Ustanın bir çırağı: Serdar Kürkbabaoğlu

A.Niyazi Sertkalaycı ile Arka Plan yine dopdolu

06 Ekim 2015 Salı 06:30

 

         Serdar abi selam! senin gibi bir Arka Plan'ı gazetede yazacam dedim. Müsade eder misin? başlık olarak da Ustanın Usta Çırağı diye atacam dedim. İstanbul'a gittiğimde Ersin ALOK ve Ara GÜLER'de, ooo  geldin mi  çırağımın çırağı derlerdi dedi. Dondum kaldım. Yıllardır AFAD'da tanıdığım hem meslektaşım, hem de Serdar KÜRKBABAOĞLU. Mütevazi ve sanat dolu yaşamıyla, sektörün emektarlarından. Ortaokuldan sonra Stüdyo 75 dükkanında başlamış fotoğraf hayatına. İki kelimesinden birisi Mehmet BALTACI. Biz bugün sektörde ekmek yiyorsak onun sayesinde diyor. Canı rahmet istedi. Kimlere ön ayak olmamış ki Usta. Kimine iş, kimine sanat dünyasında. Mevlamdan rahmet diliyorum ustama. İki kelimeden birisi usta olunca, nasıl bilirdin Serdar Abi Ustayı, iki kelime ile anlatırmısın dediğimde. Ohoooo kitap olur diyor. Bununla birlikte unutamadığım özelliği ise kim olursa olsun, kapıdan giren müşteri de olsa , elemanlarıda olsa, küçük çocukta olsa kibarlığıyla "BAYIM" derdi. Tam bir İstanbul beyefendisiydi. Ah usta ah. Unutamadığım anımsa, benim için çok özel bir insandı, beni bir yere gönderdiği zaman, geç kalma konusunda rekor üzerine rekor kırardım. İlk aklıma gelen anılardan birisi bu. Yakın akrabası İrfan'la beni eşdeğerde tutardı. Benim yavaş hareketlerimden dolayı devamlı takılırdı. İrfanlaşma yine derdi. Hep hınzır derdi, sevecenliği ile. En meşhur kelimesi hınzırdı. Kimsenin kalbini kırdığını görmedim. Tam bir gönül adamıydı BALTACI...

1-038.gif

            Böylesine derin sohbete girip AFAD'ı konuşurken, 19 Kasım 1995'teki kazayıda bir anda hatırlayıverdi sevgili abim. Otobüsteydim dedi. 17 Kasım Cuma akşamı yola çıktık. Geri dönüyorduk. Fotoğraf için gitmiştik. Kimimiz uykuya dalmıştık, kimimiz dalmak üzereydik. Pozantıdaki şimdiki gişelere varmadan Soğukpınar mevki var. Öyle diyorlar oraya, bir anda kıyamet koptu. Kaza zaten orada oldu. Saat 1.30'du. Eşim ve gezide tanıştığım Mustafa KAMARI vardı yanımda. Büyüklerim hatırlamak bile istemiyor. Kötü hatıralar. Özgen ÖZGENAL, Bekir KARA gibi isimlerin yanı sıra 13 can, 13 Fotoğraf şehidi. Nurlar içerisinde yatsın üstadlarımız. Bu haftalık sadece içerisinde bulunan bir büyüğümü kısaca yazıyorum. İlerleyen haftalarda Fotoğraf Tarihi adına önemli bir ARKA PLAN olan 13 Kare'de beraber olacağız.

2(1)-012.gif

            Kamarı lafı geçince, o kadar beraber olmuştuk ama hiç anlatmamıştı bana , üyelik rozetini bile kendisi takmıştı bana. Dedi ya büyükler hatırlamak bile istemiyor. Akşamına Mustafa abimi arıyorum, öncelikle geçmiş olsun dileklerim, hemen akabinde abim Serdar Kürkbabaoğlu'nun dinlediğin veya hatırladığın bir anısı var mı? Olmaz mı... İstanbul'a gidiyor Serdar, film setinin ortasında kalıyor. En büyük meraklarından ve olmazsa olmazlarından birisi sinemadır. Yeri ve değeri ayrıdır. Şubat ayı dublör gelmemiş. Serdar ben olurum demiş. Kavga sahnesi dayak yeniyor, o soğukta boğaza düşüyor. Tam 9 kez düşüyor. Sonunda ilk sahne kullanılıyor. Gülermisin, ağlarmısın. Sinema bu. Fotoğraf gibi onunda emekçisidir sevgili Serdar. Hem de ne emekçi. Arka Plan'a yazdığım birisinin emekçi olarak anılması, ne mutlu bana. İşte Arka Plan bu.

3(1)-013.gif

            Fotoğraf haricinde sinema merakı da olan Kürkbabaoğlu, evinde film makineleri, ikibine yakın orjinal film afişi ve görüntülerle yaşıyor.Arşiv bayağı güçlü. 1950'den günümüze kadar birçok filmin afişi ise gerçekten emin ve kıymet bilen ellerde. Bunlarla başta Altın Koza olmak üzere birçok film festivalinde sergiler açılmış. Özellikle şimdiki gençlikle bu emek kokan çalışmaları paylaşmakla gurur duyduğunuda sözlerine ekliyor. Gün gelecek Kemal Sunal'ı bile kimse tanımayacak. Biz işte bu geleneği sürdürüyoruz.  Aslında sosyal medyadaki paylaşımlarına baktığınızda ne demek istediğimi çok daha net anlayabilirsiniz. 

4-033.gif

            Kendisi için çok özel ve önemli bir fotoğrafı sorduğumuzda, aslında hepsi önemli, herbirinin ayrı bir anısı var diyor. Bununla birlikte elim kazada tanıştığım bir doktor arkadaş vardı. Ben ona nasıl söyleyeceğim diye çekindim. Doktor bey müsade ederseniz ameliyata girecem. Canın saolsun dedi, evden alıp arabasıyla götürdü. İşte fotoğrafın gücü. Hastanede hanımefendiden izin almak ve ameliyathanenin kurallarına uymak kaydıyla deklanşöre bastım. Bu özel an bana ileride önemli bir ilaç firmasının düzenlediği yarışmada önemli ödül ve sergilemeler getirdi. 1993-2015 sanat biyografisine baktığımızda ise ulusal ve uluslararası arenada bir çok ödül ve başarıları görüyoruz. Devir filmli makine. Şimdiki devir değil ki. Başarılarını bir kez de burdan kutluyoruz.

5-025.gif

            Abim sonra ne oldu Fotoğraf bakışın değişti mi dediğimde, sanat ve iş olarak hiçbir şey kaybetmedim. Sanat olarak yaşam tarzım zaten fotoğraf, birde geçimimi sağlıyorum, halen de sağlıyorum değişemez. Fotoğraf olmazsa olmazım. Şu anki yaşamamı fotoğrafa borçluyum.

            Serdar KÜRKBABAOĞLU, 1963 Adana doğumlu.  Hem kalfalık, hem de Ustalık dönemi yaşayanlardan. Gerçek bir Fotoğraf emekçisi. Sular'dan sonra, Ordu Caddesindeki Stüdyo 75'te çalışan KÜRKBABAOĞLU, ustayla gerek AFAD, gerekse işle ilgili kısımlarda da dostluğunu ve saygısını yitirmemiş. Elim kazadan hemen sonra Usta AFAD'a üye yapmış. S. Haluk UYGUR başkanlık döneminde dernekte, yönetimde görev almış. Anlatırken AFAD'a birşeyler vermenin  hazzını yaşamanın, mutluluğunu gözlerinde hissediyordum.

6-022.gif

            Böyle en sıkıntılı anlarda ve yönetim kurulunda, taşın altına elini koyarak görev almış arkadaşlarımıza,  derneklerin lafta değil, icraatta sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Elbetteki aidiyet aidatla olur ama, globalleşen dünyada bana göre tarih, paradan daha önemli. Hem de yaşayan tarih. Paranın kazanabilirliği şüphesiz, lakin ya TARİH. Hem de yaşayan tarih. Silemezsiniz. Sildirmezler. Zaman gelir, keser sap misali, yaşamayanlarda karşınıza dikilir. Sadece zaman ve sabır...

F7-014.gif

            Sorarım sizlere dostlar. ÇIRAKLIĞINI yapmadığınız işin USTALIĞI olur mu? Mesela eğitimciler. Ben eğer bir yerden eğitim alacaksam altyapıya, ne yaptığına bakarım. Çıraklık dönemi nerde nasıl geçmiş. Özel okula yazdırıyoruz çocuklarımızı  aslında kaçımız kadroya bakıp yazdırıyoruz. Yada yönetimine. Eğitim çok ciddi bir iş, söylenen her kelime kurumu yada kurumları bağlar. Onun içindir ki etrafta bugün eğitimciyim diyen arkadaşları hayretle izliyorum.  Konusu ne olursa olsun çıraklık olmalı. Gerçi ustada bir elin parmağı kadarken, buda Niyazi'nin düşü olsa gerek...

            Kıymetli dostlar; son olarak geçtiğimiz Cumartesi yaşamını yitiren, meslektaşım merhum Nazif BAZ'ı rahmetle anarken, kederli ailesine mevlamdan rahmet diliyorum. Nazif BAZ ise bir zamanlar duvar ve çatı reklamlarında kenarlarda yazardı. NRA diye. İşte Memleketin dört bir yanında outdoor reklamcılığın duayenlerinden idi. Üretim devam ediyor. Sevgi, saygı, hakkaniyet ve muhabbetle...

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.