Özür dilerim çocuklar!

Selin Öztekin yazdı

29 Aralık 2015 Salı 05:55

Bir vatan bırakın biz çocuklara.

 Islanmış olmasın gözyaşlarıyla. 

Oynaya oynaya gelin çocuklar.

 El ele el ele verin çocuklar.

 Bir bahçe bırakın biz çocuklara.

 Göklerde yer açın uçurtmalara.

Oynaya oynaya gelin çocuklar.

 El ele el ele verin çocuklar.

 Bir barış bırakın biz çocuklara uzansın şarkımız güneşe ve aya.

Oynaya oynaya gelin çocuklar. 

El ele el ele verin çocuklar.

Bir dünya bırakın biz çocuklara yazalım üstüne SEVGİLİ DÜNYA. 

Oynaya oynaya gelin çocuklar. El ele el ele verin çocuklar. 

 

Bugün bütün çocuklardan özür dileyerek yazıma başlamak istiyorum. 

 

Niçin mi! 

 

Doğdukları günden itibaren çocuklarımızı  yalanlarla büyütüp yine yalanlarla avuttuğumuz için. 

 

Her gece çocuklarımızı  uyuturken uyusun uyusun da büyüsün tıpış tıpış yürüsün diyen ninniler söyledik. Mutlu sonlarla biten masallar anlattık. Her masalın sonunda gökten üç elma düşürdük. Düşen üç elmada  masaldaki kahramanların hayallerini gerçeğe dönüştürüyordu. Masallardaki kral ve kraliçenin gönlü  çok boldu. Ülkede aç uyuyan, hastalıktan ölen, eğitim alamayan çocuklar  hiç yoktu. Ülkesini çok seven şövalyeler vardı. Zenginden alıp, yoksul halka dağıtıyorlardı. Adalet tıkır tıkır işliyor insanlar mutlu mesut bir şekilde yaşantılarına devam ediyorlardı. 

 

Gerçek olmayan bir dünyayı sizlere uyurken gerçekmiş gibi anlattıkça anlattık. Nasılsa masal dedik  yalanları arka arkaya savurduk. Bu anlattıklarımızı unutacağınızı düşünüp sizleri düşünebilen, algılayan bireyler yerinede koymadık…  

 

İşin gerçeği anlattığımız o yalan masallarla kendimizi de avutuyorduk. Bizler de o saatlerde yaşamak istediğimiz dünyanın düşlerini kuruyorduk. Sadece size masal anlattığımız saatlerde pembe gözlüklerimizi takıp sizinle beraber mutlu mesut bir şekilde gerçek hayata arkamızı dönüp uyuyorduk.

 

Oysa çocuklara  bıraktığımız dünya masallardan çok farklı  gözlerinin içine baka baka her gün onlara yalan söyledik.

  

Gözyaşlarıyla ıslanmamış bir ülke yok bu yaşadığımız evrende.

Özgürce koşup oynayacakları bahçeler de yok. 

Gökyüzünde özgürce uçuracağınız rengârenk uçurtmalarınız da olmayacak. 

Masallardaki gibi elma değil mermiler düşecek gökyüzünden başınıza. Düşen her bir mermi sevdiklerini senden alacak ya da sen sevdiklerinden ayrılacaksın. 

Oyun oynamak istediğin sokaklarda içi bombalarla dolmuş hendekler çıkacak karşına.

 Eli silah tutan insanlarla karşı karşıya kalacaksın sana dilini, dinini soracaklar. İla bir taraf tutmak zorunda kalacaksın. Seçtiğin taraf seni ya ölüme ya da yaşama kavuşturacak.

Düşünme, konuşma hakkında yok 

Ülkede kral var ama çok meşgul oturduğu ev çok büyük savaş oyunu oynamayı sevdiğinden senin çığlıklarını duymayacaktır. 

Kral zenginden, fakirden herkesten para alıyor ama prensin paraya ihtiyacı var ona veriyor.  

Senin yaşamak için attığın imdat çığlıklarını duyan insanlar olacak ama o kadar duyarsızlaşacaklar ki televizyondaki haberleri seyrederken içleri yanacak, televizyonu kapattıklarında her şeyi de unutmuş olacaklar. 

Uyuyan halkı uyandırmaya çalışarak doğruları yazarak FARKINDALIK yaratmaya çalışan gazetecileri de tutsak edecekler.

 

*** 

.

Bugün yalansız bir güne merhaba demek istedim.

Masallarla büyüttüğümüz çocuklardan özür diliyorum.

Benim gibi düşünen insanları da aynı şeyi yapmaya davet ediyorum.

Birken bin oluruz sesimizi böylece duyurabiliriz. FARKINDALIK yaratmak dünyada olup bitenlere kayıtsız kalmamak bizlerin elinde tek başıma ne yapabilirim değil el ele verirsek neler yapabileceğinizin farkına vararak sevgiyle yaşayın.

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.