Bırakın artık, itibarı sıfırlanmış olanlarla uğraşmayı;
Şöyle bir bakın çevrenize; savaş kapıda…
Senin benim hazırlıklı olmamızın hiçbir kıymeti harbiyesi yok…
Ülke olarak, ortak irade göstermeye hazır mıyız?
Hala anlaşılmadı herhalde, karşımızdaki düşman PKK değil…
Ne diyordu ABD: “PKK bizim kara gücümüzdür…”
Şimdi düşman kim?
Düşman ABD, İngiliz ve İsrail’dir…
Bir de bunların yardakçı ve işbirlikçileri olan Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt gibi, ABD’nin kuyruğundan ayrılmayan ülkelerin yöneticileri.
Düşmanı tanımlayalım…
Kürk kökenli yurttaşlarımızın da düşmanı ABD’dir…
İnanmayan, Önce Çarlk Rusyası’nın, sonra da İngiliz ve Fransızların Ermenileri düşürdüğü tuzağa bakın; eğer bu da yetmiyorsa, İngilizlerin Yunanlıları nasıl tükettiğini görün… Bu da mı yetmedi, ABD’nin önce elinden tutup sonra da ölüme terk ettiklerine bakın.
ABD, zaten itiraf etmiştir; PKK bizin kara gücümüzdür.
Benim konum şu;
Türkiye’deki dinamiklerin enerjisi boşa heba ediliyor…
Savaş artık yurt genelinde aleni olarak başladığında;
Yiyecek sıkıntısı için hangi partinin çözüm önerisi var…
Hangi parti, 3 gün bile dayanmayan patates tohumunu İsrail egemenliğinden kurtaracak politika üretmiştir.
Oluşaak açlığa kim çare bulacağını taahhüt etmektedir.
Savaş başladığı an telekomünikasyon sisteminin bağımsız kılacak bir sistem var mıdır?
Türkiye’nin asıl sorunu maaş ve ücretlere zam mıdır? Yoksa, üretim midir?
Cebinde parası olanlar, neyi satın alacaklar?
Stratejik olarak limanlar, hava, deniz ve kara yollarını özgürleştirecek bir politikayı kim üretmektedir. ?
Bu uykudan uyanın; uyuyor numarası yapmayın ve milleti uyutmayın…
Milletin kaderi ve geleceği ile oynuyorsunuz.
Ekonomisi, tohumu, haberleşmesi, hammaddesi, limanları, gıdası, toprağı özgür olmayan bir ülkede yapacağın her şey aldatmacadır…
Al maaşını da başına çal, vereceğin zammı da…
Sen bana özgür topraklarımı verecek politikalar üret.