Ulusal-Yerel ayrımını saçma buluyorum

RÖPORTAJ: MURAT YILDIRIM

22 Aralık 2015 Salı 06:00

Yıllarını haberin hem mutfağında hem de sunumunda geçirmiş usta spiker Gülgün Feyman’la, medyanın genel sorunlarını, ulusal ve yerel medya ayrımını, haber ajanslarının medyayı hangi yönde etkilediğini ve Çukurova Türk’ün hedeflerini konuştuk.

Günümüzde medya “Ulusal” ve “Yerel” diye ayrıma tabi tutuluyor. Bu tanımlamalardan yola çıkarak ulusal medyadan gelen tecrübeli bir isim olarak yerel medyada görev almak sizi zorlayacak mı? Ulusal-yerel ayrımını mantıklı buluyor musunuz?

zaf_6884.gif

HEPSİNİN AMACI YAYINCILIK

Ben ulusal ve yerel basın ayrımını çok seven biri değilim. Çünkü hepsinin amacı yayıncılık yapmak, meslek olarak yayın yapıyoruz hepimiz. O açıdan bu tür bir ayrım beni rahatsız ediyor. Yerel sözcüğünü kullandığınız zaman sanki küçültücü bir hava veriliyormuş gibi geliyor bana. Bugün ben TV’yi uydudan seyrediyorum. Diğerlerini reddediyorum. Ben evime gelecek sinyal için neden ekstra para vereyim. Ülkenin yüzde 95’inde uydu var. Her yerden seyredebildiğim için uyduyu tercih ediyorum. Ulusal ve yerel ayrımını saçmalık olarak görüyorum. Ulusal ve yerel ayrımı, “Sen ulusalsın sen de yabancısın” gibi duruyor. Ulusal ne anlama geliyor, milli anlamına geliyor. O zaman diğeri milliyetsiz mi? Bölgesel olarak bir ayrım söz konusu olabilir. Bölge kanalı olabilir. Çukurova kanalı olabilir. Güney’in kanalı olabilir, Ege’nin kanalı olabilir. Bölgesel diye adlandırdığımız kanalların çok önemli işlevleri var. Bölgesel yayın yapan kanalların kendi bölgelerinin sorunlarını açıklaması anlamında yeri tartışılmaz. Ulusal diye tabir edilen mecrada küçük boyutlu bir olay ayrıntı olarak görülebilir, üstünde durulmayabilir. Ancak Adana için çok önemlidir.

zaf_6890.gif

BU TÜR AYRIMLAR ZIRZOPLUK

Bu mesleğe 40 yıldan fazla emek verdim. Bu nedenle ulusal-yerel gibi tanımlar ya da ayrımlar zırzopluk olarak geliyor bana.  Ankara-İstanbul merkezli gibi kanalların ele alamayacağı ya da almak istemediği bölgesel konular bölge kanallarında çok derinlemesine işlenebilir. Görevleri de budur. Bu kanallar bölge halkının sesini duyuracağı en önemli araçlardır. Biz de Çukurova TV’yi daha kapsamlı bir yapıya kavuşturmak ve diğer kanallarla yarıştırır hale getirmek istiyoruz. Onun için hem Adana hem İstanbul stüdyolarıyla ortak yayınlar yapıyoruz. Burada pırıl pırıl genç arkadaşlarla çalışıyorum. Zorluklarımız yok mu elbette var. Çünkü insanın olduğu her yerde zorluk var. Sorunları göğüsleyemezseniz şapkanızı alıp gidersiniz. Yayıncılık insanla makinanın buluşmasıdır. İnsan da olduğu gibi makinada da hata olabilir. Önemli olan hataları karşılıklı tolere edebilmektir. Ulusal diye adlandırılan kanallarla belki teknoloji anlamında yarışamayız ama insan gücü olarak yarışırız, öne de geçeriz. Çünkü burada daha amatör ruhla, heyecanla çalışıyoruz. Onların genç bakışlarıyla benim tecrübelerim birleşiyor bir sinerji oluşturuyor. Tecrübeyle amatör ruhu buluşturuyoruz.

Teknoloji ilerledikçe medyada da köklü değişiklikler ya da rahatlıklar yaşanıyor. Artık haber ajansları var elinizde ve size istediğiniz haberler servis ediliyor. Ajansların varlığı araştırmacı habercilik ve özel haberciliği nasıl etkiledi sizce? Eski heyecan köreldi mi?

zaf_6895.gif

AJANSLAR ÖZEL HABERCİLİĞİ ÖLDÜRDÜ

Günümüzde şehir yaşamının telaşı içinde hemen her yere ulaşamıyorsunuz. Eskiden haber yarışı cardı. Şimdi ekran ve isim yarışı var. Eskiden bölge muhabirleri olurdu haber aktaran. Ajansların faaliyete geçmesi elbette ki kolaylık oldu. Ancak ajanslar ne derece objektif ve tarafsız o da tartışılır. Bunun yanı sıra ajanslar hemen hemen aynı haberleri yapıyorlar. Özel habercilik ve dosya haberciliği ise öldü. Biz Çukurova TV’de dosya haberciliğini yaşatmaya çalışıyoruz. Biraz daha özel haber ve dosya haberciliği çalışmak istiyoruz. Gazetecilik ruhunu yaşatmak istiyoruz. Ajanslarla birlikte haberin tadı tuzu kaçtı. Çok vahim bir tablo var günümüzde. Medya, yandaş ve yandaş olmayanlar diye ayrılıyor. Sürekli bir yafta yapıştırılıyor. Oysa medya zaten muhaliftir. Şimdi ise iktidarın her şeyine alkış tutan bir medya var. Bu da bizi sağlıklı zemine oturtmuyor. Gazeteciler infaz ediliyor. Gazeteciler işlerini yaptığı için bu ülkede cezalandırılıyor. Bunu alkışlayacak mıyız? Çok iyi bir noktaya gitmiyor Türkiye’de gazetecilik. Şimdi “Sır Yasası” gibi yasalar çıkarılmak isteniyor. Bir haber yapılırsa 4 yıl, yazan gazeteciye de 6 yıl gibi cezalar öngörülüyor. Yani cezanın süresi de belirlenmiş durumu var. Peki hukuk nerede? Bir dakika yani TCK diye bir sistem var. Sen neye göre cezayı belirliyorsun? Üstelik mahkemeye de o sırrın ne olduğu bildirilmeyecek ibaresi var. Böyle abuk sabuk bir hazırlıkla karşı karşıyayız. Bunun yasalaşacağına olan inancım az. Umarım böyle saçma sapan bir yasa çıkmaz. Günümüzde tetikçi gazeteciler var. Köşelerinden hedef gösteriyorlar. Danıştay saldırısında insanlar öldürüldü. Gazete diye adlandırılan bir kağıt parçasının yazdıkları yüzünden. Ne kadar ciddi bir tablo var karşımızda. Çok çirkin ve terbiyesiz bir tablo.

Türkiye’nin en başarı en tecrübeli haber spikerlerinden birisiniz. Haber spikeri haberi bilmek zorunda mıdır? Günümüzde haber kökenli olmayan birçok güzellik kraliçesinin her spikeri olabildiğini göz önüne alırsak bu soruyu nasıl yanıtlarsınız?

zaf_6904.gif

KADINLAR DİNİ SEMBOLLERLE EKRANDA YER ALMAYA BAŞLADI

Haber spikeri haberi bilmek zorundadır. Haberin mutfağında çalışıp o haberin içinde ne var, omurgası nasıldır bunu bilmelidir. Türkçeye hakim olmalıdır. Muhabir hata yapabilir yanlış yazabilir. Spiker bunları telafi edebilmelidir. Türkçeyi iyi bilmeli ve doğru telaffuz etmelidir. Mutfakta çalışmadan garsonluk yapamazsınız, servis edemezsiniz. Haber spikerliği de böyle bir şeydir. Zamanında güzellik kraliçelerinden biri grizu patlamasını gülerek okumuştu. Çünkü gülmenin kendisine yakıştığını düşünüyordu. Gülen kaş, badem göz, uzun saç derken kalçalara kadar indi yanlış anlayış. Kadınlar dini sembollerle ekranlarda yer almaya başladı. Bu durumu hem kızarak hem de üzülerek izliyorum. Şam televizyonu bile daha modern. Kadın üzerinden medyada yol alma var. Kadının dini vasıfları ön plana çıkarılmaya çalışılıyor. Ancak burası Atatürk Cumhuriyeti. Atatürk ilkelerine göre hareket etmemiz lazım. Biri çıktı “Cumhuriyet, Osmanlının reklam arası” dedi. Buna “Çüşşş” dedik, haddini bildirdik. İşte bunlar paraya dayalı ilişkiler. En yukarıda başkan olmak isteyen kişiden başlayarak en alt kademedekilere kadar başka bir cumhuriyet yaratılmak isteniyor. Ben bunlara “Aklı Kıtlar Cumhuriyeti” diyorum. Türkiye’de önüne gelen herkes her şeyi yapamaz.

Medya çalışanlarının en büyük sıkıntıları ücret azlığı ve sosyal haklarını kazanamamaları… Bu konuda neler söylersiniz?

zaf_6907.gif

SIKINTISI OLMAYAN TEK KESİM İKTİDAR

Ücret azlığı ve sosyal imkansızlıklar maalesef günümüz Türkiye’sinde sadece medyada değil ülke genelinde büyük sıkıntı. Mesela eşim doktor, çok iyi kazandığı düşünülürdü. Ancak tıpla ilgili her konu tarumar edildi. Eczacılar yürüdü, doktorlar yürüdü, sağlık çalışanları yürüdü, rektörler yürüdü. Her sektörde ciddi sıkıntılar var. Sıkıntısı olmayan tek kesim ise iktidar. Orada maddi sıkıntı yok. Bize baktığımız zaman bir dönem çok iyi ücretler verildi özel TV’lerde. Daha sonra mantar gibi TV’ler türedi. Çok sayıda elemana ihtiyaç duyuldu ve pastadan verilen primler minicik hale geldi. Bu kez giderleri kısıp daha çok kazanma isteği doğdu. 5 kişinin yapacağı iş bir kişinin sırtına yüklendi. Ücretler asgari ücretin bile altında kaldı. Çalışanın aklı evine gelecek hacizde. İstenen verim alınamıyor. Çok sayıda kıymetli gazeteci işsiz kaldı, boşanmalar, intiharlar yaşandı. Ne kadar vahim ve vahşi bir tablo. İşsizlik rakamları ürkütücü boyutlarda. Çalıştığı iş kolunda aylarca para almadan çalışan insanlar da var. Bunlar da gizli işsiz. Ekonomi sürekli dibe vuruyor. Ekonomi dibe vurdukça bedeniyle para kazanma yoluna giden seks işçileri çoğalıyor.

Çukurova Türk ile ilgili planlarınız, hedefleriniz ve yayın anlayışınız nedir?

ATATÜRK’TEN TARAFIZ

Çukurova Türk, burada sinyali sınırlı bir yayıncılıkla devam eden bir kanalken bugün daha Ulasal diye adlandırdığımız boyutta yayın yapmak arzusunda. Çünkü bu sesleri Türkiye’nin duyması, bu renkleri Türkiye’nin görmesi lazım. Biz tarafız. Anayasadan aldığımız güçle Atatürk ilke ve inkılaplarının savunucusuyuz. Türkiye’nin konuşmaya başlayacağı bir kanal olmak istiyoruz. O nedenle herkese eşit mesafedeyiz ama Atatürk ilke ve inkılaplarına daha eşit mesafedeyiz.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.