Levent Bilman[1], NGO’ların rolleri ve işlevleri, etkileri, yararları hakkında örneğe dayalı bilgiler vermektedir:
Dünya çapında; ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde ve hemen her alanda faaliyet gösteren "Hükümetdışı Kuruluşlar" (Non-Governmental Organizations-NGO) vardır. Bunlar, ekonomik ve sosyal alanlarda, giderek güçlü bir aktör olarak da ön plana çıkıyor.
İsimlendirme farklıdır: Hükümetdışı Kuruluş, sivil toplum örgütü, kâr amacı gütmeyen örgüt, vatandaş derneği, özel gönüllüler örgütü, sivil baskı grubu.
NGO’lar, köleliğin kaldırılması için 18.yy’da vatandaşlar örgütü olarak meydana çıkmış ve nihayet "Köleliğe Karşı Dünya Sözleşmesi"nin 1840 yılında imzalanmasında önemli rol oynamıştır. Bu tarihten ve başarıdan sonra gönüllü birlikteliklere dayalı örgütlerin sayısı ve ilgi alanları hızla artmıştır.
Halen uluslararası nitelikte 30 bin NGO örgütü vardır. Sayıları hızla artmakta, uluslar arası eylem ve yardımlaşma hızla yükselmektedir. Dünya hepimizindir ve hükümetlerin egemenlik bölgelerinde İnsanlık Beyannamelerine aykırı işlemler yapılmakta, doğa zarar görmekte, insanlara baskı ve işkence, kadın ve çocuk istismarı yapılmaktadır. Göç, şiddet, iç-çatışma, açlık, işsizlik, yoksulluk, doktor ve ilaç yokluğu, salgın hastalıklar, terör, barınak-su-elektrik-yol yokluğu, doğanın ve faunanın tahribi büyük sorun olmaktadır.
Ulus-devletlerin tekli siyasetleri nedeniyle azınlıklar hak mahrumiyeti yaşamaktadır ve siyasi mücadele yeterli-etkili olmayınca silahlı mücadele devreye girmekte ve ülkelerde iç-savaş yaşanmaktadır. Bu organizasyonlar, bazı devletlerce “terörist” kabul edildikleri halde bazı devletler bunları NGO olarak kabul etmekte ve siyasi-ekonomik ilişkide bulunmaktadır.
Devletler, “terörist” statüsünde iken bu teşkilatlarla ilişki kurmadıkları halde, Hükümetdışı Kuruluş” olarak kabul edilince ilişki ve anlaşma mümkün olmaktadır. İçsavaş yaşayan birçok ülke, bu noktadan, muhalifleri ile anlaşma yapabilmektedir. Bunların statüsü; Dünya Bankası, İslam Örgütü, Petrol Üreten Devletler Teşkilatı, Dünya sağlık Örgütü, FKÖ, İRA, FARC, MORO GİBİ olmaktadır.
NGO’lar, günümüzde ulusal yönetimler, uluslararası kuruluşlar, şirketler, sendikalar gibi karar alma makamı bulunan hemen her oluşumu değişik ölçülerde etkileyecek güce sahiptir. Küçük-büyük devletler NGO etkinliklerini dikkate alarak kararlar almakta veya karar öncesinde bunlardan görüş istemektedir.
NGO’lar, uluslararası forumlarda hükümetler arasında yürütülmekte olan çeşitli müzakereleri etkileme alanında görülmektedir. Benzer şekilde, müzakereci taraflar üzerindeki baskıları sayesinde NGO’ların 1992 Rio Dünya Çevre Zirvesi’nde ozon tabakasına zarar veren gazların kontrolü konusunun belgelere girmesini sağladıkları, 1995 yılında Pekin’de yapılan Dünya Kadın Zirvesi’nde birçok konuda etkili oldukları bilinmektedir
Mozambik’te 13 yıl süren iç savaşın 1992 yılında sona erdirilmesi sürecinde "Community of Sant’ Egidio" adlı NGO’nun taraflar arasında uzlaşıyı tek başına sağlamıştır. Halen Sudan, Sierra Leone ve Sri Lanka’da NGO’ların benzer yönde çaba sarf ettikleri bilinmektedir.
NGO’ların çatışma önleme ve çözmede arabuluculuk rolü göze çarpmaktadır. Halen 500’e yakın NGO’nun "Avrupa Çatışma Önleme ve Transformasyon Platformu" bünyesinde faaliyet gösteriyor.
NGO’lar, insanlara doğrudan hizmet ve insani yardım malzemesi götürmektedir. Bir çatışma veya doğal afet bölgesine, hükümetlerden ve uluslararası kuruluşlardan çok daha süratli ulaşma, bürokratik işlemlerden arınmış olma, insanlarda tarafsızlık ve güven hissi uyandırabilme yetenekleriyle NGO’lar bu alanda büyük katkı sağlayabilmektedirler.
Günümüzde NGO’ların götürdükleri insani yardımın hacmi, Birleşmiş Milletler çerçevesinde sağlanabilenden çok daha fazladır.
Bu etkinliklerde bulunan NGO’lara devletler, bütçelerinden katkı sunmaktadır. Halen Avrupa Birliği’nin (AB), kalkınma yardımı, insan hakları, demokrasi projeleri, insani yardım, eğitim ve çevre projelerinin gerçekleştirilmesi için NGO’lara tahsis ettiği yıllık mali kaynak toplam bir milyon Euro civarındadır.
Sonuç olarak; “NGO’ların amaçlarında ve kullandıkları yöntemlerde büyük bir çeşitlilik görülmektedir. Geniş halk kitlelerini bilgilendirme ve harekete geçirme, belli gruplara doğrudan yardım malzemesi ve hizmet götürme, ülkelerin imzaladıkları uluslararası sözleşmelere uyumlarını daimi gözlem altına alma, bir çatışmanın tarafları arasında uzlaşı sağlanmasının yolunu açma, belli bir konuyu uluslararası camianın gündemine yerleştirme ve bu alanda hukuki düzenlemeye gidilmesine önayak olma, uluslararası kuruluşlardaki çalışmalara katkıda bulunma, bir konuda araştırma yapma ve uzmanlık hizmeti verme NGO’ların dünya ekonomik ve sosyal kalkınmasındaki başlıca eylem saha ve şekilleridir”.
[1] Levent Bilman: Hükümet Dışı Kuruluşların (NGO) Dünya Ekonomik Ve Sosyal Gelişimindeki Rolleri http://www.mfa.gov.tr/hukumetdisi-kuruluslarin-_ngo_-dunya-ekonomik-ve-sosyal-gelisimindeki-rolleri.tr.mfa