ÜLKEM İÇİN ÖLME ÖZGÜRLÜĞÜ
Bir düşünür, “bir insanın nasıl yaşadığını anlamak için nasıl öldüğüne bakın” demiştir.Bu saptama beni çok düşündürmüştür. Eğer özel ölüm şekillerini ele almadığımız sürece bu saptamayı doğru sayabiliriz.
Adam tavuk yerken, boğazına kılçık batıyor ve ölüyor; bu, o insanın nasıl yaşadığını göstermez.
Gazetede okumuştum. Marmaris sahillerinde bir dalgıç hafta sonu sporu için suya dalıyor ve yanarak ölüyor. Nasıl mı?
Uzaklardaki bir orman yangını için haznesini suya daldıran uçak, bu dalgıcı da haznesine alıyor ve götürüyor, yangının ortasına atıyor.
Böyle bir kaza…
İnsanın kendi hayatına değer vermesi bilinçtir.
Kendi hayatına değer veren ölüm nedenine de değer verir.
Şehrinden çıkmış bir siyasi için “ölürüm uğruna” demek, kendi yarattığı puta koşulsuz biat etme kültüründen başka bir şey değildir.
Biz yazımda belirtmiştim.
Canlılık her varlıkta var, ot’da, hayvanda, insan da…
Ama her canlının bir hayatı yoktur.
İnsan ancak canlılığına anlam katarak onu hayata çevirir.
Ya da daha ileri şöyle söyleyebilirim; insan, canlılığına anlam katan hayvandır.
Canlılığına anlam katamamışsa bir yaratık; sadece canlıdır.
İşte canlılar ila hayatı olanlar arasında demokrasi gerçekleşemez.
Bir stadyuma giderken adam bas bas bağırıyor: “Ölmeye! Ölmeye! Ölmeye geldik!”
İyi de ben maç seyretmeye geliyorum; ölmeye değil.
O sahada bir referandum yapılsa, ölmeye gelenler çoğunlukta olacaktır ve orada demokrasi tecelli edecektir.
Külahıma anlatın.
Demokrasi eşitler arasında olur ve insanın geleceğini ve hayatını direk ilgilendiren konularda referandum olamaz… Benim hayatımla ilgili kararlar bana aittir; nasıl ki ben, kimsenin yaşamıyla ilgili bir söz hakkına sahip değilsem, kimse de yaşamımla ilgili söz hakkına sahip değildir.
Avrupa devletleri parlamentolarında oylama yapıyor: Suriye’yi bombalayalım mı?
Karar çıkıyor: Evet.
Demokrasiye bak. Demokrasiye…
İngiltere’yi, Almanya veya Fransa’yı düşünün.
Parlamento toplanıyor, tartışıyor; Suriyeyi bombalayalım mı?
Oylama ve karar… Evet bombalayalım.
İyi de Suriye’nin fikri yok mu? Sen Suriye’yi bombalama hakkını kimden alıyorsun? Sana bu hak ve yetkiyi kim verdi?
Aynı Türkiye’deki gibi…
Neler oluyor?
Kim kime, topraklarımızı kullanma hakkı vermiş…
Benim hayatımla ilgili kararları kim veriyor.
Canlılar bundan rahatsız değil, ama hayatı olanlara da kimse fikrini sormuyor.
Eşkıyalar, canlıların sözcülüğünü yapıp, hayatı olanların geleceğini yok ediyor.
Ben eşkıyaların demokratik kararları ile değil kendim ve ülkem için ölme özgürlüğüme sahip olmak istiyorum.
Senin için değil; kendim için…
Zenginliğin için değil; ülkem için ölmek istiyorum…