Adana'ya zenğinliğini iade edeceğiz

Sedat Memili'nin özel röportajı

22 Ekim 2015 Perşembe 07:10

BİR ADANA FOTOĞRAFI: DR. MÜZEYYEN ŞEVKİN

 

ADANA’YA ZENGİNLİĞİNİ İADE EDECEĞİZ.

İHMALLER KENTİNİN ÇÖZÜM ELİ: MÜZEYYEN ŞEVKİN

 

Çocuklarımın Türkiye için ölmesini değil, yaşamasını hayal ediyorum…

 

Varsın saraylar, gönlünde padişahlık özlemi olanlarda kalsın.

Biz gönül saraylarımızda gönül dostlarımızı konuk etmeye devam ediyoruz. Nezihe Yalvaç Otelcilik Uygulama Oteli’nin salonunda (bendenizin kışlık sarayı) bu kez Adana’nın gönül dostu, Dr. Müzeyyen Şevkin’i konuk ettim.

Benim kışlık sarayın, halka ait olduğu için görüşme saati kalabalıktı. CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in kapıdan girip, üç masayı geçmesi epey zaman aldı. Kendi halinde miskin miskin sohbet eden insanlar Sayın Şevkin’i görünce hareketlendi, önünü kesti ve herkes derdini anlatma yarışına girdi.

Sabırla dinledi, notlar aldı, çoğu sorunların çözümü de zaten zihnindeydi. Kolay değil, Sayın Şevkin, yıllardan beri Jeoloji Mühendisleri Adana Şubesinde 4 ve 5  dönem başkanlıklarının yanı sıra hemen hemen her dönem yönetiminde bulunmuş bir bilim insanıdır. Ayrıca İller Bankası’ndaki birikimlerini de sosyal ilişkilerindeki zenginliğine kattığımızda bir Adana Portresi ile karşılaşırsınız. Köy köy, mahalle mahalle Adana’yı tanıyani, yerel yönetimler ve yatırımları ile ilişkilerine vakıf, duyarlı insan, bu haliyle Adana’yı andırmaktadır.

Dr. Müzeyyen Şevkin, Adanalıdır, Adana’dır.

Bu nedenle üç masa boyu selamsız sabahsız yürüyemez.

Yanında gönüllü desteğini esirgemeyen ustafa Zorlu vardı. Sıcak bir karşılaşma oldu ama röportaja başlamak ne mümkün. Bu kez, Emekli öğretmen Fevzi Kavasoğulları ceplerinde bir tomar, mektup, belge ve birkaç dosya ile Sayın Şevkin’i esir aldı.

O emekli öğretmen, öteki işçi, berideki esnaf, iş adamı, üretici, tüketici haklılar; herkes dertli. Herkes çözüm arıyor ve CHP’nin bünyesinde Dr. Müzeyyen Şevkin’i çözüm merkezi olarak görüyor.

“Sayın Şevkin, partinizin tüzüğü, programı ve seçim beyannamesi dosyamda var. Adana sizi dinlemek istiyor. Adana’ya ne diyeceksiniz?”

“Sözlerime samimi bir itirafla başlamak istiyorum. Yıllardır Adana’ya yatırım yapılmamıştır; Adana’nın tarımsal ve sanayi üretimi her yıl gerilemektedir öyle olduğu halde Adana’da AK Parti’nin nasıl 1. Olduğuna şaşırıyorum. İnanın hiçbir bilimsel karşılığı yok. 3 Dönem Adana Milletvekilliği yapıp da hiçbir hizmet üretmeyen ve Adana’ya katkı koymayanlar bırakın cezalandırılmayı sanki ödüllendirilmişlerdir. Bunu anlamakta zorluk çekiyorum.

Adana, çok merkezi konumda olan bir kenttir. Nasıl ki Orta Asya’dan çıkma, yayılma ve Avrupa’ya geçiş olaylarında merkezi geçitler “Kavimler kapısı” olarak adlandırıldıysa, Adana’da geçiş noktasıdır. Köyden kente geçişte, Doğu’dan Batı’ya geçişte, şimdi de Suriye üzerinden gelen sığınmacıların kullandığı geçiş kapısı olmuştur.

Adana’dan geçemeyen, geçim kapısı yapmıştır.

Geçen, taşıdığı sorunlarla birlikte geldi geçti, geçmeyen de kendi sorunlarıyla birlikte Adana’da kalıp geçim kaynağı olarak gördü. Sığınmacılara sahip çıkmak, onların asgari yaşam standartlarına kavuşturmak ve sorunlarına köklü çözüm bulununcaya kadar konuk etmek insani bir görevdir. Ancak, ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar, göçle gelenler ve sığınmacılar için önlem almakta yetersiz kalmışlardır.

Alt yapı hazırlanmadığı için maalesef, fuhuş almış başını gitmiştir. Çocuk ve kadın dernekleri sürekli araştırma yapıp rapor yayınlıyorlar ama iktidarın kılı kıpırdamıyor.

İktidarların görevi halkın yaşamını kolaylaştıracak önlemleri almaktır. Bu nedenle CHP iktidara taliptir. Bu iktidar, Adana bağlamında söylüyorum, çözüm üretmediği gibi ayrıca sorun üretmektedir.

Bakın Adana, bu sistemle giderse gelecekte çok büyük riskler altındadır. Sığınmacılar, sağlık hizmetlerinden gerektiği gibi yararlanamıyor. Çok büyük bir bölümü istihdam edilemiyor. Edilenler ise kölelikten beter sömürülüyor. Genel istihdam politikası olmadığı için, ucuz işçi, Adanalı’nın işini elinden alıyor.

ADANA’NIN SOSYAL DOKUSU BOZULMAKTADIR

Bu olgular göstermektedir ki Adana’nın ufuklarında iki büyük sorun vardır:

Birincisi İşsizlik, İkincisi de Sosyal Dokunun Bozulmasıdır.

İşsizlik ve Sosyal dokunun bozulması.

Adana’da bütün bu sorunları üreten iktidarın milletvekilleri halkın karşısına nasıl çıkıyor anlayamıyorum.

“Adana için özelde düşündüğünüz çözümler?”

Adana’nın eski haline bilenler için şu an ki yıkımla yüzleşmek acı vericidir. Vardiya değişim saatlerinde Adana arı kovanı gibiydi. On binlerce çalışan fabrikalardan çıkar, on binlercesi çalışmaya girerdi. Kentin bütün esnafı kendini sonbahar aylarına hazırlardı. Çünkü, köylü ekinini toplamış, üretimini değerlendirmiş, kızını oğlunu evlendirecek veya kışlık hazırlığını yapacaktır. Ekonomi, sanayi ve ticaretteki bu canlılık Adana’yı Türkiye’nin 4. Büyük kenti yapmıştı.

Bu canlılık dünyanın en sayılı 3. Ovası konumunda olan Adana’nın Tarımın Başkenti olmasından kaynaklanmıştır. Adana’yı yeniden hak etmiş olduğu bu konuma getirmek kararındayız.

Tarımın ve tarımsal sanayinin geliştirilmesi, hem istihdamı sağlayacak hem de bozulan sosyal dokunun, toplumda yarattığı tahribatın önüne geçilmiş olacaktır.

Adana zaten avucumun içi gibi bildiğim bir şehirdir. Son zamanlarda da yaklaşık 300 Köy ve Belde gezdim. Köylü kalmadı ama yine de şunu gördüm; köylü toprağa toprak köylüye bakıyor. Kendi toprağına yabancılaştırılan köylü olur mu? O hale getirilmiş. Ne ekeceğini, ekerse nasıl satacağını, satarsa maliyetini karşılayıp karşılayamayacağını bilemiyor. Kendi kaderine terk edilmiş ve biz bu boş topraklarımız dururken, tarımsal ürün ithal ediyoruz.

CHP, bunun için var. Bunun için varız. CHP, programı ile, köylünün topraklarından koparılıp, varoşlarda üretimden kopuk yaşamasının önüne geçecektir.

ÖNCE TÜRKİYE

“Peki Sayın Şevkin, halkımız neden CHP’ye oy versin? Ülkem için ne yapmayı planlıyorsunuz?”

“Biz zaten seçim bildirgemizde de açıklamıştık.  Sorunlar Türkiye’de yaşandığı için, çözümler Türkiye merkezli ve Türkiye için üretilecektir. Bu nedenle temek yönümüz “Önce Türkiye” olarak belirlenmiştir.

Maalesef Türkiye bir çok konuda büyük yaralar almıştır. Önce kısa vadeli acil tedbirler devreye sokulacak ve sonra uzun vadeli program uygulanacaktır.

CHP İktidarımızın ilk 100 Gününde; Emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramları’nda birer ikramiye, Aile Sigortası Kanunu çıkarılacak. Bir anlamda köleleştirme sistemi olan taşeronlaşmaya son verilecek, taşeron işçileri kadroya alınacaktır. Kredi kartı borçları insanımızın boynundaki zincir gibidir. Bu zincir, tüketici kredisi borçlarında faizlerin en az %80’i’nin silmek suretiyle kırılacaktır.

Siyasetçiye bakış açısı, AK parti sayesinde son zamanlarda dibe vurmuştur, Siyasi Ahlak yasası çıkarılacaktır. Ben yıllarca Oda Başkanlığı yaptım. Kısıtlı sayıda üyenin aidatı bir anlamda kamu malıdır. Kamu malı üzerindeki tasarruflarımız denetime tabi idi ve bu hesabı vermekten onur duyardık. TBMM’sinde Kesin hesap Komisyonu yok. Bu olağan üstü başıbozukluk ve suistimale açık bir konudur. Kesin Hesap Komisyonu’nu mutlaka kuracağız. Halk parasının nereye gittiğini bilme hakkına sahiptir.

Passolig uygulaması tarihe gömülecek. Üniversite öğrencilerine kredi veriyorum diye propaganda yapıyorsun; mezun olanlara iş kapısı açmadan icraya veriyorsun. Bu gün yüzbinlerce işsiz gencimiz, okumak için aldığı krediden dolayı icralık. Bu gençlerimizi devlet ile küstürmeye hakkınız var mı? Bunun önüne geçilecek.

TALANA SERBEST ÜRETİME YASAK!

Bunlar ilk 100 günde yapmayı taahhüt ettiklerimiz. Bir de ilk 1 yılda taahhüt ettiklerimiz var.

Gemicik sahiplerine mazot 1 lira, çiftçiye 4.4 TL. Mazot, talana serbest üretime yasak! Bu adaletsizlik hemen giderilecek. Mazot çiftçiye 1.80 Kuruşa verilecek:

Asgari ücretten vergi kaldırılacak, net asgari ücret 1.500 TL olacak.

Hele %10 Srçim Barajı; bu hilkat garibesi durum ortadan kaldırılacaktır.

Öğrencilerin yurt sorunundan, KOBİ’lere sıfır faizli kredilere kadar bir çok uygulamaya imza atılacaktır. 100 günlük ve ilk 1 yıllık vaatler ile uzun vadeli programlar, Genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde Türkiye’nin dört bir yanına dağılan bilim insanlarının tespit ve raporları sonucu hazırlanmıştır. Sorunun kaynağına inilmiş ve çözüm üretilmiştir.

 

“Son olarak kısaca Türkiye için neyi hayal edersiniz?”

“Sabah uyanınca ülkemdeki insanların nereye gideceklerini bildiği mutlu bir ülke hayal ediyorum. Sabah uyandıklarında nereye gideceğini bilememek kadar büyük travmaları yaşamayan insanların olduğu bir Türkiye…

Çocuklarımın, boşu boşuna dağlarda, terör saldırılarında, önlem alınamayan iş kazalarında, usulüne uygun yapılmayan binalarda, depremler ve su baskınlarında ölmediği bir Türkiye hayal ediyorum.

Çocuklarımın, marangoz, cam ustası, inşaat mühendisi, mimar, teknisyen, toprağında çiftçi, fabrikasında işçi emeklisi, ayakkabı imalatçısı gibi meslek sahibi olarak ölmelerini hayal ediyorum.

Çocuklarımın bu ülke uğruna ölmelerini değil yaşamalarını hayal ediyorum.”

Sayın Dr. Müzeyyen Şevkin Adana Medya Gazetesine objektif yayıncılığından dolayı teşekkür etti. 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.