Adana'nın kurutuluşu

Sedat Memili yazdı

05 Ocak 2016 Salı 06:00

Erkenden kalkmam gerekirdi; çünkü Adana’nın Kurutuluş Törenlerine katılmalıydım.

Akşamdan Nokia marka cep telefonumu kurdum; karşı camiinin minaresindeki baz istasyonundan gelen sinyalle erken uyandım.

Günler kısa olduğunda yarısı Avusturyalıların olan EnerjiSA’nın elektriği ile aydınlandım. Ne var ne yok diye, Google ve Facebook’ta gezinti yaptım.

Migros ve CarrefourSA’dan alınmış gıda maddeleri ile kahvaltı yaptım.

Ben Adanalıyım; elbette Adana’nın Kurutulmuşluğuna tanıklık etmeliydim.

Bridgestone lastikli, Peugeot marka minibüs ile Ziyapaşa Bulvarına kadar gittim. 

Uğur Mumcu Meydanı’nda tören yapılacaktı. Erken gelmiştim. Colombia Marka ayakkabılarım ve Nort Face ceketim olduğu için soğuk bana işlemiyordu.

İngiliz’in ayakkabısını, Almanın otomobilini, Amerikalının ceketini ve

Suriyelinin de sığınmacısını almıştık.

Şükürler olsun ki Adana’yı Fransızların emperyalizminden kurtarmıştık.

Kurtarmış olduğumuz Ziyapaşa Bulvarında çevremi seyrederek dolaşmaya başladım; Gar Tarafından aşağı doğru inerken; The Nord Shield, önünden geçip Tchibo’yu geride bıraktım. Caribou Coffe’nin önüne gelene kadar, MHP’li arkadaşlarla Adana’nın kurtuluşu için birbirimizi kutladık.  Sevincimizden Starbucks’ta bir kahve tellendirdik.

Arkadaş hesabı ödemek için Fransızlara ait olan TEB Kredi kartını verdi.

Sonra, bankadan aldığı kredilerle satın almış olduğu Alman arabasına bindi.

Ona söylemeyi unuttum, Colombia marka montu çok yakışmıştı.

Hemen arka sokaktaki Amerikan Kültür Derneği’nde bir arkadaşımı ziyarete gidecektim ama vaz geçtim.

Şinasi Efendi caddesi üzerinde bulunan Anemon Bar’a girdim henüz servis açılmamıştı.

Adana düşman işgalinden kurtulmuştu.

Sevinçten için içime sığmıyordu.

Az sonra, şehrin ileri gelenleri Fransız emperyalizminden nasıl kurtulduğumuzu anlatacak, marşlar okunacak, gaziler resmi geçide katılacak ve alkışlayacağız…

Biz bu törenlerle meşgul olurken, satılan limanlarımıza yüzlerce yabancı bandıralı gemiler gelecek, bizim olmayan telefonlarla görüşülecek…

O an aklıma geldi. (Adı Bende Saklı) Bir belediye başkanımız, bulunduğu ilçenin kurtuluşu için iş adamlarından destek alamıyor. Belediye bütçesi de tören harcamalarını karşılayamıyor.

Hasbel kader o ilçeden bulunan en güçlü firma yabancı.

Ve belediye başkanımız, ilçenin kurtuluş törenlerinin giderlerini bu firmanın karşıladığını öğünerek anlattı.

Ve belediye başkanımız, Adana’nun Kurutuluşunda da hazır bulundu.

İnanamıyorum; sanki bir rüya görüyorum.

Bankalarından, tohumuna, sigorta şirketlerinden telekomünikasyon şirketlerine; limanlarından, fabrikalarına kadar yabancılara ait olan bir ülkede neyin kurtuluşu kutlanır.

Neyse ki Parkın adı Atatürk idi…

Gittim. Aşağıdan Atatürk Heykeli’ne baktım.

Atatürk sessizdi; Ben sessiz kalamadım ve fısıltıyla:

“İyi ki Adana’yı kurtarmışsın Paşam, yoksa Allah Korusun, neredeyse yabancı devletlerin ekonomik, kültürel ve siyasi sömürgesi olacaktık” dedim.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.