“Güvenlik nedeni ile” birçok İlçe Seçim Kurulu’nun seçim bölgelerinin taşınması yönündeki kararlarını Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yerinde bir kararla kesin olarak REDDETTİ.
Kanuna göre, her il, bir seçim çevresi ve her muhtarlık bir seçim bölgesidir. Seçim bölgesi içinde sandıkların neredeye kurulacağına İlçe Seçim Kurulları karar verir. Ancak, bir seçim bölgesinin güvenli olmadığı gerekçesiyle sandıkların başka seçim bölgelerine nakli hukuken mümkün değildir.
Bu durumu bir örnekle açıklayalım; Şakirpaşa Mahallesi bir seçim bölgesidir ve bu bölgede “seçim güvenliği yok” gerekçesi ile sandıkların Güzelyalı Mahallesine taşınması kararı verilemez.
Seçim Kararını YSK değil, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı yani, siyasi makam vermiştir. Şu halde, ülkenin her yerinde sağlıklı ve güvenli bir şekilde seçim yapılıp yapılamayacağını siyasi irade değerlendirir ve sonuca göre seçime gidip gidilmeyeceğine karar verir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin, ülkenin içinde bulunduğu durum gereği erken seçime gidilmesinin mümkün olmadığını ve doğru olmayacağını savunmasına rağmen seçim kararı alınmış olduğundan artık bu konuda GÜVENLİKLE İLGİLİ tüm sorumluluk siyasi iktidarın ve bu kararı alan Cumhurbaşkanlığı makamınındır.
YSK, siyasi iradenin almış olduğu seçim kararı gereği seçimi yapmakla görevli kurumdur. Seçim güvenliğini de YSK’nın almasını beklemek, yönetimi YSK’ya devretmek olur ki, bu durum da hükümetin çekilerek YSK’nın yönetime el koyması(!) demek olur.
Cumhurbaşkanı’nın YSK’yı hedef gösteren açıklaması son derece kaygı vericidir.
Siyasi iktidarın kendi beyanına göre ‘çözüm’ milletin geneline göreyse ‘çözülme’ sürecinde, “gerekirse baldıran zehri içeceğiz bu süreci tamamlayacağız” diye yaptıklarını savunup yaşananlara sahip çıkanlar, sonuç istedikleri gibi olmayınca, Valileri ve askeri yetkilileri sorumlu tutmaya çalışıyor. Bu hatayı yapan AKP iktidarı şimdiden, “ben demiştim” demek için de, “YSK gerekli kararı almamıştı” diyerek sorumluluktan kurutulma gayretindedir.
Ülkede seçimin güvenli bir şekilde yapılmasının sorumluluğu hükümettedir. Şayet ülkede seçim güvenliği yok ise seçim kararı alınmaz ya da ertelenir. Ama seçim kararı alınmış ise de artık; “Seçim güvenliği yok” diye YSK eliyle seçim bölgelerini değiştiremezsiniz.
Cumhurbaşkanı’nın YSK’yı hedef göstermesiyle, muhtemelen, 1 Kasım’da hükümet üzerine düşen güvenlik önlemlerini almayacak ve birçok seçim bölgesinde seçimlerin iptaline karar verilecek. Seçim iptal edilen yerler de genelde HDP’nin milletvekili çıkarttığı yerlerden olacaktır. Bu durumda seçim iptal edilmeyen seçim çevrelerinden seçilen milletvekilleri ile AKP tek başına iktidar hesaplarına ulaşacaktır.