Her galibiyet kazanç değil her mağlubiyette kayıp değildir.
7 Haziran olmasaydı 1 Kasım olmazdı. Anadolu’da bir tabir var; bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Ak Parti 7 Haziranda kaybetmiş lakin bir yönüyle de kazanmıştır. Demek ki bazen kaybetmek, kazanmanın ta kendisiymiş…
Sürekli istihzai yorumlar ve paradokslarla Ak Parti’nin Anap’a benzemesi için dua edenler; şimdi kendilerine bir iyilik yaparak ‘bizlerin yol kazası’ dediğimiz geri dönüşümüzü ‘ Ak Parti metaforunda’ iyice müşahede etmelidirler.
Çok şükür ki Türk toplumu artık eskisi gibi değil, futbol takımı tutar gibi parti tutmuyor… İdeolojik gözlükleri çıkarıp, mevcut gerçeklerle birleşip, rasyonelleşmiş, güven aramış, dolayısıyla çıkarlarını öncelemiş ve Ak Parti’nin gelecek taahhüt eden siyasetini desteklemiştir…
MHP ve HDP kimlik siyaseti, CHP ise kronikleşmiş laiklik sendromu yaşarken Ak Parti tabanını da konsolide ederek kitle partisi hüviyetine bürünüp ‘Türkiye partisi’ olmuştur.
İddialı diğer üç parti ülke insanına manipülatif karamsarlık, kaos, dağıtırken Ak Parti aziz Türk milletine, her daim umut dağıtmıştır… Ki, bunu hiçbir zaman ne istismar etmiş neden popülist yaklaşımlarda bulunmamıştır.
Aziz, necip, refik Türk milleti ‘bu ayak oyunlarının bekrauntunu görerek’ ferasetini bir kez daha hamiyetlenerek göstermiş ‘blok siyasetinin’ ne demek olduğunu sağduyusuyla ziyadesiyle yaşatmıştır.
Siyasi müktesebatı tartışmalı olanlar, iktidara ortak olma trenini kaçırdılar. Türk toplumunun sosyolojisini iyi okumadan irrasyonelce sundukları ‘seçmen koalisyon istiyor’ tezi resmen çökmüş, saygıdeğer Türk Milleti derdini de ağrısını da sandıkta anlatmıştır…
Şu unutulmamalıdır ki; Ak Parti kendi içerisinde mütemadiyen özeleştiri yapıp rotasyona giden bir partidir.
Elbette Ak Parti’nin de eksiği gediği vardır lakin sevabı günahından kat be kat fazladır.
Diğer bir paradigma ise Ak kadrolardır. Hangi tandanstan olursanız olun vicdanlarınıza soruyorum: Siz olsanız; rasyonel zeminde bu ülkeyi hangi kadronun yönetmesini istersiniz;
Ak Parti: A. Davutoğlu, Ö.Çelik, N.Kurtulmuş, A.Babacan, C.Yılmaz, M.Şimşek, C.Çiçek, M.Özhaseki, F.Çelik, S.Soylu ve sayabileceğimiz onlarca belki de yüzlerce lider profiline sahip Ak Parti mensubu kolektif hafızanın bileşenleri…
Şimdi vicdanlarınıza bir kez daha soruyorum; diğer üç partiden bir bakanlar kurulu kurmaya çalışır mısınız?
Eminim ki şuan genel başkanlar hariç, hiçbirinizin aklına hiçbir şey hiçbir isim gelmedi…
Yukarıda yazdığım, insicam dolu ana parametrelerdir Ak Parti’yi Ak Parti yapan…
Hülasa:
İnanıyorum ki; Ak Parti kaldığı yerden devam edecek, ülkenin kronikleşmiş problemlerini yapısal reformlarla düzeltecek, fazlasıyla kutuplaşan memleketimiz, biran önce barış iklimine dönecektir…