Şairi dinlemek ve şiiri anlamak

Dr. Ömer Uluçay yazdı

05 Ocak 2016 Salı 06:05

Konu şiir olunca, Şairi dinlemek bir sanattır.

Herkes şairi dinleyemez, bilemez. Şairin sözleri, çiçektir, dikendir, güldür, gülledir, aşk ve öfkedir. Gün ortasında, güneş altında kar yağdırır. Karlı günde çiçek açtırır, dondurur, kaynatır, dağ başlarına düşürür, Mecnun eder çöl gezdirir, yarın cemali için bir ömür tüketir. Acıyı, öfkeyi, sevdayı, ölümü, doğumu ve söylenmedik her şeyi dile getirir. Yumuşak söylediği gibi bazan Dadaloğlu olur fermana karşı dağlara kaldırır. Bazan Mevlana olur, Şemsi bekleyegörür. Şairin hikmetine sual olmaz. Bunlar rastgele söylenmiş sözler değildir. Üzerinde düşünülmüş, yoğunlaşmış ve sonunda kalıba girmiş deyişlerdir. Bazan doğaçlama olur, bir güvecin donunda, bir balarısı inceliğinde, bir şahinin bakış keskinliğinde ve bazan boz bir kartalın pençesinde yavru kuşa döndürür insanı. Şaire güven olmaz, sakin uslu durur ama içinde fırtınaları dizginler, bir volkan olup patlar ve lavlar yakar. Gel de böyle bir adamı, cevhari dinle ve anla. Saman ehli ne bilsin cevherin kıymetini, şap yalan ne bilsin balın kıymetinin, yarasa ne bilsin ziyanın hikmetin. Gel gönlüm seyran eyle.

Şairin güllerini toplamak ve güllesine dayanmak gerek. Hızına uymalı, masmavi gökte kanat açmalı ve deryalara dalmasını bilmeli, gavvas olup inci-mercan toplamalı. Hâsılı, şairi dinlemek hüner ister, bilgi ister. Coşkusuna, öfkesine, sevdasına katılmak ister, onu cesaretlendirmek, adımıza dile gelmesini teşvik etmek gerek.

Hüner iltifata tabidir. Şair destek ister, her şeyden önce anlaşılmak ister.

*

Şimdi şairler arasında yer alalım ve onları tanıyıp dediklerini anlamağa gayret edelim:

1- Yakup Karaca(1972, Kozan, lise mezunu):Genç ve güler yüzlü bir âşık, günlük konuları ve ilgilerini, dileklerini, sunularını manzum olarak yapıyor. Katıldığı toplantılarda görev alıp katkı sunuyor. Doğaçlama da söylüyor. Kendi şiirlerini anlam katarak okuyor.

Y.Karaca, Duygu Pınarı adında bir şiir kitabı yayınladı(2012, Adana, 100 s,7 7 şiir). Kitaba adını veren şiirden bir dörtlük:

 

Yakışmış eline aynalı tasın

Başımı döndürdü nağmeli sesin

Sen akan billur su, ben ise yosun

Sürmeli gözlerde ferin olayım.

 

Yakup Karaca, eşine-dostuna, sevdiğine, çocuklara, polis ve öğretmene ve öğrencilere hâsılı çevresindekiler için şiir yazmakta, aşkı anlatmakta. Hece ve serbest şiirler yazmış.

Yakup Karacanın ilgisi değişmekte ve bilgisi artmaktadır. Son yazdığı şiirleri dinledikçe olgunlaştığı görülüyor. Başarılar diliyorum.

 

Yakup Karaca’nın böyle halleri

Sevdalandı türkü söyler dilleri

Gurbet ellerinin kokmaz gülleri

Rengine bakıp ta aldanıyorum

 

2- Süleyman Bektaş-Çağdaşî (1954,Kozan, Sosyal Bilimler Yüksek Okulu mezunu, İcra Müdürlüğünden emekli): Güler yüzlü, uyumlu, özverili saygın bir dost. Omzunda sazıyla gelir sanat sohbetlerine, istek olursa yazdıklarını dillendirir, dizeleri tellere bindirir, gönülleri şenlendirir.

Çağdaşi, Gönül Telimden Notasız Ezgiler adıyla bir şiir kitabı yayınlamış (2014, Adana, 104 s, 101 adet hece ve arada serbest şiir).Âşık, güncel, sosyal konulu şiirler yazmaktadır. Ancak bazı konularda içerik bakımından çalışmaları devam ediyor. Derin bir kültürün ve geleneğin içinden geliyor. Bu birikimleri gönlünce yoğurup şiire dökecek. Bununla kalmayıp melodiler de yapıyor. Ses, söz, tel ve ille de gönül birlikte coşuyor ve coşturuyor. Saz, onu aranır ve nağmesini dinlenir kılıyor. Kendi şiirlerin de başarıyla okuyor. Aşkı, doğayı, insanı, yarenlikleri, sorunları anlatıyor, yorumluyor.

Sazın telin titretir

Konuştuğun dinletir

Acı söyler dokunur

Yara olan gocunur

*

Çağdaşi torun sever

Sevinci cihan değer

Al bu pamuk şekeri

Babaannesine ver.

*

Çağdaşi illeri gezip dolaşsın

Yücelerden aşıp engine düşsün

Bozkırda açılan güle ulaşsın

Dikensiz budaksız gül bizi yorar

 

3- İzzettin Akyapı (1968, Mardin/Derik, Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi mezunu): Şair-Yazar Bir Kadeh Yaşam adıyla bir kitap yayınlamış (2015,İstanbul, 128 s,İçinde 124 başlık var). Yaşamın sorunlarına ve insanın umutlarına değinmiş. Mısralar şeklinde serbest dizilmiş öykü tadında metinler, yer yer akıcı. Bu da bir tarz, ama herhalde daha bir okunup redakte edilmeli. Şiirin söz tasarrufuna ve okuyucudaki duygu ile bütünlük kurmasına gereksinim var. Ama her şeye rağmen kutluyor ve başarılar diliyorum. Yazmak güzeldir, hangi tarzda ve dalda olursa olsun.

Kitabın son sayfasında Yazar kendisini tanıtıyor: “Güneşle tanıştığım ve ilk nefes aldığımda tarih 02 Nisan 1968’i gösteriyordu. Mardin’in Derik ilçesinde idim. Anadilim Kürtçe olduğundan okula başladığımda Türkçe bilmiyordum. Öğretmenimle farklı dil konusunda iletişime geçemediğimden ilk yıl sınıfta kaldım…”

Bir nehir misali adlı uzun ve serbest şiiri, umutla ideali ve gayreti dile getirmektedir:

 

Doğdum dağların zirvesinden

Bir nehir misali

Acılar kaya oldu, yolumu kesti.

Parçalandım, savruldum ama;

Dinlemedim, yine birleştim, devam ettim…

 

4- Mustafa Temel (1985, Adana, Sosyoloji mezunu): Konuşkan, güleryüzlü, aktif bir arkadaş. Hem güzel konuşuyor ve hem de şiirlerini okuyor. Birçok aktivitede rol alıyor. İki şiir kitabı yayınlamış, kitapların içini, resim, grafik ve desenlerle bezemiş. İmgeleri, temaları, hayal ve umutlarıyla, lirik anlatımıyla şiirdir bunlar ve fakat temaları, çok sözlü ve anlatımlı, serbest deyişlerle birer senaryo-kurguya uygun düşer.

Bu çeşitlilik ve coşkuyla, roman yazarsa daha başarılı olacak diye düşünüyorum.”Arkası yarın”a konu olacak kurgulardır bunlar, romantizm, hüzün, ayrılık, rekabet ve aşk ve sonra da hepsi bir arada.

Sus’adım (2012,İstanbul, 80 şiir, 198 s) ilk şiir kitabı. Ayrılık ateşi ve yangısı zor. “ölmek bile sana gelmekti. Susmam seni sevmemdendi. Adın anadilimdir. Katresin yüreğimde, Aşkın od’undayım. Sustum en lal halimle. Sevdiysen hecelere bölecektim kalp atışlarımı. Herşeyden bir fazlaydı aşk-nefes-yakarış-ümit ve düş. Kendi hikâyemde inciniyorum. Hüzzam yutkunmalar ve S’ayıklamalar, sana çoğalacaktım. Yüreğimde emanetin, gücümü sevgiden alıyorum” diyor Mustafa Temel. Kitapta kalp, manzaralar, mevsim örnekleri, parçalanmış kalp, çiçekler ve susuzluktan yarılmış toprak görüntüleri var.

 

Aldın da gittin

Sahi sevgili

Bu kadar mı sevdin? (s 58)

*

Oysa aşk

Ne seni seviyorum diye

Avaz avaz çığlıklar atmaktı

Ne de

Uçurumlara inat

Sevdiğinin gözlerindeki boşluğa dalmaktı.(s 166)

 

Tut Ellerinden Düşlerimin (2014, Antalya, 55 şiir, 208 s).Burdaki şiirler de gösteriyor ki, ilk kitabındaki çizgide ilerliyor şair: Yine aşk ve ızdırap, ayrılık, umut, sevgi, vuslat ve hasret, devam ediyor: ”Adın yazılıydı susuşlarımda, aşk yalandı aslında, aşk talandı aslında ve aşk kalandı. İçimde kaldı sızın, mutluluk yutkunmalarım, tutsak kelimeler, nefesim düşer, adın aşk olsun. Dünyam, sevdim acını, Sofia, yetim düşler” demektedir şair. Şiirlerin isimleri, içeriklerini yansıtıyor zaten.

Kalan hep acıdır

Kalan hep keder

Kalan hep çaresizlik

Kırılan hep gönüldür darmadağın.

Özledim

Özlüyorum

Özleyeceğim babacığım. (s 149)

Kendisini tekrarlamaması dileğiyle başarılar diliyorum.

 

5- Yunus Tömen-Sübhandereli (1973,Adana/Feke, ortaokul mezunu): Âşık, tahsilini ustaların özel ilgisi ile tamamlamış. Bazı diploma meraklıları var. Ama bunlar geleni “ham kişi bellemesinler”. Çünkü “harabat ehlinde nice defineler var”. Âşık İmami, Hacı Karakılçık, Kara Mehmet, Âşık Feymani, Vahap Kocaman, Osman Akçay, Kul Mustafa gibi bölgemizin ünlü âşıklarından ders almış, onlara yoldaş olup yetişmiş. On yaşından beri saz çalıyormuş. Böylece sazı-söze katmış. Âşık İmami bir de mahlas vermiş “Sübhandereli” sözü-sazı edepli kalsın istemiş. Bunları kitabında yazmış.

Usta nasıl fırına tarsa ekmek de öyle pişer. Görelim hele…

Ateş-Kül ve Dil (2011, Ankara, 110 şiir,151 s) aşıkın yegâne şiir kitabı. Tamamı hece vezni ile yazılmış; güncel konuları, atışma, sevgi, doğa, sosyal dertler, aşk,  atışma,  konularında ve lebdeğmez şeklinde yazılmış şiirleri içeriyor. Kendisini dinledim, yetkin ve coşkun genç bir âşık.

Şiirlerin adları, duyguları yansıtıyor: “Anlamadım, bugün, keşke, sevdim be gülüm, nazlım, zalım, gülüm, isterim, bilmem, sevdan, gönül, sorma, karpuz, garipler, dünya misafir, nasihat, İsrail, bayrağım, Nevruz, ölüm, efendim, kâfir, Yâr, dönmüşsün, kaderimiz, nasıl edeyim”.

Âşık Sübhandereli’den bazı mısralar:

 

-Yürekten seviyor Sübhandereli

-Razıyım seninle düşmeye dile

-Harap oldum aşk dileni dileni

-Onsuz dünya bana zindan oluyor

-Ateş oldun yakıyorsun ceylanım

-Dolmuşum da taşıyorum

-Taksitlerin günü geldi ezildim

-Arkasından türlü oyun ettiler

-Sübhandereli’de kelek arama

-Adam kandırmam allayıp pullayıp

-Kehanet fışkırır seçim öncesi

-Ne ocaklar söndü

 Makamla mevki uğruna

-Rüşvet öşür oldu, vergi bozuldu

-Bırak dünya malın Hakkın rızasın kazan

-Derdimin dermanı sendedir gülüm

 

Âşık Sübhandereliden, ustalarının derslerini gösterir eserler bekliyoruz. Başarılar dilerim.

 

6-Remzi Yıldırım (1956, Palu, Ticaret Meslek Lisesi mezunu): Yazar, düşünür, organizatör ve sosyal davranışları ile temayüz etmiştir. Kültüre katkıları şayanı tebriktir. Şimdiye kadar beş eser yayınlamıştır. Bunlardan Doğu Masalları ve Göç Serüveni isimli kitaplarına değerlendirme /tanıtma yazısı yayınlamıştım.

Yazarın İlkeli Hayat (2015, Adana, 135 s) adlı kitabı; toplumsal değerlendirme, düşünce, ayet-hadis destekli vecizeler/özlü deyişler, nasihatlar içermektedir.

Remzi Yıldırım bu eserinde; insan nasıl yetişir? Kendimiz olmak, gölge oyunlara takılanlar ve kurtulanlar, yalan ve ikiyüzlülük, bireysel-toplumsal yozlaşma, din-özgürlük, hür irade, değerler ve insan, sosyal yardımlaşma başlıkları altında düşüncelerini açık ve belağatlı olarak açıklamaktadır. Başarılar diliyorum.

7- M.Demirel Babacanoğlu (1944, Adana/Karaisalı, emekli öğretmen, yazar, şair, organizatör, yayıncı) Şiir, araştırma, öykü kitapları, dergiler,  çocuk kitapları yayınladı. Teyzemin Köseleri (2013, Adana, 64 s) adında uzunca bir masal yayınladı. Eser, çocuklar için görünse de büyüklerin de ders alacağı söylemler var. Köselerin beceri-kurnazlık ve hilelerini örneklemenin yanında Çukurova’nın Kurtuluş Mücadelesini de Ayşe Teyzenin dilinden anlatmaktadır. Zevkle, ilgiyle okunmaktadır.

Yazarı kutluyorum.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.