Sınırlar kanla çizilir bilimle korunur

Sedat Memili özel.

19 Kasım 2015 Perşembe 06:00

7. BÖLÜM

DEVLET YIKMA SANATI

SINIRLAR KANLA ÇİZİLİR BİLİMLE KORUNUR

DOZERLER, ÇÖKÜŞÜN GÖSTERGESİDİR

Bundan önceki 7 Bölümde Türk Devletlerinin ortak yıkılış nedenlerinin 9.uncusunu işlemiştik. Bu gün 10. Nedene kısaca göz atacağız.

Bilim ve teknikte geri kalınmış: T.C. kurulduğunda, İstanbul, İzmir, Bursa, Kastamonu ve Konya'da birer klasik lise ve teknik lise ile koskoca devlette, bir tek İstanbul'da üniversite vardı. Türklerin icat ettiği, geliştirdiği bir tane bile araç, alet ve cihaz yok. Türkler ömürlerini, ya üstlerini övmek, ya da eşdeğerlerini kıskanıp kötülemekle geçirmişler. Eğitim diye Müslümana, yalnızca Kuran’ı Kerim'in Arapça'sını ezberletmişler. Anlamının öğretilmesine de karşı çıkmışlar.”

 

ÜNİVERSİTELER DEVLETLERDEN UZUN YAŞAR

 

İtalya’da Bologna Üniversitesi 1088 Yılında kurulmuştur. Yaklaşık bin yıllık tarihi vardır.

İngiltere’de Oxford Üniversitesi 1096,  İtalya’da Modena Üniversitesi 1175, Paris / Fransa’da Sorbonne Üniversitesi 1200, Yine İngiltere’de Cambridge Üniversitesi 1209, İspanya’da Salamanca Üniversitesi 1218, Fransa’da Montpellier Üniversitesi 1220, İtalya’da Padua Üniversitesi 1222, İtalya’da Naples Federico Üniversitesi 1224, Fransa’da Toulouse I ve II Üniversitesi 1229, İtalya’da Siena Üniversitesi 1240, Fransa / Paris Pantheon Sorbonne Üniversitesi, 1258, İspanya’da Murcia Üniversitesi 1272, Portekiz’de Coımbra Üniversitesi 1290, İspanya’da Madrit Üniversitesi 1293 yılında kurulduğunda henüz Osmanlı İmparatorluğu kurulmamıştı.

 

O günden bu güne onlarca imparatorluk, yüzlerce devlet ve binlerce beylik kurulmuş, kurulan bu yapılar yıkılmış ama üniversiteler ayakta kalmış.

Bilimsel temeller üzerinde olduğu müddetçe devletlerin ömrü uzar.

Osmanlı İmparatorluğu kurulmadan önce dünyada – özellikle Avrupa’da – kurulmuş olan 14 üniversite hala ayaktadır ve hala bilim üretmektedir.

 

İstanbul Üniversitesi 1453 yılında kurulduğu zaman dünyada 39 üniversite vardı.

İstanbul üniversitesi İtalya’da Bologna Üniversitesi’nden 365, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan ise 154 yıl sonra kurulmuştur.

Çağdaş dünyada üniversiteler devlet kurarken, maalesef Türkiye’de devlet, üniversite kurmuştur.

1453 yılında Çağ Açıp çağ Kapatan Osmanlı İmparatorluğu ile övünüyoruz; olmayan ve kaybettiğimiz toprakların hayali ile avunuyoruz. O zaman elde ettiğimiz topraklar yok ama kurduğumuz üniversite var.

Devletler kanla kurulur ama bilimle ayakta tutulur.

Devleti kan ile kurarken dahi, bilim gereklidir. Kadeş Savaşı’nda Mısır ordusu üstün olduğu halde, Hititlerin demiri bilmeleri, işlemiş olmaları ve arabalarını 2 kişilik yapmış olması savaşın kaderini Hititler lehine değiştirmiştir.

Hititler Tanrılarına inanıyorlardı, ama savaşların inançla değil, silahla yapıldığını da biliyorlardı. (Hatta şunu iddia edebilirim, Hititlerin Tanrı inancı bu gün dini siyasete alet eden çoğu insandan daha güçlü idi. Çünkü Hititlerin inançlarının temelinde kesinlikle Tanrıya karşı yalan söylemek yasaktır. Hitit yurttaşları ve Hitit Kralları hata yapsalar bile bunu Tanrılarına itiraf eder ve yalan söylemeyi cinayetlerden daha büyük bir günah sayarlardı.)

 

Türkleri, Dünya Tarih sahnesinde üstün yapan önemli meziyeti Atları evcilleştirmiş olmalarıdır. Atlarla gidilemeyecek mesafelere gitmiş, atlarla ülkeleri fethetmişlerdir.

Çin, barutu keşfedinceye kadar, daima yenilmiş, yağmalanmıştır; barutun keşfi ile birlikte, Çin Seddi’nin caydırıcılık nitelikleri 2. Plana itilmiştir.

Bilim sadece savaşlara hizmet etmek için değil, insanlığa hizmet etmek için vardır. Barışı korumak için dahi bilime gereksinim vardır.

Dünya yerinde duruyor. İnsanlığın elinde bilimden başka kazanılmış hiçbir değer kalmayacaktır. Geri kalan değerler doğaya yani dünyaya aittir.

ZEKA TERBİYE EDİLMEYİNCE

İnsan fizyolojik olarak doğanın en güçsüz yaratığıdır. Çölde bir bitki, çölün o dayanılmaz koşullarında ayakta kalabilmek ve türünü sürdürebilmek için yapraklarını dikenli hale getirmiştir. Tropikal bölgelerin yaprakları geniş, step bitkilerinin yaprakları dikensidir; su kaybını önlemek için.

Kutup ayısı, kutupların iklimine dayanabilmek için derisini kalınlaştırmış ve tüylendirmiştir. İnsan, doğaya karşı bu değişimi sağlayamadığı ve bu konuda güçsüz olduğu için, ayıyı ölürüp derisini giymeyi akıl etmiştir.

İnsanı zeki kılan bir anlamda güçsüzlüğü olmuştur.

Üretmeyi beceremediğini, kafasına vurarak almak… Tabi bu da zamanla “Talan ve ganimet” kültürünü doğurmuştur.

Bahçemde meyve üretemediğim için, komşumun bahçesindeki meyveleri ele geçirmek. Zekâsı, o meyveyi üretmeye değil de talan yolu ile ele geçirme yönünde gelişmiş.

Böyle olunca, bilimin her türlüsüne düşman olmuş. Humbaracılarını da Avrupa’dan getirtmiş, ressamlarını da… Oysa zekayı terbiye etseydi bu sorunlar çıkmayacaktı.

Bu gün de zekanın terbiye edilmediği dönemler yaşıyoruz.

DİN, DEĞERSİZ İNSANLARIN ELİNDE KALDI

Din inancına dahi bilimsel bir gözle bakmadığı için, onu olması gereken değerden aşağıya düşürmüştür. Oysa dinin sadece ve sadece ahlaki değerleri ile yürümüş olsaydı, ne talana tevessül ederdi ne de yalana.

İslam Tarihi’nin en büyük hatalarından biri din gibi ulvi bir olgunun, yeteneksiz, cahil, basiretsiz, kötü niyetli bir takım insanların eline bırakılmasına göz yumulmasıdır. Örümcek kafalı olan bu adam kılığındakilerdir; din anlayışı değil. Dolayısıyla sanki bilim ve din bir birine karşıtmış gibi algılandı. Oysa Avrupa’da dünyanın kurulan ilk üniversitelerinin çoğu Papa’nın ve o yöredeki kardinallerin emri ile kurulmuştur. Cambridge dahil…

PAPA ÜNİVERSİTE KURARKEN ŞEYHÜLİSLAMLAR NEREDEYDİ?

Her hâlükârda, Hıristiyanlık inancından sonra yeryüzüne gelmiş olan İslamiyet Hıristiyanlığı da aşan bir anlayış ve inancı içermesine karşın neden hiçbir Şeyhülislam bir üniversite kurmamıştır?

CUMHURİYET DİN İLE BİLİMİ BARIŞTIRMIŞTIR

 Cumhuriyet Yönetimi ile birlikte din ile bilim barışmıştır. Cumhuriyet Sistemi din ile bilimin birbirine karşı değil tam tersine birbirini destekleyen sosyal olgular olduğunu benimsemiştir. Öyle ya, ahlakı olmayan bir bilim adamı ne işe yarar? İnsanlık inancı, hak, hukuk bilmeyen bir bilim adamı, şeytan kadar tehlikelidir. Nitekim bunları bu günlerde televizyonlarda sık sık görmekteyiz. Bilim adamı kılığındaki, ahlak, vicdan ve merhametten yoksun adamlar insanlığın felaketini hazırlamaktadırlar. Hem de dini o pis ağızlarında sakız yaparak.

Hamaset, yağcılık, yalakalı ile devletlerin yönetilemeyeceğinin bilincinde olan Cumhuriyetin kurucuları, bilimi ülke gündemine aldılar.

Üniversitelerde yeni bölümler kuruldu.

Araştırma ve geliştirme enstitüleri oluşturuldu. Bilimsel çalışmalar yapacak bilim adamları yetiştirilmeye başlandı. Bilimin ve sanatın her dalında insanlar ve değerler yetişmeye başladı.

 

Vatan, sadece haritadan oluşmaz.

Kültürüm de vatanımın bir parçasıdır. Karagöz ve Hacivat’ı Yunanlılar neden ister? Çünkü o vatanı oluşturan kültürel bir parçadır.

Vatan, kültürümü yansıtan tiyatro, sinema, resim, heykel ve müziktir.

Vatan, isim koyma özgürlüğüm, vatan kendi esnafımdan alışveriş, ürettiğim kumaş, yetiştirdiğim pancardır.

Görkemli saraylar içi boşaltılmış vatanı kurtaramaz.

DOZERLER SADECE TOPRAĞI DEĞİL BİLİMİ DE EZDİ

Maalesef, cumhuriyetin toplum yaşamına soktuğu bilim, son yıllardaki iktidarlar tarafından katledilmiştir.

Komünizm görüldüğü yerde ezilirdi; şimdi de bilim görüldüğü yerde eziliyor.

Bakın son yıllarda, sadece ve sadece dozer ve silindirlerin egemenliğinden başka hiçbir şey yoktur.

Ne bir sanatsal ne de bilimsel üretim; zeka ile elde edilebilen bir şey bulamazsınız. Varsa da iktidar ile ilgisi yoktur. Nobel Kimya Ödülü alınması gibi. ..Ülkeler biçerdöverler ile kurtarılır; dozerlerle değil.

Dozerle yaptığın yoldan ne geçiyor. O yolu borçla yapıyorsun, o yoldan geçen otomobilleri borçla alıyorsun ve o otomobillerin petrolünü de borçla alıyorsun.

Azıcık bilimden haberli olanlar bu ölümcül tuzağı görürler.

Bu yüzden devletler bilimden uzaklaştıkça yıkılır.

Bir ülkede dozer sayısı biçerdöverlerden fazla ise çöküş başlamıştır.

Çünkü dozer, sadece doğanın değil, insanlığın, anlayışların, kültürlerin, vatanseverliğinde üzerinden geçip ezer.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.