Ya Rabbim! Bu halkı soymamak dolandırmamak için biraz daha irade ihsan et Ya Rabbim!
Soymak mı zor, soymamak mı?
Dolandırmak mı zor, dolandırmamak mı?
İnsanlar eğitildikçe kandırılma kolaylığı artıyor.
Bu insanlar, nasıl ve neyin eğitimini alıyorlar acaba?
Bir sandalye bulup oturduğu zaman (ayakta da olabilir) bu ülkeyi kurtarmak için her türlü ilim ve irfana sahip…
Ama telefonuna şöyle bir mesaj geliyor: “Sayın… şu kadar lira para ve şu hediyeleri kazandın. Alman için son üç gün. Hemen şu numarayı ara…”
Ülkeyi kurtaracak olan bilgiye sahip bu alim arkadaş hediyeyi almak için hemen arıyor. Düşünmüyor, ulan bu neden bana para versin? Düşünmez. Çünkü ruhuna bedavacılık mikrobu zikredildi. (Benim telefonuma geliyor, savcılığa gidip şikayet bile etmiyorum. Ben de kabahatliyim. Ama dolandırmak isteyen sahtekarlarla uğraşmaktan yaşamaya vaktim kalmaz.)
Halkımı aldatmak o kadar kolaylaştı ki;
Çünkü kendini yeryüzünün en kurnazı zannediyor…
Çünkü kendi, annesini, babasını, kardeşlerini, yeri geldiği zaman eşini veya ortağını aldatıyor ya… Aldatmaktan aldanacağını düşünmeye fırsat bulamıyor.
Kafası, emek vermeden bedava elde etmeye programlı.
Bakın şimdi; Emniyet Müdürlüğü çırpınıyor… “Aman dikkat!” diye uyarıyor. Tek tek mesaj gönderiyor. Kamu spotları ile televizyonlar, radyo ve gazeteler aracılığıyla halkı bilgilendiriyor; “Bu tuzağa düşmeyin” diyor.
Öyle uyarılmalarına rağmen koca Profesör (yanlış bilmiyorsam bir de savcı vardı) bir telefon üzerine birikimlerini bir poşete koyup, en yakın çöp bidonuna bırakıyor.
Esasında bu tür insanları “zeka kontrolüne” tabi tutmamız gerekirken, yine de milyonlarca insan bu aklı kıtları dikkatle dinleyip sözlerini tutuyor. Çünkü bu aklı kıtlar insanlara “göbeğiniz nasıl şişmez, k.çınız nasıl büyümez?” diye akıl veriyor.
İnsanımın temel ihtiyacı zeka değil, “göbek ve k.ç” dengesidir.
Bir de saç konusu var.
Allah’ım saçını ön plana çıkarmayan bir genç kız görmedim. (Bütün bu söylediklerimde her yüz kişiden on tanesini tenzih ediyorum. Onlar müstesnadır)
Bakın Tüketici Hakem Heyeti’ndeki dosyaların sayısı belli. Sadece Seyhan ve Yüreğir Kaymakamlığı’nda bu dosyaların sayısı 200 bini buluyor. Türkiye genelinde sayıyı düşünün.
Şimdi birileri telefon açıyor. Vatandaştan hesap numarası ve kimlik bilgileri neredeyse hesaplarının şifresini bile istiyor. Çünkü şikayeti üzerine hak ettiği parayı vereceklermiş.
Ulan geri zekalı salak; Kaymakamlık bunu senden ister mi?
Göbeğinle k.çınla, saçınla uğraşana kadar Allah aşkına azıcık gözünü aç.
Akşama kadar ahlaksızlık üreten tv programlarını seyredene kadar azıcık da kitap oku.
Memlekette kuaför, GYM (yeni öğrendim bu kelimeyi), vücut güzelleştirme salonları sayısı ile satranç kulübü sayısı karşılaştırılamaz bile.
Sen, kandırılmayı hak etmiyorsun da ne ediyorsun?
E, kapitalist sistem de “bireyi sömürme” üzerine kurulu olduğu için, oh gel keyfim gel…
Kandırılmak isteyen bir toplum ile, kandırmakla varlığını sürdüren bir sistem…
Mutlu ve barış içinde yaşayıp gidiyorlar.
Sana ne oluyor Sedat?
Allah’ın sen beni bu konuda 2 şeyden koru; Birincisi halkı soymama irademi güçlendir. İkincisi de böyle bir toplumda çoğunluğun demokrasisinden koru Ya Rabbim!