Hatırlamamak mümkün değil; Almanya’da Hitler, İtalya’da Musollini, ABD’nin Gladyosu hep aynı işi yaparlar. İktidarı elde tutan kimselerin kanunsuzluklarına ses çıkaranları sindirmek..
Evet, işleri bu…
Bunların bir kısmı örgütlü bir kısmı da durumdan vazife çıkaranlar.
Bazı işsiz, ggüçsüz, beyinsiz, kişiliksiz ve kimliksiz kişiler, iktidarın yaptıklarına bakar, onların sofralarındaki kırıntılardan yem bulma amacıyla durumdan vazife çıkaraır ve üstüne başına vazife olmayan saldırılarla uğraşır.
Çünkü onun beyniyle yapacağı bir işlevi yoktur.
Hitlerin Kahverengi Gömlekkileri,
Musollini’nin Kara Gömleklileri ve
CIA’nın, soğuk bakışlı Conileri hep bu işle uğraşmışlardır.
Henüz primat düzeyinde kalmış, kent merkezinde olduğu halde kendini hala ormanda sanan bazı kişilerin varlığı iktidarlarca kullanılmıştır.
Şimdi bakın, iktidarların sokak magandaları, yasada olmamasına rağmen yasal koruma altına alınmışlardır.
Bunun örneği Hitler Dönemi’nde yaşandı.
Kara Gömlekli denilen eşkıya grubu (ki çoğu homeseksüeldi. Başkanları Röhm’de öyleydi. Bunu eleştirmiyorum. Bilgi olarak verdim.) soruşturma ve yargılamalardan muaf tutulmuştu.
S.A’lar olarak bilinen Kahverengi gömleklileri, polis göz altına alamaz, savcı soruşturamaz ve hakim yargılayamazdı.
İşte böyle bir sistemde Hitler oy çokluğu ile iktidara geliyordu.
Bu eşkıyalar, sendikaları, odaları, meslek örgütlerini basar, orada yapılan seçimlere müdahale eder, istediklerini başkan seçtirirlerdi.
Tabi ki Hitler Başbakan…
Gün geldi Hitler’in Cumhurbaşkanlığı söz konusu oldu.
Ordu, Hitler’e bağlı bu eşkıya çetesinden rahatsızdı. Ne de olsa sayıları da yükselmişti.
(Bu arada bu magandaların gelirlerinin nereden olduğu ayrı bir çalışmanın konusudur. Nereden geçiniyor bu kişiler, meslekleri ne? Bunu şimdilik bilemeyeceğiz. Zaten Hitler Almanya’sında da bilinmiyordu. Ancak Nurnberg’de kurulan Uluslararası mahkemede bu gerçekler ortaya çıktı. Tabi ki halkın yarısından fazlası bu cehaletlerinin bedelini canından malından olarak ödemişti)
Konumuz, Hitler Cumhurbaşkanı olmak isteyince Ordu, S.A’ların lağvedilmesini şart koştu.
Hiç sorun değil; Kraldan çok kralcıyı kral bile sevmez.
Hitler, 30 Haziran 1936 Gecesi, başta Röhm olmak üzere binlerce S.A’yı katletti. Ortadan kaldırdı.
“Kıyakçının sonu ayakçıdır” deyimi kamyon edebiyatıdır. Ama siyasette kıyakçının sonu hazindir.
Bu korkutma, bu sindirme, bu saldırı…
Evet bu saldırının iktidarla bağlantılı olduğunu düşünmek istemiyorum ve ihtimal de vermiyorum.
Bu gün iktidar partisinin genel başkanına “öl de ölelim, vur de vuralım” diye slogan atan gençler var. İktidarın, bu gençlerin arasında durumdan vazife çıkaranların da var olduğunu düşünerek söylem geliştirmesi gerek.
Adana’da 12 Aralık’ta yaşananları görünce hatırlamadan edemedim.