Aydınlık günlere uyan Türkiye’m

Selin Öztekin yazdı

29 Ekim 2015 Perşembe 06:30

30 Mart 2014 yerel seçimlerinden iki hafta öncesi özel bir işimiz için abimle İstanbul’a gitmiş işimizi hallettikten sonra da arabayla Adana’ya doğru yola çıkmıştık. Uzun zamandır baş başa hem yolculuk hem de içsel sohbet yapmadığımızdan yolculuğumuzun keyfini çıkarıyorduk. Yol boyunca da canımız nerede isterse orada duruyorduk.

Mola verdiğimiz bir yerde odun ateşinde pişen çayımızı yudumlarken bize sıkma pişiren tonton mu tonton, yanaklarından kan damlayan yaşını hiç göstermeyen teyzeyle keyifli bir sohbete başlamışım. Nereli olduğunu, kaç çocuğu olduğunu sorduktan sonra seçimler de yakın olunca konu dönüp dolaşıp oylarını kime verecekleri sorusuna gelmişti.

Tonton teyzem elini kaldırdı sobanın başındaki ateşi tazeleyen kocasını göstererek:  “Şu var ya şu oyunu AKP’ ye veriyor ama ben kendimi bildim bileli Atatürk’ün partisine oy veririm. Bizim buraları devlet çok uzun yıllar önce hibe etti. Ektik, biçtik, ev bark sahibi olduk çocuklarımız oldu. Okudular, iş güç sahibi oldular. Evlendiler şimdi torun torba bir sürü. Sahip olduğumuz bu yaşam için, bize özgürlüğümüzü veren Atatürk’e her gün dua ederim. Kurtuluş savaşı sırasında annem cephede yaralanan askerlerin yaralarını temizlermiş.  Evdeki yiyeceklerin hepsini toplar; hasta, yaralı askerlere yiyecek götürürmüş. Her gün 2 km aşkın yol gidermiş de yoruldum demezmiş rahmetli anam.  Kurtuluş savaşındaki halkın verdiği mücadeleyi dinleyerek büyüdüm be kızım” dedi. Gururla!!!

                                                                                                                                                         

“Eskiden bizler komşularla yiyeceğimizi de, giysilerimizi de, acımızı da, sevincimizi de her şeyimizi paylaşırdık artık öyle değil buralardaki yaşam.  Kimse kimseye kapı açmak istemiyor.”

 Peki, teyzem sen böyle düşünürsün de bey amcam niye farklı düşünür? ”

 “Onun fikrine ben karışmam kızım onu da ona sor bakim” dedi.

Gülerek gelen amcaya abim “bak teyzem ne diyor, oyunu kime veriyorsun?” dedi.

 “AKP’ye veririm oğul” dedi.

 “Neden amcam?” diye sordu abim.

 “ Cumhuriyet Halk Partisi ne zaman iktidara gelse kıtlık oldu kıtlık. Her şeyi karne ile aldık ekmeği, tüpü. Sonra bizim buradaki camileri kapattılar. İmam hatip okullarını kapattılar. Bulunduğumuz yerde tek okul vardı o da kapatılınca ben ilkokul 5.sınıftan sonra okumadım” dedi.

Abim gülerek dinlediği amcaya “şuanki hükümetin yaptığı yolsuzluklardan haberin var mı?” dedi.  “Ayakkabı kutularında para kaçırmışlar dinledin mi haberleri biliyor musun ?”   Amcam yalan oğlum iftira inanma dedi.

 Abim; “ Oğlunun aldığı gemilerin değerlerini biliyor musun, nasıl aldı?” diye sordu.

Amcam “Yok bilmem” dedi.

Abim ; “ İstanbul’un çöplerinden damadının zengin olduğunu biliyor musun?” dedi.

Amcam: “Yok bilmem” dedi.

Abim;  “Peki zenginin çocuğu bastırıyor parayı bedelli askerlik yapıyor. Fakirin çocuğu da ölüp geliyor ne diyorsun?” dedi.

Amcamın verecek cevabı yoktu.

Abim “Peki amcam bu güzelim ormanları sit alanlarını partiye yakın adamlarına hibe ederek yeni yeni zengin mütahit ve iş adamlarının türemesine ne diyorsun?”  dedi.

Amcam;  “Ben bilmem oğul” dedi.

Abim;  Bak amca ben sana oturup AKP’ nin yaptığı bütün yanlışları, yolsuzlukları tek tek anlatırım. Bunları dinledikten sonra da istediğin partiye oy verebilirsin özgürsün ama bu gün bunları bir düşün. Geçmişteki yaşanılan kıtlıkla, yoklukla parti değerlendirmesi yapma. Türkiye’nin satılmadık kamu kuruluşu kalmadı. Bak işsizlik aldı başını gidiyor. Sen bu ülkenin gidişatındaki çirkinliklere son vermek istemez misin? dedi.

Amcam “Ben ne yapabilirim ki oğul?” dedi.

Abim; “ Amcam sen elindeki oyunun rolünü biliyor musun o her şeyden kıymetli bir hazine ülkemiz için. Doğru yerde kullandın mı hepimiz aydınlık günlere uyanırız dedi.

Amcam ayağa kalktı oğul dedi biz dağ başında yaşarız. Hiç bir şeylerden haberimiz yoktur. Kimse bizi aydınlatmaz. Senin gibi anlatan olsaydı bende oyumu vermezdim dedi.

Abim; “Dilediğine oy verme özgürlüğün var amcam karar senin” dedi.

Amcam;  karısının yanına geldi yıllardır Atatürk’ün partisine haksızlık ettim yaşadığım süre boyunca artık oyum CHP’nin dir, dedi.

Çayımızı içtik, sıkmamızı yedik, yaptığımız keyifli sohbetin mutluluğu ile yolumuza devam ettik.

Aradan 1,5 yıl geçti ülkemde değişen hiçbir şey olmadı. Aksine her şey daha da kötüye gitti. Ve gitmesi için her türlü oyunlar oynandı. AKP’nin dışında hiçbir parti en ücra köşedeki halkın ayağına gitmedi. AKP de gittiği her yerde parayla, kömürle, pirinçle, buzdolabıyla, muhtar baskısıyla, çocuklara iş bulunması vadiyle bilinçlendirilmeyen halkın oylarını satın aldı.  Ve o günlerden bu günlere gelinmiş oldu.

CHP de , MHP de  il il, köy köy, mahalle mahalle gezme ve halkı aydınlatma konusunda  çok yetersiz kaldı. İl teşkilatları kendi kendilerinin başını yemekten halka ulaşamadılar.

Ülkedeki haksızlıkların bitmesini dileyen halk için her seçim siyasi partileri liderlerinin egoları yüzünden hüsranla bitti. Kaybeden TÜRKİYE oldu.

Oysa Atatürk bu halkla Kurtuluş Destanı yazdı. Avrupa’yı dize getirdi. Savaştan çıkmış bir ülkeye  bacasından dumanlar tüten fabrikalar kurdu, toprak reformları yaptı, seçme ve seçilme hakkı verdi. Her şeyden önce eğitim ve öğretime çok önem verdi.

1 KASIM 2015 umutlarımızın tekrar yeşereceği tarihi bir gün. Başka baharlara kalmasın güneşli günlerimiz.

Sıra bizde!!!

Yeni destanlar yazmak için bu günün gençlerini aydınlık yarınlara taşımak için; Mustafa Kemal ATATÜRK için .

Tam bağımsız Türkiye’de yaşamak istedikleri için genç yaşta daracığında idam edilen Deniz GEZMİŞ, Hüseyin İNAN, Yusuf ASLAN için.

Doğruları yazdığı için öldürülen Uğur MUMCU için dürüstlüğünden ödün vermeyen Gaffar OKAN için ve Mustafa Yücel ÖZBİLGİN, Özdemir SABANCI, Eşref BİTLİS, Abdi İPEKÇİ, Hrant DİNK, Bahriye ÜÇOK, Türkan SAYLAN, Levent KIRCA ve Çetin ALTAN için...

Suçu olmadan ölen geleceği, umutları çalınan askerlerimiz, polislerimiz için, babasız bırakılan evlatlar için, evlatsız kalan anneler için.

Özgürlük ve bağımsızlık yürüyüşünde Ankara da, Gezi olaylarında ölenler için, Dini inançları yüzünden Madımak ’ta öldürülen sanatçı aydınlarımız için. 

En önemlisi demokrasiye olan inancınız için  01 KASIM 2015’ te ülken için oy vermeye gidin.

“2 KASIM SABAHI HEP BERABER GÜNEŞLİ GÜNLERE UYANMAK DİLEKLERİMLE CUMHURİYETLE KALIN. ”

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.