Sadece izliyorum, zamanları ne kadar geniş ve ne kadar boş işler için geçirilen zamanları var. Gün bittiğinde yetiştiremiyorum, diyemiyorum ama plan ve programa bakınca, biraz da insan kendinde aramalı demeden edemiyorum. Adam işi gücü bırakmış soytarılık yapıyor derler argoda. (geçtiğimiz haftalarda yazdığım SOYTARI nedire inat bir Türkçeyle). Var mı iş-güç ortada. Bakın başka açılardan düşündüreyim sizlere. Öncelikle işsizlik? nerede? bana getirin bana. Hiç bir şey bilmeyen 3 kişi, meslekte olmasın ellerinde. Her türlü güvencesiyle istihdamını sağlayacağım. İşte gazete yazısı bir kanıt. Hodri Meydan. Tek şartım, o ne iş olsa yapalım diyenler var ya, sadece ve sadece 10 gün sonra ben bu işi yapamıyorum demeyecek. Giderse büyük bir yaptırımı olacak. Zamanın yetkilisi ile konuşurken, Niyazi Bey her gün kapımıza işsizim diye onlarca adam geliyor ne olacak diye klasik bir muhabbette sadece ve sadece hapis cezası getirin dedim, şaşırdı. Olur mu dedi. Olmazsa gelene iş bulsanız bile beğenmez dedim.
.gif)
Çünkü rahatlık ön planda. Gerçekten sevgili dostlar, maalesef durum vahim. Hele ki üretim yapan firmalara bir bakalım. Yetişmiş eleman sorunu çığ gibi büyüyor. Zamanın bolluğu ile iş beğenmeme kıyaslandığında, tüketim dolu bir toplum olma yönünde çabalar sürüyor. Şimdi nerde derler? bilirim sorarlar, kısa yoldan hemen söyleyim, tanıdığınız önemli ama Adana'nın eski Adanalı Kebapçılarına gidin sorun, kaçınızın çocuğu şu an usta gelmese tezgaha geçer diye sorun. Ama yok çocuklar okuyacak, elbette ki okuyacak biz karşı değiliz. Lakin bu ülkede herkes doktor olursa, kim laborant veya biyolog olacak. Hemşire nerede, kime yardımcı olacak...
-013.gif)
Çağımızın ekonomi hastalıklarından birisi olarak ara eleman açığını görebiliriz. Kendi işletmemde bile en az 5 personel ara eleman açığım var. Kaynakçı, Grafiker, Baskı, Muhasebe bunların başında geliyor. Bu yazının ardından, sadece yazıyla kalmayıp bu konu ile ilgili farklı girişimleri başlatacağım. Bununla birlikte, biz yaptırım olmayan çalışmalara alıştığımız için, nasıl olsa bana bir şey olmaz mantığı. Bir anda işten ayrılmalar. Tezgahtaki iş ne olacak? Üretici ne cevap verecek. Bunlar ilgilendirmiyor tabi. Elbette ki bir personel mutluysa neden gitsin ama bir işverende mutluysa neden aynı açıdan bakmasın. Olmalı, orta yolu bulunmalı, yakında süreci özellikle insan gücü üretimle tamamlayan işletmelerde sıkıntı çığ gibi büyüyüp, bazı mesleklerinde yok olmasına sebep verecek.
-014.gif)
Elbette ki sanayileşme, globalleşen dünyamızda, endüstriyel ve makineleşilmiş olmak güzel. Lakin iş gücü gerektiren, el emeği gerektiren ara işler sorunu çözülmeyecek. Yenilikler, İnovasyonlar, istihdam karşısında etkisiz olacak.
.gif)
Tembellik, içinde bulunduğumuz dünyanın en önemli sorunlarından birisi. Aslında bence bir hastalık. Kurtulması, tedavisi mümkün. Uzmanlara göre hastalık olmayan bu durum için, tembellik bir hastalık değil, bir kişilik yada durumdur. Tembellik sadece hareketsizlik değil aynı zamanda üretime yönelik motivasyonsuzluktur. Bazı kişilik bozukluklarının ve ciddi psikiyatrik hastalıkların belirtileri arasında motivasyon eksikliği var. Bazılarının kişiliği böyledir. Tembelliğin belirtileri; hatalar yapma, bazı şeyleri erteleme, işe geç gelme, izinsiz olarak ya da hastalık nedeniyle işe gelmeme, işi bırakma eğilimi, ilişkilerde bozulma, hizmet verilen kişilere karşı alaycı tavır sergileme ve başka şeylerle vakit geçirmedir. Öte yandan pek çok bilimsel icadın mucidinin tembel ve zeki kişiler olduğu söylenir. Ama icatların insanları tembelleştirdiği kesin.
.gif)
Ağaç yaş iken eğilir, mantığının gereksinimi ile aileler çocuğa başta sadece Mücadele Ruhu verip, topluma çıkartmalı. Hazıra alıştırılan çocukların, karşılaştıkları ilk zorlukta travmalar yaşayıp bunalıma girdikleri ve tembellikle zaman kaybettikleri aşikar. Bununla birlikte çok küçük bir insanda da görülse mücadele ruhu içerisinde olanlar, kabuğu kırıp çıkabiliyor. Hayata sımsıkı sarılıp, zirve için zorlukları bir bir aşıyor.
"Denebilir ki, hiçbir şeye muhtaç değiliz, yalnız bir tek şeye ihtiyacımız var: Çalışkan olmak! Servet ve onun doğal sonucu olan rahat yaşamak ve mutluluk, yalnız ve ancak çalışanların hakkıdır. . Yaşamak demek çalışmak demektir." sözleri ile Mustafa Kemal ATATÜRK, geçmişten günümüze başarı için sadece ve sadece çalışmak, üretmek olduğunu işaret etmiştir. Şimdi bütün bu yazdıklarımızdan yola çıkarak, İŞSİZLİK Mİ? TEMBELLİK Mİ? buyrun kararı siz verin.
.gif)
Bu vesile ile geride bıraktığımız Pazar günü gerçekleşen seçimlerin milletimize, vatanımıza hayırlı olmasını temenni ederken, kurulacak hükümetin bir an önce içerisinde bulunulan kötü tabloların düzelmesi adına yatırım ve çalışma yapmasını temenni ediyorum. Son olarak yine Ulu Önder'in "Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden, rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklallerini kaybetmeye mahkumdurlar." sözleri ile bu hafta ARKA PLAN'a veda ediyorum. Haftaya yeni bir ARKA PLAN ile başka bir ARKA PLAN hikayesinde görüşmek üzere. ÜRETİM DEVAM EDİYOR...