ADANA DEFTERDARI METİN OTAK: GELİN DANIŞIN; ZARARA UĞRAMAYIN
ECRİMİSİL, KAZANDIĞINIZ HAK DEĞİL, ÖDEDİĞİNİZ CEZADIR
CEZA ÖDEMEK KİMSEYE HAK KAZANDIRMAZ
Maliyeye ait kurumlar, şöyle geçerken ziyaret edilecek yerler değil(di). On yıl öncesine kadar. Yurttaşın nazarında en makbul en iyi vergi dairesi kendilerinden en uzak olandır. Öyle bir algı vardı. Son yıllarda bu algı hızla değişti. Yurttaşın sadece yolunacak kaz olarak görülme anlayışı sona erdi. Artık yurttaş defterdarlığın saygın bir bireyine dönüştü. (Bu konuda yazılacak / çizilecek çok şey var) geçen hafta Sayın Taner Talaş ile Defterdarlığa öyle bir ziyaret gerçekleştirdik. Defterdarımız Sayın Metin Otak’ın konuğu olduk ve işin dışında küçük ama çok değerli sohbetlerimiz oldu. Daha sonra “ecrimisil” konusunda röportaj yapmak üzere sözleştik.

Adana Defterdarımız Sayın Metin Otak ile (Hazine taşınmazları ve Ecrimisil konusunda) yaptığım bir görüşmeyi 25 Mart 2015 Tarihinde yine bu sütunlardan sizinle paylaşmıştım. Görüşmenin başlığı, tartışmaya yer vermeyecek şekilde şöyleydi: Ecrimisil Bir Tapu Belgesi Değil İşgal Belgesidir.
Tapu, doğal olarak bir hak sahipliğidir. Tapu sahibi, taşınmazı üzerinde her türlü tasarruf hakkına sahiptir. Tapu sahibinin mülkiyet hakkı da Anayasamız ile güvenceye alınmıştır.
Hiç kimse, mülkiyeti bir başka şahsa ait olan bir taşınmaz üzerinde tasarruf hakkı kullanamaz. Yasa buna engeldir. Kişinin, başka bir kişiye ait bir taşınmazı kullanmasından dolayı, ödediği tazminat o kişiyi taşınmaz üzerinde hak sahibi yapmaz.

İşte “ecrimisil” kavramı bu noktada devreye girer.
Özel ya da tüzel bir kişinin hazineye ait taşınması işgal etmesinin karşılığında ödediği tazminat “ecrimisil”dir ve işgalciye hiçbir hak tanımaz. Tam tersine kişinin hak sahibi olmadığını ve ayrıca işgalci olduğunu gösteren bir belgedir.
Bu konuda Adana Defterdarımız Sayın Metin Otak bir basın açıklaması yaptı. Bu vesileyle kendisiyle mutabık kaldığımız konuda sohbet etmek üzere bir araya geldik. Her zamanki nazik ve (çok eski) defterdarlarımız aksine güler yüzle ancak ciddiyetinden ödün vermeden karşıladı.
“Defterdar dediğiniz, kalın enseli, yüzü gülmez, görünce korktuğumuz bir kişi olmalı, bu konuda ön yargılıyız. Bu ön yargımızı kırdınız.”

“Devlet anlayışımız budur… Devlet kurumları, vatandaşların huzur içinde kendilerini buldukları yer olmalıdır. Bunu gerçekleştirene ne mutlu...”
İŞGALCİ OLMAKLA KİMSE ÖĞÜNEMEZ
“Ecrimisil konusunda bir basın açıklaması yayınladınız. Ecrimisil konusunda ön yargılarımızı kıramıyoruz… Cebinde ecrimisil belgesi olan, kendini o taşınmazın sahibi zannediyor?”
Gerçekten ben Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde görevlerde bulundum. Biliyorsunuz, bu güzel şehre Bursa’dan geldim. Orada bir kişiye ‘işgalci’ derseniz, hakaret olarak algılıyor. İşgalci olmadığını savunuyor. Ama özellikle Adana ve Mersin’de vatandaşımız cebinde gezdirdiği ecrimisil makbuzunu gösterip, hak sahibi olduğunu zannetmek bir kenara iddia ediyor. İşgal etttiği taşınmaz için tazminat olarak ödediği belgeyi gösterip hak iddia etmeye sadece bu bölgede rastladım. Oysa elindeki o belge şunu söylemektedir;” ben bu taşınmazı işgal ettim. Bu haksız işgalimin karşılığı olarak tazminat ödedim” öyle olmasına rağmen bir hak iddia edilmektedir...”
CEZA ÖDEMEK KİMSEYE HAK KAZANDIRMAZ

“Ecrimisil deyince vatandaş ne anlasın? Ya da ne anlamasın? Kanun ne diyor?”
“Basın açıklamamızda da duyurduk. Ecrimisil, Hazine taşınmazının, İdarenin izni dışında gerçek veya tüzel kişilerce işgal veya tasarruf edilmesi sebebiyle, İdarenin bir zarara uğrayıp uğramadığına veya işgalcinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın İdarece talep edilen tazminatı” şeklinde tanımlanmıştır.
Gördüğünüz gibi ecrimisil, işgalden doğan tazminatla ilgidir. Zaten işgal ettiğin için bir anlamda ceza ödüyorsun. Bu ceza kişiye hak kazandırmaz…”
“Evet, kamuoyunda ecrimisil sanki bir hak belgesi gibi işlem görüyor…”
“Biz bu şikâyetlerle sık sık karşılaşıyoruz. Bu vesileyle sizin kanalınızla da vatandaşlarımızı uyaralım. Hazine taşınmazlarını işgal edenlere tebliğat gönderiyoruz. Bazı vatandaşlarımız bilerek veya bilmeyerek bu tebliğatı yanlış yorumlayarak, hak sahibi olduklarını düşünmektedirler. Hazine taşınmazlarını kendi aralarında ve kimi zamanda ilgili mahalle muhtarın da muhtarlık mührüyle mühürlenmek suretiyle adi evrak niteliği taşıyan alım/satım veya zilyetliğin devri sözleşmesi adları altında 3. şahıslara bedeli mukabilinde usulsüzce sattıkları veya kiraladıkları bilgisi alınmıştır. Bu tür tasarruflar kanuna aykırıdır.
ECRİMİSİL İLE KİRA ARASINDAKİ FARK
“Peki ecrimisil ne değildir. Halkımız bunu hkira bedeli olarak algılıyor. Farkları nedir? ”
“Ecrimisil, demekten usanmayacağımız gibi kesinlikle kişilere tapunun sağladığı hakların hiç birini sağlamaz. Ecrimisilini ödeyen gerçek ve tüzel kişinin bu belgeye dayanarak yaptığı Devir / Kira / Satış gibi her türlü tasarruf geçersizdir.
Ecrimisil ile kira arasındaki farklara gelince.
1- Kira devlet mallarının bir idare şeklidir. Ecrimisil ise idare şekli değildir. Aslolan kira ile idaredir.
2- Kirada sözleşme söz konusudur. Ecrimisilde ise tazminat söz konusudur.
3- Kira geleceğe ecrimisil ise geçmişe yöneliktir. Bunun anlamı da şudur; ecrimisil geleceğe ait hiçbir tasarruf hakkını size vermez. Sadece geçmişte, haksız olarak kullandığınız taşınmaz için ödediğiniz tazminattır.
4- Kira alacakları ödenmediğinde 2004 sayılı icra iflas kanunu hükümleri uygulanır. Ecrimisilde ise 6183 sayılı kanun uygulanır.
5- Kira nedeni ile oluşan uyuşmazlıklar için adli yargıya gidilirken ecrimisilde idari yargıya gidilir.
En kaba anlatımla ecrimisilde bir sözleşme yoktur… Ecrimisil belgeleri de (tebliğat, ödeme emri, makbuz vs) bir sözleşmenin unsurları sayılmaz.
Yanlış yorumlamalardan dolayı maalesef zarar gören çok fazla yurttaşımız var…”
“Evet, vatandaşımız, hazine taşınmaz için ecrimisil ödediği müddetçe kendisinin olduğunu düşünüyor. Üzerine yapı inşa ediyor. Detaylarını bilemiyorum ama İşte Adana’da örneğini gördük.”

“Bu çok hassas bir konu… Vatandaşlarımızı hep uyarıyorum. Bu bölgede gördüğüm uygulamalardan biri de şu; ecrimisil belgesi ile kişiler kendi arasında devir, kira, ortaklık vs adında sözleşmeler yapıyor. Aklın alamayacağı büyük paralar dönüyor. Olay hukuksuz olduğu için sonradan büyük zararlar doğuyor. Kişiler zarara uğruyor.”
BİR ŞEY OLANA KADAR BİR ŞEY OLMAZ
“Bir şekilde taşınmaz üzerinde hakkı olduğunu düşünen başlıyor orada inşaata… Kimse de bir şey demiyor. Sonra da yıkım ekipleri dayanıyor…”
“Ben Adana’da bir şey daha gördüm. Bilmeyene, bilmeyen yol gösterircesine “bir şey olmaz” diyorlar. Bu konularda sihirli deyim “bir şey olmaz”. Öyle bir anlayış var ki, “Bir şey oluncaya kadar bir şey olmuyor…”
“Zarar görmesinler diye ne yapmaları gerekiyor… Vatandaş yıllarca araziyi ekmiş biçmiş, kendini o yerin sahibi gibi görüyor. Veya belediye sınırları içinde yer yapmış, masraf etmiş. Yıkım gerçekleşiyor. Vatandaş ile yetkililer arasında istenmeyen, tatsız olaylar yaşanıyor. Zarar nasıl önlenir?”
“Esasında kanunlarımızda belirsiz hiçbir şey yok. Her şey açık... Ecrimisil’i kısaca, bir başka şahsın (ki o şahıs hazine) taşınmazını işgal ettiğin için ödenen bir tazminattır dedik. Hem işgal edip, hem de üzerine bir takım eklentiler yaparsanız, idare buna müdahale etmek zorundadır. Size, ya eklentilerinizi kaldırın der veya idare kaldırır masrafını sizden alır. Zarara uğramamak için yapılacak iş basittir; yasalara uymak.
TARIM ALANLARI İÇİN KİRALAMADA ÖNCELİK HAKKI…
“Somut olarak vatandaş ne yapsın?”
“İdareye gelsin danışsın. Hazineye ait bir taşınmazın tasarruf hakkı idareye aittir. İdarenin dışında kalan özel ve tüzel şahıslar ile yaptığı her türlü sözleşme idarece geçerli olmadığı gibi kendisine de hiçbir hak tanımaz. Eylül /2014 tarihinde yayınlanan bir genelge, özellikle tarım arazilerini kullanıp işleyenler için bir hak tanımıştır…”
“Bunu açalım?”
Vatandaş işgal edip ecrimisilini ödediği yer üzerinde eklenti yapıp iş yeri oluşturuyor. Maliye bu şahsı mükellef olarak kaydeder, ancak belediye ruhsat veremez. O zaman idareye gelip, bu taşınmazla ilgili bizden bu yeri kiralamış olduğuna dair belge istiyor. O zaman anlatıyoruz. Bu kez kiralamak için müracaat et diyoruz. Tabi kiralamanın da ihale sonucu gerçekleşeceğini öğrenince, hiçbir şey yapmadan gidiyor. Çünkü ihalenin kendisinden kalıp kalmayacağı belli değil. Bu riske giremiyor. İşte geçen yıl yayınlanan yönetmelik, bu durumda olanlar için bir düzenleme yaptı. Ancak bu sadece mücavir alanlar içerisinde kalan tarım arazilerini kapsıyor. İdareye ait taşınmazlarda tarım arazilerini işleyenlere, ihale yapılmaksızın öncelik tanınarak 10 yıla kadar kira sözleşmesi yapma hakkı tanındı. Çağrı yapıyorum: bu durumda olanlara hak tanındı. Özellikle Çiftçi Kayıt Sistemine girmek ve tarım teşviklerinden yararlanmak için gelip kiralama için müracaat etsinler.”
“Son Olarak?”
Az önce de söylediğim gibi, İdarenin vatandaşı mağdur etmek gibi bir anlayışı olamaz. Aslonan kiralamadır. Kiralama birçok sorunun doğmasını önler. Ve en önemlisi, hazineye ait taşınmazlar için bir tasarrufta bulunmadan önce açıklamalarımızı okusunlar. Bize gelsinler. Danışsınlar. Zarara uğramasınlar. ”