Kim ölü kim canlı

Sedat Memili yazdı

01 Ocak 2016 Cuma 06:15

Hiçbir sistem bir ölüyü yeniden öldürecek kadar güçlü olamaz…

 

Bizi biz yapan değerler vardır;

Sahip olduğumuz ahlak ilkesi, bir inanç, kullandığımız bir kelime…

Kendimizin üretmediklerine sahip olup kullanıyoruz.

Ben yaşamımda hiçbir kelime üretmedim; ama kelimeleri kullanmakla geçiyor ömrüm. Bir ahlak kuralı için de öyle, doğada herhangi bir eşyanın adı içinde öyle…

Doğa, ortak üretimler panayırıdır.                                                                              

Biz bu panayırın haylaz tüketicileriyiz.

Annemiz, babamız, öğretmenimiz, okuduğumuz bir kitap, duyduğumuz bir şarkı, arkadaşımız bizi alır, yoğurur bir şekle girmemize katkı koyar. Şansımız yaver giderse, iyi ustaların elinde pişeriz; şansımız kötüyse… Devamını getirmek istemiyorum.

Bu gün 2016 yılının ilk günü. Gece uykum kaçtı. Kalktım, düşündüm. Nedense aklıma 2015 yılında kaybettiklerimiz geldi.

Ortalama olarak ülkemizde her yıl yaklaşık 400 bin kişiyi kaybederiz.

İnsan neden yaşar? İstatistiki bir rakam olmak için mi?

Bu ölenlerin arasında – örneğin 2015 yılında - Müzeyyen Senar’da var, Oğuz Atay’da… Terör olaylarında boşu boşuna ölen de var, Levent Kırca’da… Süleyman Demirel’de 2015 yılında ebediyete uğurladıklarımızdan oldu, adını sanını bilmediklerimizde…

Bazı insanlar 2 kere doğar;

Birincisi annelerinden dünyaya gelince,

İkincisi de ölünce.

Evet, ölünce doğuyor bazı insanlar ve inanıyorum ki bazı ölüler canlılardan daha çok yaşıyor.

Bu gün Charles Darwın’in öldüğünü kim söyleyebilir?

En azından onu her an ve her saniye düşmanları yaşatıyor.

Şimdi hayatımıza yön veren ve aklımızı, hayat felsefemizi şekillendiren onlarca düşünür, toprağa verilmiştir ama ölmemişlerdir.

Eğer ölmüş olsaydı, Mevlana Celaleddin Rumi her yıl milyonlarca insanı aydınlatmaya devam eder mi?

Şu da bir gerçek, insana düşman çoğu sistem, yaşayanlardan çok ölülerden korkar.

Çünkü güce dayalı sistem yaşayanı öldürebilecek kadar güçlüdür.

Ancak hiçbir sistem bir ölüyü yeniden öldürecek kadar güçlü olamaz.

Ama yine de bir ölüyü öldürmenin tek yolu vardır: onu unutturmak.

Unutulmak, bir ölünün yeniden öldürülmesidir.

Bu nedenle bazı düşüncelere düşmanlık yapılmaktadır.

Evet 2015 yılında sonsuza kadar ölenler ile ölünce yeniden doğanları düşündüm.

Ve maalesef şu geldi aklıma;

Yaşama hiçbir katkısı olmayan sokağımdaki bazı insanlar, 2300 yıl önce ölmüş olan Aristo veya Arşimet kadar düşünce dünyamda var olmamışlar.

Benim için Sadi Şirazi ölmedi yaşıyor. Ama çevremde bazı insanlara bakıyorum da onlar da kendini yaşıyor zanneden ölülerdir.

O zaman sorarım

Kim ölü kim canlı?

 (2016 yılının ilk yazısını daha sevimli bir konudan seçmek isterdim. Ama öyle oldu. Bağışlayın)  

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.