Adana Çukurova 9. Kitap Fuarı hafta içi olmasına rağmen coşku ile devam ediyor. Özellikle öğrencilerin yoğun ilgisi dikkat çekiyor. Değerli meslektaşım, Gazetecilk mesleğindeki ustalarımızdan Abdulkadir Kaçar ile sizin ve benim merak ettiğim sorulara cevap aradım. Tüm samimiyetiyle sorularıma cevap verdi hatta bazı soruları özel olabileceği için sormakta çekindim; ama cevap verdi. İnsanların ‘Günlük’ tutmasının ve arşiv yapmasının gazetecik ve televizyonculuk mesleğinde önemini bizlere anlatı.
-Gazeteci- Yazar Abdulkadir Kaçar kimdir?
Gazeteci- Yazar Abdulkadir Kaçar 1954 yılında Adana’nın Ceyhan İlçesi Yellibel Köyü'nde dünyaya geldi. Aslen Kırım’lı olan ailenin Abdulkadir Kaçar Ceyhan Yellibey Köyü’ndeki üçüncü kuşak temsilcisidir. Liseyi bitirdikten hemen sonra Gazetecilik Mesleğine atılan Kaçar 1978'de Hürriyet ve sonra Milliyet Gazetelerinde başladığı meslek yaşantısını birçok yaygın ve yerel gazete ile tv'de sürdürdü. Abdulkadir Kaçar'ın bir özelliği de kendi yayını olarak hazırladığı kitapları herhangi bir satış noktasında değil, bizzat kendisinin okurlarına hediye etmesidir. Baskı masraflarını emekli maaşından taksitle karşılıyan Abdulkadir Kaçar, kitapları gün boyunca şehir içinde karşılaştığı dostlarına, okurlarına ve sevenlerine ücretsiz olarak imzalayarak armağan ediyor.
-Adana Çukurova 9. Kitap Fuarını nasıl buluyorsunuz?
Kitap Fuarı olunca kitaplara heyecanım daha da artıyor yeni ne çıkmış ilk önce bunlara bakıyorum. Adını duyduğum tanışmak fırsatı olmayan yazarlar ile tanışıyorum güzel ve samimi sohbetlerimiz oluyor. Organize eden sorumlular işlerini iyi yapıyor eksik bir durum dikkatimi çekmedi uyarılarımızı önemsiyor yetkililer hemen çözüm buluyorlar.
-Kitap Fuarına, vatandaşların ilgisini nasıl buluyorsunuz, sizce okurlar gereken ilgiyi gösteriyormu?

Kitap Fuarına, ilgi alaka güzel katılanlar için büyük şans vakit geçirmenin ötesinde insanlar kitapları iyi incelemeli araştırmalı. İlköğretim, lise ve Üniversite öğrencileri yoğun katılım gösteriyor bu katılımlar Kitap Fuarını daha da anlamlı kılıyor. Fuar alanına girerken gelen öğrenci sayısını sordum. Pazartesi beş bin kişi, Salı günü on bin öğrenci ziyaret etmiş bu memnuniyet verici bir coşku ve güzelliktir
-Gazetecilik, televizyon programları ve bunları yapıyorken kitap yazmaya nasıl vakit ayırdınız?
1976 yılında liseyi bitirdikten sonra Gazetecilk yapmaya başladım. Hürriyet ve Milliyet Adana bürolarında çalıştıktan sonra Adana’dan Hürriyet’in İstanbul bürosuna ilk giden Adana’lı Gazeteciyim bu görevi Adanalılar için yaptım. Evlenmediğim için zamanımı kitaplara ayırdım insanlara nasıl kalıcı eserler veririm çabam, heyecanım hep bu oldu. Yaşamımın muhasebesini yaparken iyi ki Gazetecilik mesleğini yapmışım diye biliyorum. Bedenim ve ruhum birbiriyle barışık; kendimi, yaşamı, insanları canlı- cansız her şeyi seviyorum.
-Televizyonlarda hangi kanallarda çalıştınız ve bu programları yapıyorken unutamadığınız röportaj yaptığınız Siyasi Var mıdır?
1991 yılında Adana’da kurulan Adana Radyo Televizyonu’nda (ART) başladım. 17 yıllık gazeteciyken Televizyon dünyasına katıldım Haber ve program müdürlüğü yaptım yeni televizyoncuların yetişmesine öncü oldum. Beş yıl çalıştığım ART Televizyonunda günde üç program yaptım. ‘Yaşamın İçinden’ programının konusu çok genişti: okul, mahalle. esnaf ve Akademisyenlerle röportajlar yaptım. Beş bin Program yaptım bu Türkiye rekorudur Adana’da kıymet bilinmiyor. Şapkamı takar röportaj yapardım sonra insanlar Savaş Ay gibi röportaj yaptığımı söylerlerdi, Halbuki ben Savaş Ay’dan çok önce sokak programları yaptım Adana’da yerel olunca pek tanın mıyoruz. Bana bunun için Filozof derler. 500 Ses kaydı, 1000 video kaydım var.
-Bu kadar zengin arşivi nasıl muhafaza ediyor sunuz. Bu arşivleri bir yere vermeyi düşünüyor musunuz ya da öldükten sonra vasiyetiniz var mı?
Arşivimi muhafaza ediyorum yazışmalarımız devam ediyor insanların hizmetine sunacağım. Değerli dostum Aytekin Gezici arşivime talip benden çok yaşayacağını sanıyor kimin kİmden önce öleceğini Allah bilir. 300 Siyah, beyaz ve renkli fotograf arşivim var. Bilim ve Teknoloji Üniversitesine arşivimi hediye edeceğim benim sahip olduğum herşey insanlığın ortak malıdır. Kalan Arşivimi kurumlara bırakacağım insanlar için laboratuvar işlevi görsün. Bana ait olan her şeyi İnsanlr kullana bilir bu yetkiye sahiplerdir.
-Gazetecilik, televizyonculuk ve yazım dünyasında eserleriniz ve ödülleriniz hakkında bilgi paylaşır mısınız?
Yazarlık hayatımda 34 kitap yazdım, 43 mesleki ödülüm bulunmaktadır. Çok sayıda dergi ve gazetelerde makale ve köşe yazıları yazdım. Adana’da 3 ayda bir çıkan ‘Portakal Çiçeği’ dergisinde editör olarak meslek hayatımı sürdürüyorum. Bizim meslekte emeklilik olmaz yazmak ölünceye kadar devam eden bir süreçtir. İnsanlar yazdıkça hayata bağlanacak en azından ben böyle düşünüyorum. Yazmak ve bilgilerimi paylaşmak hayatta beni mutlu eden ve yaşama baglayan nedenlerimdir.
-Yazarken Felsefeye olan tutkunuz nasıl başladı anlatır mısınız?
‘Yazmak en büyük ibadettir’ Okumak, düşünmek ve yazmak temel prensibimdir. İnsan Okumadan, yaşamadan zaten yazamaz. Üç klasör şiir yazdım sonra bu klasörleri özgürlüğümü kısıtladığını düşündüğüm için yaktım ve özgürlüğüme kavuştum. Sonra daha iyi yazdığımın farkına vardım ve Felsefe ile tanıştım. 150 milyar insan doğmuş ve ölmüş eser veren kalıcı olan insan çok azdır. 200 bin kişi bu 150 Milyar insandan kalıcı eser verenlerdir. Hayatı kolaylaştıran akıllı insanlardır buluşları yapan bende bu akıllı insanlardan neden olmayayım diye düşündüm ve Felsefe ile tanıştım. Okuyarak , düşünerek ve yazarak ölümsüz düşüncelerin Kaşifi oldum. 1987 yılından beri ‘Günlük’ tutarım ve herkesin günlük tutmasını tavsiye ederim. İnsanlar günlük tutmanın önemini ne yazık ki kavrayamamış. Günlük tutanlar daha sonra bu günlükleri okurken iyiki tutmuşuz diyorlar ben böyle düşünenlerdenim. Her canlı ölüme mahkumdur yaşadığımız an çok önemlidir iyi değerlendirmiş insanlığa kalıcı eserler bırakmışsanız yaşamda sizden geriye kalan bunlardır. Yazdıklarımı özgürce kullanma yetkisine insanlar sahipdir çünkü yazdıklarım insanlara aittir ben sadece kalemimle insanlara bu eserleri ileten bir köprüyüm.
-Çok özel değilse yazmaya olan azminiz ve tutkunuz evlenmenize zaman ayıramamanızda bir neden midir?
Okumak, düşünmek ve yazmak derken hayat geldi geçiyor; ama bundan rahatsız ve şikayetçi değilim. Ben böyle mutluyum, her kitabım benim evladımdır. Bunları yazarken ve yaşarken evet evlenmedim evlenmeyi ıskaladım. İnsanalar; Fabrikatör olabilir yatları katları çok zengin olabilir benim kadar bilgi zengini plamazlar. Bilgi bakımından çağımın en büyüyk bilgisine sahip insanıyım.
Abdulkadir Kaçar’ın Eserleri:
