için dinimize ve inancımıza çok bağlıyız.

İşte bu nedenle ne dinimizin gerçeğinden haberdarızdır ne de yasal haklarımızdan.

dscn4680.gif

Adana Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’ne bağlı Kitap ve Kırtasiyeciler Esnaf Odası Başkanı Mehmet Ateş ile görüştüm.

Bazı konulara girdiğim zaman (itiraf sayabilirsiniz) duygularıma hâkim olamıyorum. Küçük Esnafın, birkaç market tarafından acımasızca ezilmesi kendimi kontrol edemediğim olaylardan biridir.

Baba evlatları arasında ayırım yapar mı? Maalesef, küçük esnaf ayırıma tabi tutulan ve açlığa mahkûm edilen evlat gibidir. Bu evlatlardan biri Kırtasiye ve Kitap Satıcılarıdır. 

Sayın Ateş ile konuştuktan sonra Anayasa’nın 5. Maddesi aklıma geldi. Yasa der ki: Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk Devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır..”

gazetemizin-dikkatl,-takipcisi.gif

“Okullar açılıyor. Devlet küçük esnafın korunması konusunda anayasal görevini yapıyor mu? Kırtasiyeci esnafı adına durum nedir?”

“Bu ülkemizin kanayan bir yarasıdır. Her yıl okullar açıldığında, sanki bütün sektörler kırtasiyeci kesilir. Sokak başlarındaki işportacılardan, mağazalara kadar, kırtasiyecilik ile ilgisi olmayan birçok işyeri bakıyorsunuz kırtasiyeci.

Esnafımız zaten yaklaşık 4-5 ay süren bir ölü sezondan çıkıyor. Bütün tasarruf ve planlarını Eylül ayına göre yapar, sektörün bütün yükünü ve sıkıntısını çeker tam da kendini kurtaracağı zaman yerin dibinden rakipler türer.

“Yasal mı?”

halki-ve-esnafi-koruyan-proje.gif

HER YIL 220 MİLYON KİTAP; BU İSRAFTIR

Birçoğu yasal değil. İşportacıların sıkıntısı bir yana bizi esas sıkıntıya sokan birincisi devletin, ikincisi de büyük marketlerin rekabetidir.

“Devlet nasıl rakip oluyor?”

“Her yıl kitap basıp dağıtıyor. Görünüşte çok ulvi bir hizmet... Ama işin görünmeyen yanı büyük bir talan… Bedava kitap dağıtma adına devlet her yıl 220 milyon kitap basıyor. Bunu kim, kimler yapıyor? Nereye dağıtılıyor? Denetimi nasıl yapılıyor? Bu kitaplar ertesi yıl hiçbir işe yaramıyor. Devletimizin her yıl 220 milyon kitap basp sonra da çöpe atma lüksü yoktur. Her yıl müfredat değişimi ve kitapların yeniden basılma ihtiyacı neredeyse bir soygunun adı gibi.”

“Sizin daha iyi bir öneriniz var mı?”

“Olmaz olur mu? Birincisi eğitimde müfredat, siyasi akışa göre değişmez. Sırf kişi ve kurumları zengin etmek için müfredat değiştirilir mi? Köklü olan müfredat için kitaplar daha dayanıklı örneğin ciltli olarak basılır ve zimmetle öğrenciye ‘emanet’ olarak verilir. Kitabı kullanılamaz hale getiren veya kaybedenden parası tahsil edilir. Bu kitap gelecek yıl başka öğrenciye verilir… Böyle yapılırsa oluşacak tasarrufu hayal bile edemezsiniz. Talan bununla da sınırlı değil. Öğrenciler ders kitaplarını alıyor, eğitim dönemi başlayınca bu kez öğretmenler yardımcı kitap istiyor… Başka bir talanın mevsimi başlıyor.

SUÇ YOK SUÇLU YOK; YARDIMCI DERS KİTABI ÇOK…

“Valilik veya Milli Eğitim’de yetkililer bunu bilmiyor mu?”

“Bilmez olurlar mı? Merih’te mi yaşıyorlar? Bakın her yıl eğitim dönemi başlamadan bir genelge yayınlanır. Genelgede özellikle, Yardımcı ders kitabı yasağı, servis yasağı ve okula bağış yasağı getirilir ve veliler ve okullar uyarılır. Bunların hiç birine de uyulmaz. Yani genelge, görev savma için çıkarılır. Şikayet halinde müfettiş gelir, -ki örneği çok – araştırma yapar görünür. Sonra rapor verir: Alınan yardımcı kitaplar ile öğretmen ve okul yönetiminin ilgisi yok. Öğrenci kendi almış. Ortada suç yok, suçlu yok, ama yardımcı ders kitaplarından geçilmiyor.”

TÜKİD HALKIN HİZMETİNDE

k-belgesi-gorulur-bir-yerde.gif

“Şimdi Başka bir konuya geçelim. Sizin kısa adı (TÜKİD) olan Tüm Kırtasiyeciler Derneğiniz var. Son zamanlarda çok aktif olduğunu görüyoruz...”

“(TÜKİD), faaliyete başladığı ilk günden itibaren Türk kırtasiyecilerini ve kırtasiye sektörünü güçlendiren bir çaba içinde olmuş, bu alanda atılması gereken adımları büyük bir özgüven ve cesaretle gerçekleştirmiştir. TÜKİD imalatçı, toptancı, ihracatçı, ithalatçı ve perakendeci üyelerinin sektörle ilgili olarak karşılaştıkları veya karşılaşabilecekleri sorunların çözümü için her zaman üyelerinin yanında lan bir dernektir.

K* BELGESİ GÜVENCENİN BELGESİDİR

“TÜKİD ana konulu ayrı bir röportaj yapmayı öneriyorum Ancak şu an okulların açılması aşamasında neye dikkat edelim. TÜKİD ne yapıyor? Ne öneriyor?”

TÜKİD’İN Türkiye Kitap ve Kırtasiyeci esnafına kazandırdığı bir uygulama var: “K Lisans Belgesi uygulaması. Her sektöre bağlı esnafların uygulaması gereken bir projedir bu. Son zamanlarda basına intikal etmiş olaylardan biliyorsunuz. Alışveriş merkezleri, supermarketler, pazar yerleri gibi geniş halk kitlelerine hitap eden yerlerde satılan kırtasiye ürünlerinden dolayı bir mağduriyet içesinde oldukları hepimizin malumudur. Bu tür yerlerde satılan ürünler bir yandan sağlık açısından etkin bir şekilde kontrol edilemiyor, diğer taraftan aralarında sahte ve/veya taklit ürünler olabiliyor. Sektörde faaliyette bulunan perakendeci kırtasiyecilerin bunda bir dahli olmasa da gerek kamu teşekkülleri, gerekse nihai tüketici açısından negatif bir algı oluşmakta, doğal olarak bu durumdan bütün kırtasiyeciler zarar görmektedir. Düşünün ki bu ürünler ile çocuklarımız haşır neşir, hamurla, kağıtla, kalem ve diğer ürünlerle iç içe olan çocuklarımız denetlenemeyen ürünler yüzünden risk altındadır. Hem halk sağlığını tehdit eden hem de haksız rekabete yol açan bu olumsuzluğu gidermek amacıyla Dernek “K* Lisans Projesi”ni ticari hayatımızda geliştirdi. Dernek gelip kırtasiyeyi fiziki mekân olarak inceledikten sonra satılan ürünlerin sahte ve muhteviyatı bakımından sağlığı tehdit edici olmadığını denetledikten sonra durumu teyit eden bir belge veriyor.

isinin-bilincinde-bir-baskan.gif

Dernek, gerçekte sağlık kurumları ve belediyenin yapması gereken kamu hizmetini yapmış oluyor. Burada amaç hem tüketici olarak halkı korumak hem de kırtasiyeci esnafını güvence altına almaktır. Burada esas konu halkımıza düşmektedir. Eti konfeksiyondan, konfeksiyonu da kasaptan almıyorsa; kırtasiyeyi de kırtasiyeci olmayandan almamalıdır. .

K* Belgesi, tüketiciye verilmiş taahhüdün belgesidir. Burada sahte ve sağlığa aykırı hiçbir ürün bulunmaz ifadesinin simgesidir.”

K* Belgesi almaya hak kazanan firmalar, işyerlerinin görünür bir yanına özellikle de tabelaların bulunduğu tarafta fotoğrafı görülen logoyu asarlar. Halkımızın kırtasiye ürünü alacağı zaman bu logoyu görerek alışveriş yapması kendi çıkarınadır.”

KURBANDA KASAP; OKUL ZAMANI KIRTASİYECİ…

mehmet-ates,-kendini-esnafa-adayan-baskan.gif

“Bir de “CE Belgesi”nden söz ediyordunuz. Bu nedir?”

“O daha çok CE işareti olarak bilinir. Ürünün kullanım sırasında güvenli olup olmadığı ile ilgilidir. CE belgesi olan ve CE işareti taşıyan bir ürün; insan sağlığı, hayvan sağlığı, bitki yaşam sağlığı, can güvenliği, çevrenin ve tüketicinin korunması açısından minimum güvenlik koşullarını yerine getirdiğini gösteren bir işarettir…

Özetle hem K* Belgesi hem de CE işareti taşıyan belgeler tüketicinin yararına olan belgelerdir.

CE işaretli belgeleri satan ve K* işaretli levha altında CE işaretli belgeleri satan işyeri sizin dostunuzdur. Sizin çıkarınızı gözeten kurumlardır.

Lütfen birisi bizlere açıklasın Marketin iş kolu nedir; Kurban Bayramı’nda koyun satıp, bütün yılını bu güne endeksleyen çiftçiye darbe vurmak mı?

Şeker Bayramı’nda şeker,

Okul açılış zamanında defter ve kalem…

Devletin bu kadar duyarsız kalmasına bir anlam veremiyorum. Okul açılış zamanında marketlerin ortasında yığılan kırtasiye ürünlerini kim denetliyor, nereden geliyor, Devlet haksız t-rekabetin koruyucusu olabilir mi? Bütün dünyada devlet, dev süpermarketlere karşı küçük esnafını koruyacak yasal önlemler alır. Biz de devlet sanki küçük esnafa karşı gibi bir rol üstlenmiş. Bu durumun adaletli hale getirecek yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. ”

“Son olarak mesajınız?”

“Menşei bilinmeyen ürünleri satın almak insanın kendi ayağına sıkması kadar tehlikelidir. Sizin dostunuz, size sağlıklı ürün sunan mahallenizin esnafıdır. Kırtasiye ürünlerinizi, K* Belgesi almış olan kırtasiyecilerden alınız. Zaten bu kırtasiyeciler CE İşaretli ürün satarlar.

Biz bu bilinci halkımızla sürekli paylaşacak ve yaygınlaştıracağız. Bu konuda katkı koyan basın kuruluşlarına ve Adana Medya Gazetesine teşekkür ediyorum. Sayın Taner Talaş’ı sektörümüze gösterdiği ilgiden dolayı kutluyor, selamlarımı sunuyorum.dscn4676.gif

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.