Eurovision’a katılmayı reddedip alternatif Eurovision Şarkı Yarışması üreterek adına “Türkvizyon” diyen TRT’nin ne yapmaya çalıştığını anlamak mümkün değil. Türkvizyon’a karşı değilim tabi ki, müziğe hiç karşı değilim. Ancak büyük iddialarla ortaya atılıp hele hele 70 yıldır Avrupa’nın en büyük organizasyonu olan Eurovision Şarkı Yarışması’na cevap anlamında yapılan bu organizasyon mezuniyet törenlerini bile aratır nitelikteydi. Bir kere uluslararası bir yarışma olduğunu iddia eden bir organizasyonda sadece 10 ülkenin katılımı son derce komik. Üstelik bu ülkelerin neredeyse tamamı resmen tanınmış değil. Salon kötü, dekor kötü, sunucular kötü, şarkılar berbat vs. vs.
Hepsinden önemlisi müzik gibi evrensel bir buluşma noktasını sadece Türki cumhuriyetlerine ve Türkmen bölgelerine indirgeyip uluslararası bir yarışma yaptığını iddia etmek son derece saçma. Biraz şovenizm, biraz hükümet inadı biraz da dini inançlardan kaynaklı ortaya çıkan bu yarışma 3 yıldır yapılıyor ama hala küvözden çıkabilmiş değil. Türkçe Olimpiyatlarıyla karşılaştırılması bile mümkün değil. Türkçe Olimpiyatları çok daha ciddi, çok daha üzerinde çalışılmış, çok daha profesyonel ve görsel anlamda çok daha zengindi. Ama olimpiyatlardaki bu büyük müzik buluşması bile paralel maralel kargaşasına kurban gitti. Tekrar yapılması da mümkün görünmüyor.
Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı bir yarışmada Türkiye’yi temsil eden genç çocuğu Türklerin bile tanımaması da bir hayli ilginç. Kim bulmuş nereden bulmuş, hangi ölçütler düşünülerek Türkiye adına yarıştırılmış belli değil. Ödül töreni zaten evlere şenlik. Ödül olarak plaket veriliyor. Plaketi ise Ak Parti’yi temsilen ismini hatırlamadığım biri veriyor. Müziğin tüm sınırları sildiği bir coğrafyada müziği bir partinin eğlence ve propoganda aracına dönüştürmek ise ayrı bir kafa ister. Bunu da başardık.