1 Kasım seçimlerinde Türkiye’de ilk kez seçim Hükümeti kurulmuştu. Anayasal bir zorunluluk olan bu “ İlk” uygulamayı, “Güvenlik nedeni ile” Cizre İlçe Seçim Kurulu’nun, Nur, Sur ve Cudi mahallelerinesandık kurulmaması yönündeki kararı izledi.
Peki, “Güvenlik nedeni ile” Sandık kurulmama veya başka seçim bölgelerine taşınması mümkün olabilir mi?
Anayasa'nın 79. Maddesine göre; seçimlerin yargı gözetim ve denetimi altında yapılmasını kurala bağlamış; seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama görevi Yüksek Seçim Kurulu’na verilmiştir.
Demokratik bir seçim için gerekli ortamın oluşturulabilmesi amacıyla seçimin başlangıcı olarak belirlenen tarihten oy verme gününe kadar geçen süreyi kapsayan seçim döneminde uygulanacak usul ve esaslar ilgili kanunlarda düzenlenmiştir.
298 sayılı Kanun’un 3, 4 ve 5. Maddelerine göre; her il bir seçim çevresi, her muhtarlık bir seçim bölgesidir. Her seçim bölgesi gerektiği kadar sandık bölgesine ayrılır. Birden çok mahalle veya semt gibi toplu yerleşim birimlerinden oluşan muhtarlıklar, her birinde mesafe durumu ve ulaşım güçlükleri dikkate alınarak, gereken sayıda sandık bölgesine ayrılabilir.
Yüksek Seçim Kurulu 05.07.2004 tarih ve 2373 Sayılı kararı ile, “ … Değinilen yasal metinler karşısında; her ne kadar Yüksek Seçim Kurulunun evvelki ilke kararı gereği, bir köyde seçim yapılabilmesi için, en az 20 seçmenin olması gerektiği belirtilmiş ise de yeni ilke kararı gereği; bir köyde seçim yapılabilmesi için seçilme yeterliliğine sahip en az Dokuz (9) kişinin olması gerektiğine” ve 26.08.2015 tarih ve 1543 sayılı kararıyla da, “26. Dönem Milletvekili Genel Seçiminde, bir sandık bölgesinde ki seçmen sayısının (360-380) olarak, mezra gibi toplu yerleşim birimleri için de mesafe durumu ve ulaşım güçlükleri ile 298 sayılı Kanun'un 5. maddesinde sandık bölgesi oluşturulması işlemlerinde oluşturulan sandık bölgelerinde de sandık seçmen sayısının (360-380) olarak belirlenmesine,Köylerde seçmen sayısı (400)'ü aşmadığı takdirde bir sandıkta oy kullanılabileceğine” karar vermiştir.
Belirtilen mevzuat hükümlerinde, seçimlerin “ DÜZEN İÇİNDE YAPILMASI” görevi Yüksek Seçim Kurul’una verilmiştir. Bu ifadeden, “seçimlerin güvenliği” görev ve yetkisi çıkartılamaz. Aksi bir yorum, seçim takvimi boyunca Ülke yönetimini Yüksek Seçim Kurulu’na devretmek anlamını taşır.
Nitekim YSK, “Düzen” ifadesini Güvenlik olarak algılamadığını; 25.08.2015 tarih ve 1539 sayılı kararında ,“ Cumhurbaşkanının, seçimin yenilenmesi kararı üzerine 26. Dönem Milletvekili Genel Seçiminin 2839 sayılı Kanun'un 8. maddesinin son fıkrası uyarınca, bu kararın verildiği günden sonra gelen doksanıncı günü takip eden ilk Pazar günü yapılması durumunda, oy verme gününün Kasım ayının sonuna denk geleceği,Ülkemizin bazı bölgelerinde Kasım ayının sonunda kış mevsiminin yoğun olarak yaşandığı ve hayat şartlarını olumsuz yönde etkilediği bilindiğinden, bu durumun da seçmenin sandık başına gitmesinde sıkıntılar doğurabileceği, seçime katılma oranını düşüreceği ve ayrıca seçim iş ve işlemlerinin yürütülmesinde aksamalara sebebiyet verecektir. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimini sağlayabilmek için Anayasa'nın 79, 116 ve 2839 sayılı Kanun'un 9. maddeleri uyarınca, 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimi seçim tarihinin (oy verme günü) 1 Kasım 2015 Pazar günü olarak belirlenmesine karar verilmesi gerekmiştir.” Şeklinde belirtmiştir.
Yüksek seçim Kurulu, 25 Ağustos’ta yaptığı toplantıyla seçim tarihi olarak , 1 Kasım tarihini belirlerken, Cumhurbaşkanının “1 Kasımda yeniden seçim” İfadesine göre değil de “Ülkemizin bazı bölgelerinde Kasım ayının sonunda kış mevsiminin yoğun olarak yaşandığı ve hayat şartlarını olumsuz yönde etkilediği bilindiğinden” derken, 7 Temmuzdan itibaren baş gösteren terör olayları iyice artmıştı. İklim şartları ve ulaşım şartları göz önüne alınırken, “güvenlik” durumu dikkate alınmamıştır. Alınamaz da. Çünkü, gerek YSK ve gerekse İl ve İlçe Seçim Kurulları’nın “Seçim bölgesini” herhangi bir gerekçe ile değiştirme yetkisi yoktur. “Seçim bölgeleri” kanunla kurulu bulunduğundan, bunun değiştirilmesi de ancak kanunla mümkün olabilir.
Kaldı ki YSK, 26. 08.2015 tarih ve 1541 sayılı kararıyla Seçim takvimini belirlemiş ve sandık seçmen listeleri ile seçim bölgeleri kesinleşmiştir. bu saatten sonra “seçim bölgesinin” yani sandık yerlerinin değiştirilmesi ya da diğer bir ifade ile “Taşımalı Seçim” uygulanan yerlerde seçimlerin İPTALİNE sebep olur.
R.Tayyip Erdoğan’a Milletvekili yolunu açan Meşhur Siirt seçiminde YSK, 02.12.2002 tarih ve 978 sayılı kararı ile, “ Nedeni ister görevlilerin ihmali, ister köyde oluşturulan baskıya dayalı olsun Doğan Köyünde 17, 18 ve 19 nolu sandıklarda sandık kurullarının fiili teşekkülü sağlanmamış, seçmenin iradesini sandığa yansıtmasına imkan verilmemiş, kişilerin en tabi hakkı olan seçme hakkı engellenmiş, seçim işlemi tam kanunsuzlukla sakatlanmıştır.” Siirt Seçimlerini iptal etmiş ve yenilenen yapılan seçimde Mervan Gül yerine R.Tayyip Erdoğan Milletvekilli seçilmişti.
Cizre İlçe seçim Kurulunun aldığı karar, Yok hükmündendir. Geçersizdir. Çünkü, Seçim Kurulu Kararı değildir. İlçe Seçim Kurulu başkanı imzasıyla alınan karar Kurul kararı olmayıp böyle bir karar alamaya yetkisi yoktur.
YSK 19.03.2005 tarih ve 132 sayılı kararıyla “Kurul yerine seçim kurulu başkanının karar vermesini Geçersiz Saymıştır. (*)
Güvenlik nedeni ile sandıkların başka bölgelere taşınmasının ucu açıktır. Cizrede bazı Köy ve mahallelerdeki sandıkların başka yerlere taşınması YSK tarafından doğru kabul edilirse bunun önü alınamaz. Nihayetinde bu mantık, “Diyarbakır’daki sandıkların, güvenlik nedeni ile Ankara’ ya alınmasına…” kadar gider ki böyle bir uygulamanın olduğu ülke, zaten seçime de gerek olmayan bir ülkedir.
Yüksek Seçim Kurulu’nun “Taşımalı seçime” onay vermesi hukuken mümkün değildir. Ama , son zamanlarda öylesine hukuk katliamı yaşanıyor ki, YSK’NIN yetkisinde olmayan böyle bir olaya onay vermesi de bu ülkede yaşayanları artık şaşırtmaz.
(*)“ Yasada aksi gösterilmemiş ise asıl olan, kurul halinde karar alınmasıdır. 5174 sayılı Kanunun 81. ve 84. maddelerinde il seçim kuruluna yapılacak itirazın Kurulca incelenip Kurulca kesin olarak karara bağlanması gerektiği öngörülmüştür. 04.03.2005 günlü, 2005/9 sayılı Şehitkamil 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı kararına karşı Gaziantep İl Seçim Kurulu Başkanlığına yapılan itiraz üzerine verilen Gaziantep İl Seçim Kurulunun 08.03.2005 günlü, 2005/4 sayılı kararı Kurul olarak değil de, İl Seçim Kurulu Başkanı tarafından alınmış olması nedeniyle geçersizdir.”.