Muharrem matemi ve Alevi örgüt beyanatları -1

Dr. Ömer Uluçay yazdı

30 Ekim 2015 Cuma 06:30

Önce, Muharrem ayında (10 Ekim 680) Yezid b. Muaviye tarafından, Emevi Ordularınca Kerbelâda katledilen 72 kişi için ve başta Şehitler Serdarı, Hz.Muhammed torunu ve Hz.Ali-Hz. Fatıma oğlu Hz. Hüseyin için Allahtan rahmet diliyorum. Aynı şekilde Hak, eşitlik, özgürlük ve demokrasi şehitlerine de rahmetler diliyorum. Hak için, iman-ikrar için bir insanlık bayrağı olan Hz. Hüseyin adına yapılan Matem Merasimlerin ve dağıtılan Aşure'nin Hak nazarında kabul ve makbul olmasını diliyorum.

Muharrem ayı, yas (matem) ayıdır, Hz. Hüseyin’in 72 sivil kişi ile beraber, Kerbelâda şehit edildikleri aydır. Ehl-i Beyt'e tabi Müslümanlar, bu nedenle bu aya “yas-ı Muharrem”, Matem-i Muharrem”, "Mah-ı Matem" derler. I2 İmam aşkına 12 gün oruç tutarlar, yani tam bedeni perhiz de yaparlar; mersiyeler, hatimler okur, hayvan kesmez, kan akıtmaz, düğün-dernek yapmazlar.

Kerbelâ Katliamı, insanlık tarihinde sivil, inançlı, ikrar ve imanlı bir grup insanın, zalime-zulme teslim olmadan direnmesi ve şehit düşmesidir. Zalimin ordusu atı-askeri-zırhı vardır ve fakat mazlumun da ikrarı imanı ve cesareti vardır. Zalim helak olmuş ve mazlum Hüseyin insanlığa bayrak ve şeref olmuştur.

Her devirde zalim (Yezid b.Muaviye) ve ona direnen mazlum (bayraklaşan Hz. Hüseyin) vardır. Zaman-mekân değişmiş ve fakat mücadele devam etmektedir.

Günümüzde de zulme direnen insanlar Hz. Hüseyin'in izindedirler, onların şahadetleri; hak, adalet ve insani değerler için mücadele edenlere güç ve cesaret kaynağı olmaktadır. Bunların birbirleriyle haberleşmesi, yardımlaşması ve sahip çıkması şarttır.

Alevilik yani Ehl-i Beyt izinde İslamiyet, sadece ahiret ile değil ve asıl olarak insanın dünya yaşamını düzene koymakta ve bunun; eşit ve hür, emin, selim, adil, müreffeh, müttehit ve barış içinde, kendi inanç ve ibadetinde olmasını kabul etmektir.

İslamiyet; kişi ile İlah arasındaki ilişkiyi açıklamakta, insanların adil bir yönetim içinde ve adil olarak muamele etmesini istemektedir. Yani iman-itikat-ibadet bütünlüğü ve serbestliği içinde (la ikra fi-din: Dinde zorlama yoktur) demektedir. İnanç serbesttir, Onun takdiri Yüce Allahındır. Bizi farklı dillerde, renklerde, dinlerde, ülke ve zamanlarda yaratan O’dur ve bunlar Allahın Ayetleridir. Hak Teâlâ, “İsteseydim hepinizi bir renkte, bir donda, bir dilde, bir dinde yaratırdım, yapmadım. Çünkü bu durum sizin için daha hayırlıdır” buyuruyor.

Bu ve benzeri açıklanmayan nedenlerle İslamiyet evrenseldir, tüm dünya içindir. Bu nedenle Ehl-i Beyt ilkeleri de evrenseldir. Sadece kendi camiası için geçerli ve gerekli olan ilkeler değildir. Ehl-i Beyt yolu, İslamiyet, insaniyet, akıl ve sevgi, barış, eşitlik, demokrasi, birlikte yaşam yoludur.

Belirtilen bu ilkelere varmak için Alevi yol ve meşrebinin usulleri, ibadetleri, nasihatları, ufku ve emelleri vardır. "El ele-el Hakka", barışın ve sevginin, hikmetin gücüdür. Dört kapı ve 40 makam, her yaşta ve baştaki insan geliştirmek, hizmetlerini topluma sunmak içindir. Bunu yapacak kadro ve bunun ilişkileri belirlenmiştir. Pir-Mürşit-Rehber-Muhip-Talip zinciri buna işarettir. Cem Meydanı, sorgu-sual ve görgü yeridir. Herşey alenidir, saklı-gizli bir şey yoktur. Bu meydan hak-özgürlük meydanıdır, herkes söz ve hak sahibidir. Müşküller birlikte çözülür, toplumu ilgilendiren kararlar burda alınır ve halka sunulur. Herkes bir diğerinden sorumludur. Musahiplikte amaç budur. Zakir, cemin ve toplumun bülbülüdür, ozanıdır, sözcüsü ve eğitenidir, deyişlerin hazinesidir. Alevi yolunun ulu ozanları, arifleri, kâmilleri, filozofları, sanatkârları vardır. Alevilikte esas, şahsın rızasıdır ve isteyerek, bilerek yolu seçmesidir. Alevinin dünyası, Rıza Şehridir. Bu şehir Muhammed ve kapısı Ali'dir.

Alevilik, gönül, akıl ve inanç yoludur. Kişi yaptığından ve yapmadıklarından mesuldür. Dünya işini, dünyada ve sağken hal eder, göçeni dardan indirir.

O ki geldik, yaşamak ve en iyi yaşamak hakkımızdır. Öyle ise; inanalım, hakka talip olalım, örgütlenelim. Bir yürüyüş eyleyelim "Tevekkeltü Talallah".Alevi der ki Hak bizdedir, dışarda aramağa gerek yok. Bak işte açıldı muhabbetin gülleri, rayiha saçıldı, dosta haber oldu, meydan açıldı. Gel ha gel…

Aleviliğin bunu yapacak eri-ereni-evliyası tarihte hep olmuştur. Direnmek de vardır ve firesizdir. İkrar-imandır, her Alevi bunu bilir ve üstüne düşerse direnir, minnet çekmez. Bu davranış ve temellerle, bir Alevilik kültürü de oluşmakta ve yaşam bunu zengin ve haklı duruma getirmektedir.

*

Ne var ki şimdiye kadar bu inancı yaşayan kardeşlerimiz, sadece kendi grupları içinde etkinlikler, düzenlemeler yapageldiler. Hâlbuki Alevilik-Ehl-i Beyt İnancı bir insanlık ve kurtuluş, birlik ve barış ortamında, paylaşarak yaşama şekli ve bayrağıdır. Bunu dünyanın merkezine kondurmak ve Güneş gibi yörüngesine girmek, nurundan, ziyasından gerçeği bulup yaşamak gereklidir.

Alevilik sadece zahiri değil ve bir o kadar da Bâtıni'dir. Genel ortak merasimler olmakla birlikte, meşreplere göre törenler yapmağa izin ve gerek vardır. Bunlar, anı-özü paylaşırlar, kâse, fincan ve bir de cevherin harareti, sunumu, tezahürü farklıdır. Aslında aralarında bir fark yoktur. Yol bir sürek binbirdir. Hak bir, esma binbirdir.

İşte bu noktada Türkiye'de Aleviler; kendi evlerini düzene koyduktan sonra toplumsal sorunlara da çare olmak üzere insanların ve toplumun dertleriyle meşgul olmağa, sevinçleri bölüşmeğe, acıyı paylaşmağa, yanlıştan dönmek için gerçeğe davet etmeğe başlamışlardır.

Bu gelişim ve değişim, ülkemizde bir devrim yaratacaktır. Bu da Ehl-i Beyt inancına göre insanların barış içinde, adil düzende, Rıza Şehrinde ve hep birlikte yaşamayı, dayanışmayı ve bölüşmeyi, görevi ehline vermeği egemen kılacaktır.

Böylece gönül ve dimağların ihtiyacı karşılanacak, sosyal düzen insani ve adil, ülkede ve dünyada barış geçerli olacak, zalime geçit verilmeyecektir. Toplumsal, inatlaşmalar ve aşırı menfaat çekişmeleri sona erecek, toplum huzur ve güvene kavuşacaktır.

Muharrem Matemi nedeniyle çeşitli Alevi Kuruluşları açıklamalar yapmakta ve ateşe su dökmekte, gönülleri abad etmektedirler. Hizmetler, Hak nazarında kabul ve makbul ola…

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.