Ölülerin öğretmenliği

Sedat Memili yazdı

02 Aralık 2015 Çarşamba 06:02

Hiçbir şey yazmak istemiyorum bugün…

Notlarımı bile karıştırmaya hevesim yok.

Daha dün bana anlamlı görünen bir çok şeye şimdi bom boş gözlerle bakıyorum.

Radyo açık; amaçsızca dinliyorum.

Radyo haberleri okudu. İçim biraz daha karardı.

Bazen en mükemmel aydınlık, en zifiri karanlıktan çıkar belki.

Ölülere yakınım bu ara…

Ölülerden öğrendiklerimiz, yaşayanlardan öğrendiklerimizden çok daha fazla.

Çünkü bir ölünün, ne yalanı kalmıştır ne hırsı; ne bir hesabı vardır ne siyaseti…

Şimdi toplumun yaşayanların değil, ölülerin öğreticiliğine ihtiyacı var.

Örneğin Akdeniz’de boğulan Suriyeli Göçmenin öğrettiğini hangi öğretmen öğretebilir.

Ya da sığınmak için kaçtığı camide bir ABD askerinin kafasına sıktığı kurşunla ölen Iraklı Müslüman ne öğretiyordu sizce…

Aman, ben de artık çok övülen %50 gibi boş versem mi acaba?

Evet boş vermek; hayatı akışına bırakmak… Sürüklenmek ırmaklarrdan akan azgın suların köpüğünde amaçsız bir dal parçası gibi…

Sahi o dal parçası sularda amaçsızca sürüklenir de, gövdeden kopmamış dal parçası neden yeşermeye yüz tutar…

Tanrım sen büyüksün...

Ama cehaletin karşı konulmaz bir çekiciliği var.

En iyisi bu gün yazmamak…

Sularda amaçsız sürüklenen dallar, egemen olmuş; gövdeye tutunmuş dallar tutsak…

Madem yazamıyorum, size bir itirafta bulunayım dostlar.

Saatler ayarlandığında geri almamıştım. Saatim eski saat ayarında duruyor. Ama baktığım zaman saatin yalan söylediğini bildiğim için pek bir sıkıntı çekmiyordum.

O gün saatimi takmayı unuttum. Gün boyu zamanı öğrenmek için cep telefonunun saatine baktım. O ayarlıydı. Ama saate her baktığımda şüpheye düştüm. Yanlış saate o kadar alışmıştım ki, doğru saati kullanamadım. Çünkü şüpheye düştüm.

Aslından doğruluğundan emin olduğumuz şey bizi rahatsız etmiyor.

Ancak yalan ve yanlış olduğundan emin olduğumuz şey de bizi rahatsız etmiyor.

Esas rahatsız eden şey, şüphe içinde olmaktır.

Ferçekten de size sürekli yalan söyleyen bir tanıdığınızı böyle kabul etmişseniz, asla yalancılığından rahatsız olmazsınız.

Acaba diyorum acaba? Şu an ki egemen sistem bu yüzden mi rahatsız etmiyor.

Öyle ya halkın yarısı artık yalan söylediğini bildiği için rahatsız olmuyor; kalan yarısı da doğru söylediğine inandığı için rahatsız olmuyor.

Sadece şüphe duyanlar mutsuz.

Bunu ölüler değil saatim söyledi.

Ama, doğada herşey, her olay, her kişi bir öğretmendir.

Öğrenmek istemeyen olmazsa ne ölüler işe yarar, ne öğretmenler ne de doğrular.

Cahili eğitebilirsin ama cahil taklidi yapanı asla eğitemezsin.

Bu gün yazmıyorum; hiç keyfim yok…

Öğretmenim olan ölülere dönüyorum yine; en azından…

Boş ver. 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.