Yansımalar 1

Sedat Memili yazdı

04 Ocak 2016 Pazartesi 06:01

İyilik, kötülüğün en öldürücü silahıdır…

 

Oysa şimdi yeni yeni fark ediyordu ki, ayna, kişinin kendisiyle yüzleşmenin değil, kendinden kaçışın simgesiydi. Her insan kendisiyle ilgili değerlerin yansımasını görmek ve bu yansımaları , istediği gibi yönlendirmek ister. Kendi görüş ve düşüncelerinin, davranış ve duygularının yansımasını gözlemekle beslenir insan. Üstelik bunu olağanüstü sinsi ve akıl almaz planlarla yapar.

Aşk ışınları yayar, aşık olunmak istiyordur.

Sevgi ışınları yayar, sevilmek arzusundadır.

Karşısındakinin eksikliklerini saptar, o konuyla ilgili ucuz gösteriler yapar ve oluşan hayranlık bakışlarıyla beslenir.

Yardım eder, gözlerde hüzünle ışıldayan minnet duygusuyla yaşam nefesi bulur. Yaptığı her eylem, yansımasını görmek istediği duygularla yüzleşmek ve bir anlamda tatmin duygusu yaşamak içindir.

Kararsızlar arasında kararlı, bilgisizler arasında bilgili görünerek, oluşturduğu aynalarda yansımasını izler.

Elbette bu olayın sadece olumsuz yönleri yoktur. Hatta olumsuz yönler, bir anlamda daha erdemlidir. Bir de bu olayın olumlu yönleri var ki, erdemsizlikler içinde erdem anıtı gibi durur. Olumlu durumları erdemsiz kılan, "erdemli duyguların" kullanılmasıdır.

Kişinin kötülük yapmak için kullandığı en öldürücü silah iyiliktir.

İyilikten daha vahşi daha acımasız bir silah henüz keşfedilmemiştir.

İyiliğin sahte ve büyülü sihrine kapılıp, tüm savunma mekanizmalarını terk etmeyen insan yoktur.

İyiliğe uğrayan insan, en savunmasız insandır. Yapılacak tüm kötülüklere açıktır.

Ayna üretme meraklısı olan ve üretilmiş aynalarla beslenenler, hep iyi görüntünün yansımasına çalışır. İyi görüntülerin yansıması için "yeteri kadar" aynaya gereksinim vardır.

Üretiriz,  hep ayna üretiriz...

Arzuladığımız görüntünün yansımasını doya doya seyretmek için üretiriz aynaları.

"Çevresi geniş olmak" demek, ürettiğimiz aynaların çok olması demektir.

"Hatırı sayılır kişiler", hatırı sayılır aynalar üretenlerdir.

Kendi içimizde sakladığımız Narsizm (kendine hayranlık), reddettiğimiz ama doyasıya yaşadığımız bir duygudur.

Aynalar konusunda mitoloji ve masalların ilgisiz kalması düşünülemezdi. "Güzelliği ve yakışıklı olması ile ünlü Narsos'un, tüm yaşamını, ırmağın durgun sularında kendini hayranlıkla seyretmesi" bir rastlantı değildi. Hatta bu duruma kızan ve sitem edenler  ırmağa gelerek "Sen nasıl Narsos'un kendi yansımasını hayranlıkla izlemesine tepki göstermiyorsun." dedikleri zaman, ırmağın yanıtı dikkate değerdi "Ben Narsos'un gözlerinde kendimi seyrediyorum."

Göz göze bakışan iki insan, kendi yansımasını karşısındakinin gözlerinde görme isteği ile yanıp tutuşur. Bu istek ne kadar şiddetli olursa, bakışlar o kadar yoğun ve o kadar arzu dolar.

 

2. Yazı aynasız kalmak ve Pamuk Prensesin Üvey Annesi

 

 

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.