Ömer Çelik ve meziyeti

Talat Özyürek yazdı

30 Kasım 2015 Pazartesi 13:30

 

Hayatımda birçok insan gördüm, birçok insan tanıdım. Yaşadıkları süre içerisinde zirvede olacakları tahmin edilip de dipte gezenlerden, sıradan olacağı zannedilip de zirvede dolaşan çok insan gördüm.

Sadece insan değil, kavramlarında aynı akıbeti olduğunu anladım.

Ve bu genç yaşımda insan, kavram ve eşyaların 2 nitelikleri olduğunu fark ettim;

Değerli olanlar ve önemli olanlar.

Bazı insanlar, toplumun kendilerine verdiği sıfatlar neticesinde bir önem kazanırlar, ama onların değerli olup olmadığı, o görevdeki amellerinden belli olur. Milleti temsil eden, çok önemli makamlarda olabilirler ama bu makam onları sadece önemli kılar, değerli kılmaz.

Bir üniversite profesörlüğü çok nemlidir… O profesörün o makamda yaptıkları, yani yetkisini hangi doğrultuda kullanıp kullanmadığı onu ya değerli veya değersiz kılar.

AK Parti Adana Milletvekili olan Sayın Ömer Çelik’in yaşam hikâyesi ve siyasette geldiği noktaya bakınca ilk önce bunları düşündüm.

Her hâlükârda, bir milletvekili oluşu onu önemli yapmıştır, ancak o, ortaya koyduğu çalışma disiplini, ilke ve ameller ile değerli bir mevki’e yükselmiştir. Nasıl ki yüzlerce milletvekili vardır ama başbakan olan bir Ahmet Davutoğlu ve cumhurbaşkanı olan Bir Recep Tayyip Erdoğan vardır.

Sayın Ömer Çelik’i önemli mevkiden değerli mevkiiye yükselten özellikleri nelerdir:

Elbette Birçok özelliği vardır lakin kısaca sadece bir kaçından söz etmekle yetineceğim.

Adanalı işçi bir ailenin evladı olarak gittiği üniversite yaşamında kendisini ispat edip,  Ak Parti’nin kuruluş aşamasında genç yaşta yer almak küçümsenmeyecek bir şey olsa gerek ki ‘kurt siyasetçilerin’ aralarından sıyrılıp 1. Sıra layık görülmesi küçümsenemez.

Akabinde 13 yıl boyunca hiçbir tenzili rütbeye uğramaksızın yükselen bir trend takip etmesi onu siyasetin duayen milletvekili profilinin içini fazlasıyla dolduran isim yapmıştır.

Bağımsızlık, sorumluluk üstlenmektir. Burada kişinin kendine karşı bağımsızlığından söz etmekteyim. Kendine karşı bağımsız olan bir çok konu ve görevin sorumluluğunu üstlenecek kendine güvene sahiptir. Örneklemem gerekirse “emir vermek, itaat etmekten zordur…” Partiye, programlarına, ilke ve tüzüklerine itaat edersiniz o kadar… Ama bir de itaat edilecek bu program ve tüzüğün oluşmasına katkı koyacak amellerde bulunmak itaat etmekten başka meziyetleri gerektirir.

Sayın Çelik zoru seçmiştir; hem partisinin tüzük ve programlarına bağlı hem de tüzük ve programların değişiminde söz sahibi.

Böyle bir iktidarda bozulmayı kolaylaştırır. Böyle bir konumda bozulmamak zordur ve Çelik yine zor yolu seçmiştir. Bu bozulmamışlık kendisini değerli kılan 1. Meziyetidir.

Şöyle bir düşünün, aynı yolu her gün birkaç defa geçen insan bile o yola sahiplenen bir psikoloji geliştirirken, Sayın Çelik, önünde akan pınarın kamu malı olduğunu bir nebze unutmamıştır. Sadece mal mülk konusu değil, bir tevazu içerisinde görevlerini yapmakta ve daima, hak için, adalet için ve temsil ettiği toplum için görev yaptığını unutmamıştır.

Bu minvalde 13 yıllık iktidar partisinde önemli bir ismi olmasına rağmen Sn. Çelik ne bir skandal ne bir yolsuzluk, ne bir tavassut ne de istismar söylentisine karışmamasını görmezlikten gelebilir miyiz?

Şüphesiz kendisine bazı istihzai yorumlar ve tenakuz içeren eleştiriler yapılmaktadır; “Adana’ya geliyor, görüşemiyoruz, neden bizden uzaklaştı?” gibi bir takım serzenişler var. Bu serzenişlerin haklı yönü, halkın kendisini sevmesi ve saygı duyması ve bir arada bulunma özlemidir.

Ancak, bir anlamda sistemin mimarlarından sayılan Ömer Çelik’in gerçekten misafircilik oynayacak vaktinin olmadığını düşünüyorum. O kendisiyle görüşmek isteyenlere ve hatta ülkenin en ücra köşesinde olanlara daha iyi hizmet verme kaygı ve gayretinde insan olarak karşımızda durmaktadır. Bu da kendisini değerli yapan 2. Meziyetidir.

Bilinç olarak Adana’nın Milletvekilidir, lakin Türkiye Cumhuriyeti’nin milletvekili olduğunun farkındadır. Bu gün, sisteme hâkim olan ve sistemi oluşturan mimarlardan biri olarak sadece Adanalı ’ya değil, Sinoplu’ya, Mardinli ’ye karşı da görevleri vardır. Ve onun mevcut konumda olmasına en fazla Adanalı olarak bizim saygı ve onur duymamız gerekir.

Unutulmamalıdır ki sn. Çelik ziyadesiyle entelektüel bikrimi olan gerek obama gerek putin ve merkelle aynı karelerde yer alan ‘devlet büyüğümüzdür’

Siyasetteki iklim değişikliğinin en çok yaşandığı ve siyasi laboratuarın Türkiye’deki izdüşümü olan Adana’mızda ise Sn. Çelik on üç yıldır kesintisiz belirleyici etkiye sahiptir. Ve bu tesir dozajını hiçbir zaman düşürmemiş,  her geçen gün arttırmış, göstermiş olduğu ciddiyet ve vakar kendisini siyasetin markası yapmıştır.

Mistik bir siyasetçi olan Sn. Çelik’in 13 yılık sürede ‘efkârı umumiye’ yaptığı hamleleri yorumlarken çoğu kez yanılmıştır. Yani yaptığı hamlelerin zahiri bekrauntundan çok ‘batını sonuçları’ olduğunu müşahede etmiş olduk.

Farklı bir ironi ile değerlendirmek gerekirse Sn Çelik masada tavla oynayan değil satranç oynayandır… Çünkü satranç ‘analiz sanatıdır’ 

Sn. Çelik, AK Parti sistemi içinde çağdaş anlayışın temsilcilerinden biridir. Doğu’nun feodal ilişkilerine dayalı oryantalist denilen sistemin mensubu olmaktan çok Batı’nın çağdaş yönetim bilimi ve biçimini benimser. Zaten derin, insan ve inanç ilişkileri eğitiminin yanı sıra siyaset eğitimi almış ve sonuçta “siyaset öğretmeni” olmuştur.

Amacım Sayın Ömer Çelik’e övgüler düzmek değil, bir gerçeğin saptamasını yapmaktır.

Adana siyasetinden muhalefet partileri dâhil önemli aktör siyasetçiler silinip gitmişken, tek istisna Sn. Ömer çelik olmuştur.

Bu güne kadar (Cumhuriyetin ilk yıllarında Cebel-ü Bereket ve Osmaniye Dâhil) Adana’dan 300’e yakın milletvekili seçilmiş ve parlamentoda görev yapmıştır. (Hiç birinin emeğini küçümsemeden hepsinin haklarını helal etmesini diliyorum) Ancak en entelektüel olana dahi sorun kaç tanesinin adını peş peşe sayacaktır. Adana’da bıraktığı izler, açtığı yollar ile Adana tarihinde iz bırakanlar arasına girmiş, rahmetli Kasım Gülekten sonra Adana’mızın yetiştirdiği devlet adamı kimliğini korumuştur. Bu da 3. Meziyetidir.

Unutmamak lazım ki; Önemli kişilerin kitabeleri suya, değerli kişilerin ise kayalara kazılır.

NE ÖDÜL NE CEZA

AK Parti’nin kuruluş yıllarından az çok biliyorum, Sayın Çelik görevini yapardı. Zihninde ne ödül beklentisi ne de ceza korkusu vardı. Sadece yapması gerekeni en iyi biçimde yapma gayreti içindeydi. Üç dönem yönetilenler arasında değil Türkiye’yi yöneten kadronun içinde yer aldı… Durumunda hiçbir değişiklik olmadı. Hırsın, bencilliğin, kendini beğenmişliğin tuzağına düşmedi. Üç dönemin sonunda, listeye girmediğinde de onun için hiçbir şey fark etmedi o zaman dahi, küskünlüğün, kırgınlığın içinde olmadı.

Çünkü siyaset bazıları için bir meslek, bazıları için bir hobi bazıları için de beklentinin adı olabilir, ancak Ömer Çelik için siyaset “Yaşam Biçimi”nin adıdır.

Önce ülkenin, sonra milletin ve en sonunda da partinin çıkarları söz konusu olduğu zaman duygularını ikinci plana bıraktı. Bu da insanüstü bir anlayışın tezahürüdür ve onu değerli kılan 4. Meziyeti de budur.

Doğruluğun sesi kısık, hareketleri gösterişsizdir. Fırtına karıştırmadığı müddetçe okyanus uyur ve sakindir. Sayın Çelik’in kendinden emin sükûneti bana uyuyan okyanusların sessizliğini hatırlatır.

Üzülerek söylüyorum ki siyaset çoğu zaman bir çamur deryasıdır… Değerli olan siyasiler şu veya bu şekilde çamura bulanırlar. Çamura bulanmayanlar değerli mevkilere yükselenlerdir.

Tarih Ömer Çelik’in hakkını teslim edecektir. Bazı kişiler şu an bunu anlamıyor olabilirler çünkü “sürünenlere göre uçanlar küçük görünür” der bir düşünür.

Bu gün 14 yıldır Türkiye gibi devasa bir devletin Başbakan yardımcılığı ve siyasi danışmanlığı görevini üstlenmek, dış politikada başarılı olmak için sadece siyasi deha olmak yetmez ayrıca insani meziyetlerin çok gelişmiş olmasını gerektirir.

İnsanın yükseleceği bu düzey için erdemli bir aşk, şahsi beklentisiz, ülke ve ilke adına feda oluş ve dünya içinde eriyişi gerekir.

Ömer Çelik böyle bir dehadır.

Tarih bunu not düşecektir.

Hülasa:

Mevcut bakanlar kurulunun açıklanması ile Sn. Çelik’in tenzili rütbeye uğradığını düşünüp sevinenler bilmelidirler ki, İktidar partisinin Genel Başkan Yardımcısı olup parti sözcüsü olabilmek kolay şey değildir…

 Bize 27 nisan e-muhtıra cevap metnine ziyadesiyle katkı koyan ve 2015 koalisyon görüşmelerinde mecliste onca ehliyetli, yaşını başını almış duayenler dururken, üst misyon üstlenen hemşehrimiz ile onur duymak düşer.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.