Yasayı Çıkart Kadını Yaşat

Murat Yıldırım yazdı

18 Aralık 2015 Cuma 06:15

 

Kadın cinayetlerine yönelik davalarda yakın zamanda içimizi ferahlatan sonuçlar alınıyor. Gravat işe yaramıyor, o vahşeti kendisi işlememişcesine masum masum duran adamın fotoğrafı yargıyı etkilemiyor ve tüm kadın katilleri gerekçesi ne olursa olsun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılıyor. Bunu kadının zaferi ya da kadının başkaldırısının bir yansıması olarak görmek yanlış olmaz. Ancak bu kararların yasalaştırılması gerekiyor. Bu anlamda Kadın katillerine indirimlerin kaldırılması ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yasalaştırılması için önemli bir platform oluşturuldu: Kadın Cinayetlerini durduracağız Platformu.

Münevver’ler, Dilber’ler, Ayşe’ler, Özgecan’lar… Kimi kendi ayakları üzerinde durmak isterken, kimi eşinden boşanmaya çalışırken, kimisi de sadece okulundan evine dönmek üzereyken öldürüldü.

Ülkemizde kadın cinayetleri giderek artıyor Bununla savaşacak en güçlü silahın ise adil ve doğru işleyen hukuk olduğu bir gerçek. Potansiyel kadın katillerine karşı caydırıcı olabilmesi ve ceza indirimleriyle toplumun vicdanını yaralayan kadın cinayetlerini durdurmak amacıyla; Kadın katillerine cezai indirimlerin kaldırılmasını ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yasalaşmasını talep ediyor bu platform. Gerekçeleri ise son derece anlaşılır. Şu tespitleri ise gerçeğin ta kendisi.

Özellikle son 10 yılda, artarak sürmekte olan kadın cinayetlerine sebebiyet veren esas eğilim, “erkek şiddetini aklama“ eğilimidir. Buna en belirgin örnek, davalarda verilen ceza indirimleridir.

Ölen kadınların arkasından yaptıkları iftiralardan başarısız cinsel saldırılara,  mantık ve insanlık dışı sebeplerle durumlarını normalleştirmeye çalışan katillerden duruşmaya takım elbiseyle gelerek iyi hal imajı çizmeye kadar birçok faktörle ceza indirimlerinden faydalanan katiller; dışarıda bu potansiyeli taşıyanları rahatlatmakta, hatta cesaretlendirmektedir.

Duruşma esnasında masada duran indirimleri elde etmeye çalışan katiller, bu uğurda toprak altındaki kadınlara istediği suçlamayı yapabiliyor, iftira atabiliyorlar. Ölen kadınların kendilerini savunma şansı yokken, adalet bekleyen ailelerin ruh halini hiç düşünüyor muyuz? Mahkemeler bu insanlık ayıbını ortadan kaldıramıyorsa, hukuk ne için var? Kadın cinayetlerine Ağırlaştırılmış Müebbet cezasının yasalaştırılması, bu acıyla başbaşa kalan ailelere borçtur.

Şubat ayında vahşi bir cinayetle kaybettiğimiz Özgecan Arslan, kadın cinayetleri sorununda nasıl vahim bir noktada olduğumuzu hatırlatmış ve bizi birleştirmiştir.  Artık Ağırlaştırılmış Müebbet cezasının yasalaşması tüm Türkiye’nin ortak talebi olmuştur.

İstanbul Sözleşmesi’nden hareketle, Ceza Kanunu mevzuatının, kadına yönelik şiddetle ilgili maddelerinin gözden geçirilip güncellenmesi hukuken de zorunludur. Kadın cinayetlerinde devreye 2 temel mevzuat girer; bunlardan ilki 6284 sayılı Koruma Kanunu, Sözleşme ışığında güncellenmiştir. Ancak ikincisi Ceza Mevzuatına (TCK, CMK, Ceza İnfaz Kanunu) dokunulmamıştır ve bir gün mutlaka yapılması zorunlu olan bu düzenleme daha fazla can kaybı olmadan bir an önce yapılmalıdır.

Güldünya Tören’den sonra “Namus adına işlenen cinayetler” (“Töre cinayeti” olarak da anılan cinayetler) ile, Ayşe Paşalı’dan sonra “Korunma Kanunu” ile, Kader Erten’den sonra “Erken Yaşta Evlilikler “ ile yasal düzenleme yapıldı ve olumlu etkisi oldu. Özgecan’dan sonra da “Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis” yasalaşmalıdır. Zira toplumlar da ancak böyle ilerleyebilmektedir.

Yargıtay, “ağır ceza” almış kadın cinayeti dava kararlarını bozup, indirim verebilmektedir. Kadınların mücadelesi ve adil hukuk insanları sayesinde elde edilmiş adaleti yaralayan bu indirimlerin Yargıtay tarafından da uygulanmamasının tek yolu, “Ağırlaştırılmış Müebbet hapis” cezasının yasalaşmasıdır.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını yasalaşmasıyla birlikte idam, hadım etme gibi insan haklarına aykırı önerilerin önü kapatılacak, bu sayede evrensel adalete uygun düzenleme yapılmış olacaktır.

Bununla birlikte Özgecan Arslan davasının iddianamesinde yer alan ‘toplumun vicdanına vermiş olduğu zarar ile işlenen suçun toplumda meydana getirdiği infial göz önüne alındığında’ ibaresinin tüm kadın cinayetleri davalarının iddianamelerinde yer almasını, matbuu bir ifadeye dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz. Zira tüm kadın cinayetleri toplum vicdanını yaralamaktadır.

Öldürülen kadınlar yaşam tarzlarına, yaşlarına, mesleklerine göre sınıflandırılamazlar. Kadınların kadın oldukları için öldürüldükleri her cinayet bir kadın cinayetidir.

Kadın cinayetlerine indirim değil Ağırlaştırılmış müebbetle geciken adaletinin yakalanmasına ve caydırıcı bir ceza sisteminin düzenlemesine katkıda bulunmak istiyorsanız, bir imza da siz verin. Kadın cinayetlerini hep beraber durduralım.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.