Suriye İçsavaşı ile dünya iki kutuplu oldu. Eski soğuk savaş çekişmesi, yerini süperlerin işbirliğine bıraktı. ABD, demokrasi, işbirliği ve refah devleti diyerek önce Irakta Saddam'a, sonra Afganistan'a ve sonunda Suriye'de rejim düzenlemeleri yapıyor. Rusya tüm bu gelişmelere seyirci kalmıştı.
New-York'ta Eylül/2015'te yapılan BM toplantısına dünya liderleri katıldılar. ABD Başkanı Obama'dan randevu alamayınca Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, toplantıya katılmamış ve yerine Başbakan Ahmet Davutoğlu gitmişti ve maalesef etkin bir liderle görüşemeden dönmüştü.
BM görüşmelerinde mutabık kalan Putin-Obama, tıkanan Suriye içsavaşında işbirliği yaptılar. Görüşmeden yarım saat sonra Rusya; IŞİD'e müdahale edeceğini bildirdi ve uçakları, muhaliflerin sahasını, barınaklarını bombaladı (30 Eylül 2015). Çok geçmedi Hazar denizindeki dört savaş gemisinde 26 adet balistik füze fırlatıldı ve hedefleri vurdu.
Rusya Genelkurmay'ından Andrew Kartapolov, basına yaptığı açıklamada (16.10.2015, Pravda) "Akdeniz'de görev yapan Rus gemilerinin her an IŞİD'i vurabileceğini" söyledi."
Rus hava saldırıları 30 Eylül'den bu yana İdlib, Halep, Hama ve Humus'taki muhaliflerin kontrol ettiği bölgelerde yoğunlaşıyor. Arada IŞİD hedefleri de bombalanıyor. Bu arada Türkiye sınırı da uçaklarla ihlal ediliyor ve bir İHA aracı vurulup Kilis kırsalına düşürülüyor, Rusya, yanlışlık/acemilikten dolayı özür diliyor. Rus İHA yapım firması, bunun kendi yapımı olmadığını ve vurularak düşürülmediğini söylüyor. Rusya bir heyet göndererek kazaların önlenmesi için ortaklaşa tedbirler alınıyor.
Rusya'nın, Türkiye sınırındaki muhaliflere (ÖSO) saldırmasının nedenleri şöylece açıklanmaktadır[1]: Lazkiye'nin kuzeydoğusundaki İdlib'e hâkim muhalif Fetih Ordusu, güneye doğru bu vilayet üzerine baskı yapıyordu. Temmuz ayından bu yana "rejimin kalesi" olarak adlandırılan Lazkiye'ye doğrudan saldırabilmeyi hedefleyen muhalifler, Lazkiye-Şam arasında kalan İdlib-Hama-Humus hattına ağırlık vermiş durumdaydı. Fetih ordusu, bölgedeki ilerleyişi neticesinde, "Lazkiye'ye açılan kapı" olarak nitelenen, İdlib'in güneyi ve Hama'nın kuzeybatısında yer alan Gab Ovası bölgesinin yaklaşık üçte birini kontrol etmeyi başarmıştı.
Hama'nın kuzeyi, İdlib'in güneyindeki Özgür Suriye Ordusu'na (ÖSO) bağlı 16 birlik de "Ceyşu'n-Nasr" adı altında birleşmiş, düzenli olarak rejim hatlarına saldırıyordu. Ceyşu'n-Nasr, Hama'nın kuzeybatısında Sehl Gab yönündeki El-Hammamiyyat, Ez-Zelakıyyat, Latmin ve El-Messase bölgelerinde ilerliyordu.
Hama ile Humus arasında kalan ÖSO kuvvetleri ise rejim ordusunun havadan baskısı altında olmasına rağmen, yaklaşık 3 yıldır rejimin Hama ve Humus arasındaki doğrudan bağlantısını kesmiş durumdaydı. Esad güçleri, Rus hava saldırılarının yoğun desteği sayesinde söz konusu bölgelerdeki muhalif ilerleyişi durdu. Daha çok savunma konumuna geçmek zorunda kalan muhalifler, 6 büyük köyü kaybetti. 13 Ekim'de Hama kırsalındaki Atşan, İdlib kırsalındaki Sekik ve Tel Sekik beldeleriyle Gab Ovası'ndaki Sermaniyye, Foro ve Bahsa köyleri rejiminin kontrolüne geçti. ÖSO, TOW füzeleriyle Muğayir ve Ma'an beldeleri çevresinde 21 rejim tankını imha etti.
Rus savaş uçakları 30 Eylül'den bu yana Lazkiye'nin kuzeyindeki Türkmendağı'ndan Hama'nın kuzeyine,ordan Humus'un doğusuna ve ordan Halep'e uzanan 400 kilometrelik hattı bombalıyor.
Rus bombalamaları ile Suriye'de değişen dengeler Haritada gösterilmiştir. Görüldüğü gibi Rusya üs, kurduğu Akdeniz/Lazkiye-Tartus bölgesinde kendi güvenliğini temin etmektedir.
Ortadoğu'yu düzenlemekte işbölümü yapan ABD ve Rusya Blokları, Rojava Kürtlerini desteklediklerini açıklamışlardır. Rusya'nın bombaladığı ÖSO bölgesine Kürtlerin karadan girmesi, Rakka ve Halep saldırılarından sonraya bırakılması tartışılmaktadır. Belki de İdlip alındıktan ve Kürt coğrafyası bütünlüğe ulaştıktan (böylece IŞİD'in Türkiye üzerinden personel ve lojistik destek alması önlendikten) sonra Rakka ve Halep'in zaptı daha kolay olacaktır.
Rusya, bu atakla kendisini gösterdi, gücünü ispatladı. ABD ve 60 müttefiki aktif duruma geçtiler. ABD, müttefik gördüğü YPG güçlerine 50 ton silah ve cephane gönderdi. Bunların içinde yerden hava hedeflerine fırlatılan, ısıya duyarlı Stinger füzelerinin bulunduğu iddia edildi ve ABD bunları yalanladı. Türkiye bunların PKK eline geçerek Türkiye savaş uçaklarını hedef alacağını ve bunu af etmeyeceklerini bildirdi.
Demokratik Suriye'nin kurulması için, "Demokratik Suriye Ordusu Güçleri" adı altında 13 örgüt bir araya getirilmiştir. Bunun omurgasını Kürtler-YPG oluşturmaktadır. Bu Gücün içinde Kürt, Arap, Süryani, Asurî ve Türkmen halklarının özsavunma güçleri vardır. Bu güçlerin sözcüsü El-Deham, geleceğin Suriye'sinin doğmakta olduğunun müjdesini vermektedir.
Haritada görüldüğü gibi Türkiye Rojava Kürtleri ile komşu olmaktadır. Ama Türkiye, IŞİD'i tercih eder bir siyasetle Kürtleri kendisi için "tehdit/düşman" görmekte, Dışişleri Bakanı bürokrat-Bakan PYD Başkanı Salih Müslim'in "kendimizi savunuruz" demesine karşılık "azarlamakta ve cezalandırılacağını" söylemektedir.
Geleceğin Suriye'si; Suriye Arap Cumhuriyeti'nden kalkarak Demokratik Suriye Cumhuriyetine (-Federatif-Özerk, Birleşik) unsurlara sahip bir Devlet olacaktır. YPG-PYD'nin Rojavada geliştirdiği Kantonal sistemin bir örnek olacağı anlaşılmaktadır.
Suriye örneği, herhalde başarılı olacaktır. Bunu yapan Devletlerin hepsi Federal veya Özerk bölgelere sahiptir (Rusya, ABD, Almanya, Fransa-Korsika, Avusturya, Kanada vb). Suriye'deki örneğe göre ve beraberinde Irak da Federal-Özerkli bir yapıda olacaktır. Giderek Ortadoğu'da ulus-devlet dayatması son bulacak ve coğrafyada çok parçalanmaya izin verilmeden etnik ve dini çatışmalar önlenecek, birlikte ve barış içinde yaşamak mümkün olacaktır.
Türkiye bu gelişmelere hazır ve müdahil olmalıdır. Dağı-taşın ve insanların tamamı Türk değil, Türkiye'dir. Bu birliktelik bağının, inceliğinin korunması şarttır.
[1] http://www.haberler.com/grafikli-analiz-suriye-deki-rus-saldirilarinin-7784313-haberi/16 Ekim 2015