'Ölüm vaadı da biz mi ölmedik?'

Haber/Sedat Memili

04 Ocak 2016 Pazartesi 06:00

ÖLÜLER YENİDEN ÖLDÜRÜLEMEZ

Elbette 2015 çok güzel yaşamların oluşmasına neden oldu. Ülkemin dört bir yanında çığlıklarla yeni yaşamına başlayan bebekler ve çığlık atmaya fırsat bile bulamadan yaşama dahi başlamayanlar oldu.

Ben insanın toprağa verildiği zaman değil unutulduğu zaman öldüğüne inananlardanım. Ve bazen insan ölünce daha etkin yaşar. Ve hatta bazı insanlar ölünce yaşamaya başlarlar.

Bu nedenler sistemler, canlılardan çok ölülerle uğraşırlar. Çünkü canlıları öldürmek kolay ancak ölüleri öldürebilmek için unutturmaları gerekir.

Çünkü ölüler yeniden öldürülemezler.

apoletli-azrail-ile-trakya-bicicisi.gif

4 Ocak - Murat Bozlak, avukat ve siyasetçi (d. 1952).(Adana Kamuoyunda sessizce girdiği siyaset sahnesinden sessizce ebediyete intikal etti. Adana Medya Gazetesi, Sayın Milletvekilinin vefatına ilgisiz kalan Adana’yı eleştirdi)

5 Ocak - Erdoğan Bozok, karikatürist (d. 1932). 6 Ocak - Ayla Gürses, ses sanatçısı (d. 1946).

10 Ocak - Keriman Davran, opera sanatçısı (d. 1936). Zaten günümüzde demokrasinin o meşhur büyük çoğunluğunun ne karikatüristler ne de opera sanatçılarından haberi yoktur. Ama bu sanatçılar, o çoğunluğun hem demokrasisinden hem de kendisinden uzun yaşayacaklardır.)

bedri-koraman---cizmeye-devam-ediyordur.gif

OĞUZ ATAY; DOĞANIN AKIŞINA BIRAKTI

“Bir şeyler bırakmışlardır arkalarından, büsbütün erimeye razı olmamıştır kimse./ Demek ki, yolda durmak mümkün olmuyordu; böyle bir hürriyet yoktu. Sadece sürüklenme kalabalığın akışına kapılma hürriyeti vardı.” Ve kendini doğanın akışına bırakarak 22 Ocak’ta aramızdan ayrıldı 76 yaşında ayrıldı Oğuz Atay.

Bir de Halit Kıvanç vardı. Evet hala var. Tek kanallı radyodan, tek kanallı televizyonlarda herkeste bir anı bırakarak 30 Ocak’ta aramızdan ayrıldığında 84 yaşındaydı. Benim gibi bir adama bile futbolu sevdirmişti.demirel-siyasetinin-fotografi.gif

“Tûtî-i mu'cize-gûyem ne desem lâf değil / Çerh ile söyleşemem âyînesi sâf değil

Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana / Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil”

70’li yıllarda melek yüzlü, saf bir genç, yürek titreten kadife sesiyle bu şarkıyı söylediğinde Türkiye çalkalandı. Adı Bülent Ersoy’du. Müzik Hocası ise Müzeyyen Senar…  Sonradan, Müzeyyen Senar gibi sanatçıyı Bülent Ersoy vasıtasıyla tanımış olmaktan utandım. Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla’nın çağdaşı Senar’ı 8 Şubat’ta ruhlarımızın en derin köşesine uğurladık.

Birçoğumuz Fikret Şeneş’in adını bilmeyiz. Ancak bazı eserler üreticisini aşar. Esasında Fikret Şeneş’in duygularını paylaşmayan insan yoktur. Özellikle Ajda Pekkan’ın söylediği şarkıların annesi Şeneş’tir. “Kimler geldi kimler geçti, Kaybolan Yıllar, İki yabancı, Uykusuz Her Gece” gibi 300’e yakın şarkının söz yazarıdır. O da hayatımıza geldi ve 16 Şubat 2015’te geçti gitti. “Bir başkadır memleketim” dediği memleketinde toprağa verildi.mehmet-selim-kiraz--bir-di-cok-oldu.gif

YAŞAR KEMAL; ÖLÜMÜYLE YENİDEN DOĞDU

Ve Yaşar Kemal; ölümüyle yeniden doğan ender insanlar biri olarak dünya yaşamına girdi. Kendisini yaşamdan alan tarih 28 Şubat’tı. Cumhuriyet ve aydınlanma ile yaşıttı.

Gençliğin simgesi idi 12 Mart’ta ebediyete intikal eden Erol Büyükburç; tıpkı söylediği şarkılar gibi ardından olaylar ve efsaneler bırakarak göçtü dünyamızdan…

ÇOĞALAN MEHMET SELİM KİRAZ’LAR…

Ve savcımız Mehmet Selim Kiraz; aydınlık saçıyordu. Saçtığı aydınlıkta gerçekler su yüzüne çıkacaktı. Bir düğmeye basar gibi söndürdüler… Tarih 31 Mart idi… Ancak, Mehmet Selim Kiraz’ın ölünce çoğaldı…. Şimdi yurdun dört bir tarafında Mehmet Selim Kirazlar karanlığı aydınlatmak ve gerçeği ortaya çıkarmak için ışıl ışıl yanmaktadır…

Ve küskün romantik: Kayahan… Romantizmin son temsilcilerinden biriydi ve 2015’in aramızdan aldığı sanatçılar kervanına katıldı. Artık sonsuza kadar 66 yaşında bir deha olarak anılacaktı.

ZEKİ ALASYA VE APOLETLİ AZRAİLmurat-bozlak--saygida-kusur-ettik.gifmuzaffer-akgun.gif

Ve zeki Alasya ile Kenan Evren… Peş peşe ayrıldılar aramızdan. Ben ikisine de çok üzüldüm. Birincisine böyle bir değeri kaybetmenin acısıyla üzüldüm; ikincisine ise neden daha çok yaşayıp, daha çok acı çekmedi diye üzüldüm.

Zeki Alasya ile Metin Akpınar, 12 Eylül Dönemi’nde tebessüm edecek bir soluk yaratmışlardı. Apoletli Azrail’in ülkenin bütün atmosferinde kol gezdiği yıllarda insan Zeki Alasya’yı 8 Mayıs’ta; Apoletli Azrail’i ise 9 Mayıs’ta kaybettik.

Sayın Zeki Alasya senin adını, Kenan Evren ile birlikte andığım için üzgünüm…

Sende ölmedin o da ölmedi… Biriniz altın harflerle tarihe yazıldığınız, diğeriniz tarihin çöp tenekesinde yerini aldı.

BEDRİ KORAMAN; ZEBANİLERİ SEVDİREN ADAM  

Ve Bedri Koraman, mutlaka karikatür çizmeye devam ediyordur. Cehennem zebanilerini bile çizgileriyle sevimli göstermeyi başaran bu çizgi dehasının hala karikatür çizdiğine inanıyorum. 30 Mayıs’ta aramızdan ayrıldığı zaman 87 yaşında genç ruhlu bir sanatçıydı.

31 Mayıs 2015 tarihi geldiği zaman Behiye Aksoy’un “hoş bir sada bırakarak” aramızdan ayrılacağını hiç düşünmemiştim. Öylesine canlı, öylesine içten ve öylesine yaşam doluydu ki hüzünlü şarkılara bile neşe katardı. Ve 82 yaşında olduğunu ancak öldüğü zaman fark ettim. O benim için hala, “kapın her çalındıkça”, “At kadehi elinden”, “Bir garip yolcu” gibi onlarca şarkının icracısıydı.

Sadun Boro adı belki günümüzde bir çok insana bir şey ifade etmez ama bana gazete okumayı sevdiren ve gazeteleri takip etme alışkanlığını kazandıran kimse olarak hatıralarımda durur. Babam, 1965 yılında, dünyayı tekne ile dolaşmaya çıkan Sadun Boro’nun Hürriyet Gazetesi’nde tefrika halinde yayınlanan yazılarını takip etmemi önerdi. Çok sevindim. Sadun Boro dünyayı dolaşırken, ben de her gün Hürriyet Gazetesi’nin bütün sayfalarını dolaşıyordum. Sadun Boro, Alman Asıllı eşi Oda Boro ve kedileri Miço ile birlikte tarihe geçti. Öldüğünde tarihler 5 Haziran’ı gösteriyordu.

İşte aynı tarihlerde 8 Haziran’da da Hürriyet Gazetesi ile bütünleşmiş olan Erol Simavi ayrıldı dünyamızdan.

Saflığı ve kabalığı Sümer Timaç Kadar sevdiren kimse olmamıştır. 12 Haziran 2015’te ecel onu aramızdan aldığında 67 yaşındaydı.

“ÖLÜM VAADI DA BİZ Mİ ÖLMEDİK?”

20. yy Türkiye’sinin, ekonomik, siyasal ve kültürel tarihinin canlı tanığı, yürüyen kütüphanesi Süleyman Demirel, 17 Haziran’da son resmi törene omuzlar üzerinde katıldı. Sanki kulaklarımda  “Ölüm vaa’dı da biz mi ölmedik?” dercesine, tarihteki yerini aldı.

Ve Tahsin Şahinkaya; nasıl öldüğüne tanık olmadım ama, Trakya’daki uçsuz bucaksız arazilerinde ay çiçeği biçerken, Türkiye genelinde biçtiği gençlerin ruhu gözlerinin önünden geçmiştir. 9 Temmuz’da gitti.

MUZAFFER AKGÜN: YÜCA DAĞ BAŞINDA YANAN IŞIKoguz-atay-bu.gif

“Yüce Dağ Başında Yanan Işık; Muzaffer Akgün…”  O ışıkta nice türküler doğdu. Türkülerin Anasıydı ve türkülerimizi öksüz bırakarak 1 Ağustos’ta dağların ışığı oldu. Ardından kışlaların hüzünlü sesiydi. 2. Paylaşım Savaşı’nda Edith Piaf ne ise kışlalar için Muzaffer Akgün’de oydu. “Kışlalar doldu bu gün, doldu boşaldı bugün…” Kışlalar hala dolup boşalıyor. Muazzez Türing, Handan Kara, Selahattin Erorhan, Neşet Ertaş, Erol Büyükburç, Şükran Ay gibi daha onlarca kişiyle birlikte bizzat tanıdığım, karşılıklı sohbet etme şansına ulaştığım insanlardan biriydi;

 

Renklerin, sözlerin ve düşüncelerin haylaz çocuğu deha Fikret Otyam; şu an mutlaka ahirette, zebani mezalimini, cennet demokrasisi ve cehennem ceza uygulamalarını eleştiren yazılar yazıyor, daha iyi bir ahiret daha yaşanabilir bir cennet için mücadele veriyordur. 9 Ağustos’ta 89 Yaşında öldüğüne bakmayın, onu tanıyanlar bilir, 20 yaşındaki insanın düşünsel enerjisiyle doluydu; hala da öyledir.

ATATÜRK’LE KALIN HOÇAKALIN…

Ve Levent Kırca koştu, Fikret Otyam’ın arkasından. Kırca’nın Ağustos’tan Ekim’e kadar yapılacak işleri, bırakacağı vasiyeti ve gençlere öğüdü olacaktı. Ve nitekim oldu: “Dik durun… Adil olun, sabırlı olun. Daha iyi bir dünyada görüşmek ümidiyle; Atatürk’le kalın, Cumhuriyetle Kalın, Hoşçakalın!”

Değerli dostlarım, Gladyatör filminin afişinde bir deyim yazar: “sonsuzlukta bir şey kaybolmaz…” Biz insan olarak, sadece kendimiz değiliz. Bizi, biz yapan değerler vardır. Bir cümle, bir konuşma, bir ölüm, bir olay, bir doğum… Hepsi yaşamda oluşan sonsuz sayıda olaylar ve kişilerin üzerimizde bıraktığı izler vardır. Biz insan olarak bu izlerin toplamıyız. 2015’te kaybettiklerimiz derken, bizim üzerimizde iz bırakan ve oluşmamızı sağlayanlar elbette sadece adını buraya yazdıklarımız değildir. Aylan Bebek’ten, Tahir Elçi’ye; Çetin Altan’dan Gülten Akın’a kadar daha onlarca insan, varlığı ve yaşamı ile bizlerin oluşmasına katkı koymuştur. Yaşamlarının her anları değerli olan bu insanları kısacık bir yazıda anlatmak gibi bir iddiamız olamaz. Kaybettiklerimiz arasında bizzat tanıma şansına sahip olduğum insanlarında var oluşu bana sorumluluk yüklemektedir.

Yılın son yazısında belirtmiştim; bu insanlar toprağa verilmiş olmakla ölmediler. Esas, unutuldukları zaman ölmüş olacaklar.

Hepsine Tanrıdan Rahmet diliyorum; Toprakları bol, mekanları cennet olsun.sadun-boro--hatirladigim-fotograflarindan-biri.gif

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.