Memleketimde son yıllarda güzel işler mi oluyor acaba? Olmaz demeden nasıl olur diye düşünen bir zihniyet ortaya çıkıp birşeyleri başarmayamı çalışıyor acaba. Birileri engel olup önüne zorluklar çıkarmayı bitiriyor mu acaba. El birliği ile güzel işler projeler hayatamı geçiyor acaba. Sormadan edemiyorum. Zirve soğuk ve yalnızdır. Neden ben kültürü ile zirveye gitmeye çalışılır. BİZ olamıyormuyuz yoksa? Yoksa zirve BİZİ kaldırmıyormu? Yalnız ve tek mi olmak zorundayız? Zorundaysak, bu zorunluluk nereden geliyor? İstikrar olmayacak mı? Yada devam eden istikrarlar sürekli baltalanacak mı? Bakın tam bir yılı ADANA MEDYA'da geride bırakmışız. Başarı sadece bumu? Yoksa bu başarımı? Birileri bir yerler de söylenecek ve konuşmaya devam edecek. Arkadan konuşacak. Dedikodu yapacak. Mutlaka olacak bunlar. Ne zaman bunları bırakıp susarak, aynası iştir kişinin demeyi öğreneceğiz? Ah memleketim ah...
.gif)
Bir yerlerde birilerine birşeyler anlatırsın, gelin beraber bu projeyi hayata geçirelim dersin. Direk olmaz der. Nasıl oluru konuşmaz. Veya önüne birtakım şartlar sürer. Şahsına, kurumuna çevresine sürekli bir menfaat ortamı yaratmaya çalışır. Kendine sorarsın peki NEDEN? üzülürsün memleketimin sözde sevenlerini düşününce.

Acaba yeterince kıymet bilmiyor muyuz? yazının başındaki soruya ters bir soru ile. Memleketin, insanların değerini bilmiyor muyuz? Bu memleketin değerlerine ne kadar sahip çıkıyoruz. Birileri/Biryerler, kendi yetiştirdiği değerlerin tanıtımını yapmadan, başka değerleri getirip tanıtımlar yaptırıyor. Hatta davet ediyor, adam 400 km öteden geliyor. Ortada davet eden yok, başkan yok, başkan vekili yok. Kim var peki? İYİ Kİ azda olsa İZLEYİCİ VAR. Bununla birlikte içimizden birisi gidip akademik ünvanını buradan 800 km öteden alıyor. Bir hastane doktorun kıymetini bilmiyor. Nedir bu kardeşim ya. Yapmayın sahip çıkın dedikçe kardeş kardeşi, komşu komşuyu tanımaz oluyor. Elbet hesabı sorulacaktır bunların. Hiç merak etmiyorum. Sadece şartlar oluşacak ve zemin müsait olacak. Vazgeçtik değerlere katkıyı, birde önlerine setler çekiyoruz. Yazık çok yazık. Bu durum düzelir mi, sorumlular kimler bilmem. Dernekler, siyasal otoriteler, kamu kuruluşları vs. o kadar çok günah keçisi var ki. Lakin suçlu bulmak kolay. Onları suçlu hissettirip zan altında bırakmakta. Ayrıca başarısızlıkların %99,9'u mazaret bulma alışkanlıkları iyi insanlardan geldiği düşünülürse, ortaya nelerin çıkacağının hesabını siz yapın artık. Bence önce kendimizden başlamalıyız. Ne kadar samimiyiz. Ben kendime bakıyorum. O kendine bakmalı, herkes kendine bakmalı. Değişim buradan başlamalı. El birliği ile başarı gelmeli.

Peki başarılmış güzelliklerden kesitler sunalım; Adana'mın ve Türkiye'nin ilk ve tek karnavalı. Sivil bir insiyatifle oluşturulmuş ve başarmış bir örnek. Daha henüz 3. yılında onbinleri sokağa döken, kentlilik kültürünün bir ürünü. Durmaksızın hemen 4.sünün altyapısı için çalışmalara başlanan bir proje. Mevlam razı olsun demekten başka birşey bırakmıyor geriye. Düzenleyenleri kutluyoruz. Ve bilip inanıyoruz ki karnaval içerisinden birçok proje ileride dallarıyla yayılacak, uzun vadede tüm bir yıl içerisinde izlenecek. Bu amaçla kurulan yine çatı kadroda ATO, ASO, ATB, AOSB gibi lokomotif kuruluşların olduğu ATAK AŞ. (Adana Tanıtım ve Kalkınma A.Ş.) ise tüm yıla yayılacak ve kente katma değer sağlayacak projeler için çalışmakta. Alkışlar Nisan'da Adana'daya...

Bir önceki hafta sonu düzenlenen 5 Ocak Adananın Kurtuluşu Maratonu, yine yapanları kutluyorum. Listeye baktığımda Kenyalı atletleri üst sıralarda görmek üzücü olsa da, spor müsabakasında yabancı insanların memleketime gelmesi ve yarışması mutluluk verici bir olay. Türkiye'nin dört bir yanından Adanama gelenler ise ayrı bir katma değer. Yaklaşık 500 erkek ve 100'e yakın bayan sporcunun yarıştığı maratonumuzda Adanamızın ileride marka değerlerinden birisi olmaya aday.

Amacı Adana'da fuar organizasyonu yapmak olan ÇUFAŞ'ın kuruluşuyla , TÜYAP'la gerçekleştirdiği organizasyonlar ise Kitap, Gıda ve Tarım fuarları ile Adana'nın yavaş yavaş fuar turizminden katkı almaya başladığının göstergesi gibi. Tabiki ileri vadede daha güzel işler olacaktır ama bu organizasyonlar için bizler neler yapmalıyız. Yine seyredip, yürümedi diyip kolay olanımı seçeceğiz.

Önceleri Rakı Festivali diye başlayan lakin içerik olarak kendi adıma doğrumla sıkıntı görmediğim ve insanların eğlenmesinin hiçbir sakıncası olmayan festivalin bana göre Adana'nın tanıtımı açısından önemi büyük. Lakin rakı yerine KEBAP ve ŞALGAM olması Adana'mın imajı açısından daha uyumlu. Çünkü sevip sevmenin yanı sıra, Adana'mın gerçek değeri Kebap ve Şalgam suyunun ortaya çıkması daha önemli ve en büyük kazanım. Muhteviyat olarak ise insanların özgürlüğü adına hem de demokrasinin hakim olduğu ülkede, içecek tercihi kendilerini bağlar.

Altın Koza ise artık dünyanın tanıdığı bir marka. Bu yıl terör olaylarından dolayı kapsamlı olmayan Festival için gelecek yıllarda biraz kısılıp, kabuğuna çekilme söylemleri olsa da, adının değişimi gündeme gelsede ilgililerin bu konuyu somut açıklamalar ile ileride netleştireceği kesinlikle bilinmelidir. Altın Koza bir Adana markasıdır. Olmaya da devam edecektir.Tabi bütün bu değerler içerisinde unuttuklarım vardır. Bu değerler için önce tamam diyip sonra telefona çıkma nezaketinde bile bulunmayan bürokratlar mı dersiniz, toplantı yapıp proje için konuştuğunuz lakin cevap verme nezaketinde bulunmayan dernek başkanlarımı dersiniz, hepside olacaktır. Bütün bunlardan bizim çıkaracağımız okumayı, koşmayı, içmeyi, yarışmayı bilmiyoruz olması yerine bürokrat ve ilgililerin oturdukları, temsil ettikleri makama saygı duymalarını bekliyoruz. Davet ediyoruz. İleride yazacağım isimleri ile yazacağım konu başlıklarından birisi olan telefona çıkmama, sonradan dönmeme onlara göre bir geçiştirme ile valla unuttum diye başlasada, bana göre kişinin KİŞİLİK GÖSTERGESİ. Adam başkan olmuş, koca koca müdür olmuş, (birde onların GENEL'le başlayanları var) kendisi talep etmiş yapalım demiş, telefonla arıyorsun, sergi var, onun için olmayabilir ama bizim için önemi büyük. Telefona çıkmadığı gibi yardımcısına destek vermeyeceğiz dedirtip kestirip atıyor. Çok yazık. Halbuki talep senden gelmişti. Biz bir şey istememiştik. Çok şükür yapacak gücümüzde, yeri gelirse çevremizde var. Sizin makamlar geçici ama biz hep burada olacağız dostlar. Hatırlatırım Baki gibi, baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş.
Geride bıraktığımız hafta yazıma denk gelen günde, 94. Kurtuluş günümüzü kutladığımız o gün için geçmişte Ulu Önder'in söylediği " Efendiler, bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü,
bu memlekette, bu güzel Adana'da vücud bulmuştur." sözüyle bir kez daha anmak isterim. Mevlam bir kez daha bizlere o günleri göstermesin.Bununla birlikte yine geride bıraktığımız hafta sonu kutlanan, ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ’NÜ, ARKA PLAN ailesi olarak kutlar, tüm basın emekçisi dost ve meslektaşların çalışmalarında başarılar dileriz.Üretimin hakkaniyetle devam etmesi temennisiyle.
Sevgili dostlar ARKA PLAN ailesi olarak temel eğitimde altyapısını üstlendiğimiz Tarsus Fotoğraf Derneği kurslarında Fotoğraf'a Giriş ve Tarihi dersleri ile fotoğrafseverlerle birlikte olduk. İzlenimlerime göre ileride iyi işler başaracağını düşündüğüm derneğin en büyük şanslarından birisi dinamik ve fotoğrafı seven bir yönetim kadrosunun olmasının yanı sıra, eğitime gelen ekibinde bir o kadar gerçek amacı fotoğraf olması. Bence ileride iyi işler çıkacak kursiyerleri kutluyorum.Bu haftalık ARKA PLAN olarak bizden bu kadar. Haftaya yeni bir fotoröportajda görüşmek üzere. Sevgi, saygı, hakkaniyet ve muhabbetle.