Hayat, bir türkülük yoldur; içinde nice 40 yıllık hatırlar barındıran…
Bazı yollar vardı bir solukluk, bazı yollar vardır bir türkülük;
KAHVE; HATIR ÜLKESİNİN BAŞKENTİ
Önünde eğildiğim ender insan, babamı kaybettiğime hala inanamıyorum. 30 yılı geçti, ama hala henüz bitirmediğim bir türkü kadar zaman olmuş gibi…
Kendisine “Baba senin için ne yapabilirim?” diye sormuştum. “Şeref bayrağımızı yere düşürme” demişti. “Sadece babalar çocuklarına miras bırakmaz, gerçek miras çocukların saydığı baba hatırıdır. Babalar mirası çocuklarına bırakır; çocuklar hatır sayarak bu mirası dünyaya bırakır…” demişti. Pek anladığım söylenemezdi.
Babam söyledi hayat öğretti.
AK Parti 1 Kasım 2015 seçimlerinde bütün tahminleri aşan bir başarı sağlamıştı. O gün televizyonun karşısında bu başarının nedenlerini düşünmeye çalıştım.
Nedir olayın esası? Bizce barajı aşması bile zor hale gelmiş bir partinin bu başarısının ardındaki sır nedir?
Sonra babamın anlattığı bir öykü geldi aklıma.
“Biri şehirde, diğeri köyde yaşayan iki arkadaş ortak bir iş yeri açmaya karar vermişler. İşin başında şehirde yaşayan kişi kalıyor. Köyde yaşayan birkaç ayda bir gelip, hesap kitap sormadan, ortağının kendisine pay olarak verdiğine ‘Allah’a şükür’der. İtiraz etmez. Razı olur. Böyle birkaç yıl geçtikten sonra Köylü Ortak bir gün yine iş yerini ziyaret ettiğinde, kendisine uzatılan payı alır ve ardından : ‘Arkadaş bu iş yürümeyecek. Ben ortaklıktan ayrılmak’ istiyorum der. Şehirli ortak ‘Neden?’ diye sorarak şaşırır ve ‘üstelik sana bu gün her zamankinden daha fazla ödeme yaptım.’
Köylü Ortak: “Konu yaptığın ödeme verdiğin pay değil’ der ve yerdeki bir karınca sürüsünü göstererek: ‘Bak Ortak’ der, ‘Ben buraya her geldiğimde senin söylediklerine değil, bu karıncalara bakarak dükkânın durumunu anlarım. Yıllarca buraya geldim. Baktım. Bu karıncaların yuvası içeride ve hep dışarıdan içeri bir şeyler taşıyorlardı. İlk kez, yuvalarının dükkânın dışına yapmışlar ve içeriden dışarıya taşıyorlar. Bu kötüdür. Dükkânın gittikçe biteceğinin işaretidir’ demiş.”
AK ARTİNİN SESSİZ KAHRAMANLARI
Evet, AK Parti’yi başarıya götüren, dışarıdan içeriye rızk taşıyan karıncalardır.
Adı sanı olmayan, basına çıkmayan, cafcaflı elbiseler, havai fişekli gösteriler arasında dolaşmayan, sadece ama sadece kendi sorumluluğunu bir karınca misali sabırla yapanları yüzü suyu hürmetine bu başarı sağlanmıştır diye düşündüm.
Bu sadece ekranda gördüğümüz siyasilerin başarısı olamazdı. İşte, her şehirde, kasama, köy ve mahallede dükkan için iyi niyetle çalışan karıncaların başarısı ile karşı karşıya kalmıştık.
Biz siyasileri görüyorduk ama perde gerisinde olan sistemin, bu sessiz, adsız, mütevazı kahramanlarını görmüyorduk. Göremiyorduk.
ÖZYÜREK; SİMGESEL BİR KAHRAMAN

İşte o an aklıma değerli insan Talat Özyürek geldi.
Talat Özyürek, AK Parti’nin simgesel sessiz kahramanıdır.
Seçimden önce gördüğümde, elinde çok sade hazırlanmış bir kutu görmüştüm. Üzerinde :” 13 Yıllık Hatırımızı Saydınız, Neden 40 Yıl Olmasın?” yazıyordu.
Evet, Hatır… Hatır ve Kahve…
Acaba toplumumuzun kültüründe insanları bir biri ile kaynaştıran başka iki kavram var mıdır?
Hatır, toplumun en dinamik, en canlı ve en otoriter birleştirici unsurudur.
Hatır, içerisinde sevgi, saygı, hoş görü
Hatır bir gönül coğrafyası, Kahve ise bu coğrafyanın başkentidir.
İkisini bir araya getirmişti Sayın Özyürek…
Hatır Kavramı aynı anda hem ahlaki, hem dini, hem sosyal hem de kültürel yaşam ve anlayışımıza hitap eden bir anlam denizidir. Bu kelime kadar, Anadolu ve Mezopotamya insanın teslim alan başka bir kavram var mıdır bilmiyorum?
“Hatırım için” kelimeleri ile başlayan her cümle -eğer iyi niyetle söylenmişse- bütün kötülük, nifak, kızgınlık ve öfkelerin son durağıdır.
Hatır öyle bir gönül coğrafyasıdır ki, içinde kötülüğü, kini, nefreti, düşmanlığı ve öfkeyi barındırmaz. Bu ulvi bir sözleşmedir ve bu sözleşmenin mürekkebi ise kahvedir.
Karşılıklı içilen kahve, bir anlamda ulvi bir sözleşmedir.
HALKIN İÇİNDE VE HALKTAN
Günahımızla, sevabımızla, iyi ve kötü yanımızla 13 yıl birlikte olduk ve hatırımızı saydınız; bizi gördünüz. Biz de insanız. Hata ve yanlışlıktan münezzeh değiliz. Buyuz… Sen yok, Ben yok, biz varız. Ve biz Türkiye’yiz. Ve işte sözleşme için mürekkebimiz: Kahve.
Türkiye’de kayıtlara geçmemiş ve asla geçmeyecek olan milyonlarca kötülük, küskünlük, öfke, karşılıklı içilen bir kahve ile son bulmuştur. Çünkü o kahve hatırı barındırmaktadır.
Talat Özyürek, “Hatır ver Kahve”yi bir araya getirmiş ve kırk yıllı yolu gidecek simgesel bir araç oluşturmuştur.
“Daha gidecek çok yolumuz var…”
Bu yol bir türkülük yoldur, bu yol yaşamdır ve aynı ideali paylaşan insanların bir arada kat edecekleri yoldur.
Bu mesajı vererek dolaştı ve katkı koydu AK Parti hareketine.
İlginçtir, Talat Özyürek’i tanıdıktan çok sonra AK Parti’nin Çukurova İlçe Başkanlığı’nda Yönetim Kurulu üyesi olduğunu öğrendim.
Ne kendisi söyledi ne de ben sorma ihtiyacı hissettim.
Zaman zaman sohbet ederdik; görüşlerini sakin, heyecansız ve mütevazı bir ruh hali ile paylaşan bir dostumuzdur. Özellikle siyasi görüşlerine katılmadığım halde, sahip olduğu yaşam felsefesine ve bunu ortaya koyuş biçimindeki tevazuya her zaman saygı duymuşumdur.
AK PARTİ NASIL BAŞARDI?

“AK Parti nasıl başardı?”
Bu soruyu kendisine sormadım. Çünkü bu bir röportaj değil. Sadece, Talat Özyürek gibi AK Partinin sessiz karıncalarını gözleyerek, başarıya nasıl ulaştıklarını anlamaya çalışmak ve ders çıkarma amacıdır.
Bazı partililer toprak üzerindedir, görünecek yerlerdedir. Ama toprak üzerinde bir buğdaya baktığımızda onun bereketli olmasını sağlayan sadece çiftçiler değil, ayrıca aşağılarda ve görünmeyen yerlerde toprağı havalandıran canlılardır. Bu çalılardır, toprağa bereket katan ve can veren.
SEN DOĞRU OL KEM CEZASINI GÖRÜR

Sonra Özyürek ile neler konuştuğumuzu hatırlamaya çalıştım. Gerek zaman zaman sohbetlerinde söyledikleri gerekse Adana Medya Gazetesi’nde paylaştığı yazıları zihnimden geçirmeye başladım:
“Ben halkın arasındayım. Ne istedikleri ve ne istemediklerini konusuna hakimimim. Sadece beni benimseyen ve onaylayanlar değil, daha çok bana karşı duran ve muhalefet edenlerle bir arada oluyorum. Eksiğimi görmek ve nerede hata yaptığımı anlamak içindir. Aynı düşüncede olanlar muhabbetlerinde birbirlerinin noksanını göremezler….”
“Halk artık vaadlere kanmıyor. Vaat, yıllarca halkı kandırma aracı olarak kullanılmıştır. AK Parti asla vaat etmedi, taahhüt etti…”
“Sen doğru yolda yürü, kem cezasını bulur…”
Bu ve buna benzer onlarca düşüncesi geçti aklımdan. “halka dokunmak gerek. İnsan, artık sorunlarına çözüm arıyor. Yarasına merhem olacak insanlarla birlikte oluyor…”
Burada aklıma, okul öğrencilerine dağıtılan küçük armağanlar şeklinde kırtasiye malzemeleri geldi. Özyürek, kendi elleriyle değil de hazırlayıp dostlarına dağıttırdığı bu malzemeler ile çocukların gözlerinde oluşan sevinç ve dualarla mutlu olduğunu düşünüyor.
Şimdi koca koca insanlar ekranlara çıkıp, seçim sonuçlarındaki rakamları konuşacak…
Halk ne mesaj verdi? Halk ne dedi?
Halk ne istiyor? Kem küm… Kem küm…
Talat Özyürek’i gözleyen her partili kendi eksikliğini görür.
Baktığı zaman önce insanı görmek bilgi sahibi herkesin savunacağı bir şeydir. Ama önce insanı görmek ve kavramak yaşam biçimidir. Sadece bilgili olmak yetmez.
“Halay bizim halayımız, zeybek bizim zeybeğimiz, horon bizim horonumuz, zılgıt bizim zılgıtımız her iki taraf içinde analar aynı dua okuyup, cemaat aynı kıbleye dönüyorsa şayet bizi birbirimizden ayırmak, düşman etmek kimin haddine deyip bu şiarını terennüm ettiyse kötü mü? Etti…
İslam kardeşliği paydasında, analar ağlamasın deyip Türklerin ve Kürtlerin homojenliğinde daha güçlü Türkiye deyip, Ülkemizi daha müreffeh bir geleceğe taşımak için çırpındıysa kötü mü? Etti… Her ne kadar yaşam, sonuç odaklı olsa da unutulmamalıdır ki; Sn. Cumhurbaşkanı da netice itibariyle beşerdir, onun da yaşadığı hayattır ve attığı taş bazen yerini tutmayabilir…”
Ve bu açıdan baktığımda diyorum ki; Daha gidecek çok yolumuz var. 13 Yıl hatırımızı saydınız, neden 40 yıl olmasın?”
İşte AK Parti’nin başarısı bünyesindeki bu sessiz insanlardır.
Babasının ve insanlığın hatırını bir kahve içimlik dünyaya miras bırakan Talat Özyürek’in yanından ayrılırken huzur doluydum.