Oysaki ayrılaklar da sevdaya dair der şair... Çünkü ayrılanlar hala sevgili. Oysaki her ayrılık bir başlangıçmıdır acaba. Bilmem nedir? nerdedir? ne olandır? olağan durummudur? İnsanlar vardır; Gelip geçerler hayatlarımızdan .Kimi depremlerle gider, kimi fırtınalarla. Ben kalanlardan yanayım.Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını bilirim... Kolay olandır gitmek, zor olan kalmak, direnmektir. İnatla, hırsla, insanlık için, yaşamaya dair şeyler için. Aşk için, sevgi için, kırık kalpler için, hataları düzeltmek, iftiralara inat, yaşamak direnmek. En önemlisi hayata inat... Dev gibi şair Nazım'ın söylediği gibi;
-002.gif)
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Böylesine sevilecek bu dünya ,"Yaşadım" diyebilmen için...
-015.gif)
Evet sevgili dostlar gitmek kolay olan demiştim. Neden kolay olanı seçer insan. Kalmak için zaman yokmudur. Yoksa yürek. Bu kadar acizmiyiz. Gitmek, tükenmişlik, bitirmekle birlikte düşününebilir mi? Sevmek baz alınırsa "Kolay şeyler yakışmaz sevebilen insanlara zaten.". İş baz alındığında emin olun çaresi vardır. Mutlaka, kalıp mücadele ruhunu canlandırmak lazım. Bu durumda işte, ağaç yaş iken eğilir misali, geçmişte anne ve babanın vermek durumunda olduğu en büyük değer, MÜCADELE RUHUDUR.
-016.gif)
Ve bunu yaparkende, Ulu Önder ATATÜRK'ün deyimiyle;
Büyük olmak için;
Hiç kimseye iltifat etmeyeceksin,
Hiç kimseyi aldatmayacaksın,
Ülke için gerçek amaç ne ise onu görecek,
O hedefe yürüyeceksin.
Herkes senin aleyhinde bulunacaktır.
Herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır.
Fakat sen buna dayanacaksın.
Önüne sonsuz setler yığacaklardır.
Kendini büyük değil,
Küçük, zayıf, vasıtasız, hiç sayarak,
Kimseden yardım gelmeyeceğine emin olarak,
Bu setleri aşacaksın.
Bundan sonra da, sana "Büyüksün" derlerse,
Bunu söyleyenlere güleceksin.
-002.gif)
Bu hayatta bir hiç, kimsesiz olduğumuzu kabul edip, aslında en büyük değerin sağlımız olduğunu hissedip, yılmadan üretmeye devam etmeliyiz. Ne zaman ki üretim durur o zaman öldük demektir. Eski insanlara bakın. Yakınımda diye örnek veriyorum. Mesela babam 48 doğumlu. Duramıyor, halen işyerimde geliyor, mutlaka alışkanlıktan. Çünkü geçmişteki mücadele ruhunu dedem kazandırmış. İnşaatlerde çalışıp, tablacılık yapmış. Daha çocukken esnaflığı öğrenmiş. Şimdilerde sözün yerini alan işlemeyip, yine yaptırımı olmayan senet, çek olsada esnaflık o günlerden bugüne çok değişti. Ve bu değişim süreci artarak devam etmekte. Yönü malum olan bu artmanın sonunu düşünemiyorum.Şimdilerde onlarca kriz geçirmiş memleketimizin, ayakta durma yöntemi ekonomistler tarafından küçülme olarak reçete edilse de, aslında yıllar önce verilen kendi yağında kavrulma, net bir şekilde ÖZSERMAYE ile üretim bana göre ayakta kalmanın en büyük çaresidir. Elbette küçülme tebdir ama bu sadece kısma anlamında olmalı.
-002.gif)
Bakınız Ahmet Şerif İZGÖREN'in ağzından; Hangi okulda ,hangi master, handi doktora yaptığınızın hiçbir önemi yoktur. Gidin HARVARD'da profesör olun gelin, o alanda dünyanın en iyilerinden birisi olun, mücadele ruhunuz yoksa yarın gazı dökersiniz üzerinize, en ufak zorlukta. Öteki tarafta ilkokul mezunu olun, mücadele ruhunuz olsun ülkeyi yerinden sallarsınız. Ahmet Nazif ZORLU ilkokul mezunudur. Zorlu Holding'e eğitimler veriyorum. Bir kere duymazsınız Ahmet Nazif Bey'den ben ilkokul mezunuyum diye. Zeki BAŞESKİOĞLU, Zeki Trikonun sahibi, ilkokul mezunudur. Her sabah 5'te kalkar, müthiş bir hırsla koşturmaya devam eder. Orada baktığınızda mücadele ruhunuz yoksa, her şeyden korkun. Şurdan çıktığınızda iş bulurmuyum, bu olur mu, şu olur mu, her şeyden korkun. O mücadele ruhunuz varsa hiçbirşeyden korkmayın. Unutmayın ki, bedava peynir sadece fare kapanında olur.
-002.gif)
Evet sevgili dostlar gerisi detaylardır. Şartlar zor. Durum ortada. Babamın anlattığı dürüst esnaf, sözle alınan mallar, şu ustanın yanında ise sorun yoklar bitti artık. Lakin bunların sebebi birazda biz değilmiyiz. O kadar çok laf üretiyoruz ki. Bundan dolayı diye başlayan cümleleri o kadar kullanıyoruz ki, kendime soramadan edemiyorum. Bundan dolayı, böyle olmuşa kadar, nasıl daha iyi oluru bir gözden geçirip, çözüm odaklı çalışmak, üretmek, istihdama katkı sağlamak en güzeli olsa gerek. Hızla artan sisteme karşı nasıl olur bilmem ama en azından sorunun tesbitinden başlamalıyız gibi. Sorun odaklı toplumları, insanları, etrafımızdaki coğrafyada yoğun bir şekilde görüyoruz. Görmekle kalmayıp düşünüp, başa gelmeden önlem almak lazım. Bu hafta Mücadele Ruhu ile harmanlanmış kalplerin nasıl attığını özetlemeye çalıştık. Ulu Önderin hayatı benim için en önemli örnek. Yaşadıkları, savaşları, kendi savaşları ise ispatı.
-002.gif)
Kıymetli okurlar, önemli bir duyuru yapmadan geçemeyeceğim. 15 Aralık'ta Arka Plan Fotoğraf Atölyelerinin katkıları ile BODFAD (Bodrum) Başkan yardımcısı Sayın Ahmet ÇAĞLAR Tarsus Fotoğraf Derneğinde olacak. Bu önemli sunumu kaçırmamanızı öneriyorum. Gelecek hafta yeni bir ARKA PLAN'da üretime devam edeceğiz. Sevgi, saygı, hakkaniyet ve muhabbetle, hoşçakalın.