Geniş güvenlik önlemleri vardı. Olmalıydı. Güvenlik, varlığı belli olmayan ama yokluğu çok çabuk hisedilen bir olgudur. Aldığımız soluk gibidir.


POLİS HALK GERÇEKTEN EL ELE İDİ
Alana gelince dikkatimi çeken ilk şey, halk ile ptokololün arasındaki uzak mesafe... Bu resmi kurumların talebi mi yoksa organizasyon hatası mı bilemedim. Güvenlik had safhada idi. Güzel. Ama bu mesafenin güzenlikten öte bir şey olduğunu hissediyorsunuz. 
Güvenlik noktasında bir polis dikatimi çekti. Biraz daha yakından bakınca hatırladım. Nezihe Yalvaç Turizm ve Otelcilik Okulu’nda öğrencilere uyuşturucunun zararları hakkında bilgi veriyordu. Adının Mehmet genç olduğunu hatırlıyorum. Polis memuru Mehmet Genç sanki evine konuk gelmiş gibi çocukları sevgiyle karşılıyordu.
Gençliğimim kabusu olan polisler geldi aklıma. Bu değişiminde Cumhuriyetin eseri olduğunu düşündüm. 

Bunun yanısıra diğer polislerin de halk ile ilişkilerine tanık oldum. Halka yardımcı olan, yol gösteren, çocuklarla ilgilenip, bayrağı olmayanlara bayrak temin edip onları sevindiren ve sorulara sıcak yanıtlar veren polis... 
Yurttaş olarak düşüncem: İşte bu polis teşkilatı, kendilerinin ulvi varlığına gölge düşürenleri aralarından ayıklamaları gerek. Güvenliin ilk adımı, halkın polislere güvenmesi ile başlar. Bunu alanda Cumhuriyetin 92. Yıl etkinliğinde gördüm.
TSK ÇILGINCA ALKIŞLANDI
Adana 6. Kolordu Komutanlığına bağlı, kara, hava ve Deniz Kuvvetlerinin askerleri gurur verici görüntüleri ile alanlardaydı. Halkın en çok alkışladığı ve güvenle baktığı bir bölümdü. (Resim-5 ve 6)
Askeri Bando takımın marş söylemesi ile birlikte alan sessizliğe gömüldü. Ekim sabahının serinliği 29 Ekim’in guruyla karışarak derin bir soluk olarak insanların ciğerine doldu.m. (Resim-7)
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin geçişinden sonra Türkiye Kuvvayi Milliye ve Mücahitler Derneği’nin geçişini izledik. 
Ardından okulların geçişi başladı.
CUMHURİYET TÖRENİNDE TÜRBANLI ÖĞRENCİLER
Cumhuriyetin 92. Yılında Türbanlı öğrencilerin geçişlerini izledik. Bu çocuklar bizim. Bu çocukların sevinci sevincimiz; gururu gururumuzdur. Ama bu çocukları Cumhuriyet Düşmanı olmaktan çok, şu an ellerinde bulundurdukları özgürlüğü cumhuriyete borçlu olduğunu öğretmemiz gerekecektir.(Resim-9/10)
KOBİ’LER VE CUMHURİYET
Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tören alanında yürürken aklımdan şunlar geçti: Bu odanın cumhuriyet bayramı törenlerinde bulunması alkışlanacak bir olaydır. Ancak, aynı coşku ve aynı birlikteliği AVM’lerin şehir içinde yapılmasına karşı durarak gösterseler bu kente büyük hayırları olacaktır. Cumhuriyete sahip çıkmak, milli üretime, tornacıya, tuhafiyeci, kasap, manav, kabzımal vs... onlarca esnafa sahip çıkmak demektir.
KOBİ’leri kendi kaderine terk ederek Cumhuriyet savunulamaz. (Aklımdan geçenlerdi) 
Bir Çok Cumhuriyet ailesi gördüm: sadece ikisini paylaşıyorum. 
Üzerinde Türk bayrağı olan tankları geçişi halk tarafından çılgınca alkışlandı. 
Ve sayın Sözlü tören sonrası bir çay içimlik dinlendi. Dinlenme, MHP’nin Ziyapaşa Bulvarı’ndaki seçim bürosunda oldu. Çevresinde dostları vardı. Cumhuriyet hatırası oldu.


ORGANİZASYON KÖTÜYDÜ.
ELEŞTİRİ: Bir organizasyon ancak bu kadar kötü olabilir. Sayın valimizin konuşmalarının tek kelimesi dahi halk tarafından anlaşılamadı. Çünkü ses düzeni yerine gürültü vardı. Daha sonraki konuşma ve anonslar zaten anlaşılamadı. Bu organizasyon Cumhuriyet bayramı Törenlerinin anlamını ve ruhunu kavramamadığı için katletmişti.