Malları paylaşırken mallaştık

RÖPORTAJ: MURAT YILDIRIM

16 Ocak 2016 Cumartesi 06:00

Türk Sineması’nın büyük ustası İlyas Salman, kendisini halkın soytarısı olarak tanımlıyor ve “Sarayın dalkavuğu olmaktansa halkın soytarısı olurum” diyor. Salman, içinde bulunduğumuz kaotik dönem içinse şu değerlendirmeyi yapıyor: “Sorun malların paylaşılması değil sevgilerin paylaşılmasıdır. Biz hepimiz malları paylaşırken mallaştık. Halbuki aşklar sevgiler ne kadar güzeldir. Ömür boyunca aşık olun.

Dün dünya güzeli Çiçek Abbas’la konuştuk. Kısa da olsa söyleştik. Hangi karakterler onun oyunculuğunun bereketli harmanında vücut bulmadı ki; Çocukluğuma dönüp baktığımda Zavallı filmindeki ezilmiş ihanete uğramış,akli melekelerindeki noksanlıktan ötürü istismar edilmiş en sonunda da hazin bir sonla can vermiş bir akıl hastasını izledik onunla;

Şekerpare filmiyse kendi çapında masum bir baş yapıt edasıyla durdu önümüzde. Orda ise görevine sıkı sıkıya bağlı,Hitler bıyıklı ve bir genel ev kadınına aşık olmuş zabıta olarak çıktı karşımıza. Devlet hiyerarşisindeki yozlaşmayı, iki yüzlü insan ilişkilerini anlattı bize. Hem de bize tuttuğu o hicivli ve ironili mizahta bizi hiç incitmeyerek.

İlyas Salman öyle anlatmakla bitecek bir aktör değil. Bir kere jön olmadan,Türk sinemasının en zorlu koşullarında hem de sol ideolojiyi benimsemişken filmler yaptı o. Bize bizi anlattı klişesine saplanmayacağım çünkü o tamamen bizdi bizse tamamen oyduk. Anadolu insanın bin bir rengine beyaz perdede ruh verdi.

Eğer Çirkin kral lakabı Yılmaz Güney’e layık görülmeseydi öyle tahmin ediyorum bu benzetmeye en çok layık olan sinema emekçisi olacaktı. Sarı Mercedes, Şaşkın Ördek şöyle bakınca ilk akla gelen baş yapıtları.

Söyleşen, dertleşen bir aydın İlyas Salman.İçinden çıktığı halka hor gözle bakmayan,klişe entelektüel edaları takınıp küçük dağları ben yarattım demeyen bir yurdum insanı. Sinemayla yoğrulmuş bu ömre saygı duymamak ne mümkün. O halkın Oscar’ını çoktan almış ve kapitalizme boyun eğmemiş bir direnişçi. (Volkan KONAR)

 

 

Kitaplarınızın ortak konusu nedir?

Yaşamım boyunca biriktirdiklerimdir kitaplarımda anlattıklarım. Yani sorunlarımı anlattım, sorunlarınızı anlattım. İnsanca yaşamayı anlattım. Büyüyünce daha iyi anlatacağım ama daha büyüyemedim.

Mesajlarınız direkt ve sert…

Aslında mücadelenin hiçbir noktası yeterli değildir. Dost dost ile kavga ediyor. Aşkı ve mücadeleyi bilmeyen insandan hayır gelmez. Lafımı saklamam ben evet. Ağzım fermuarlı değildir. Bu yüzdendir ki protest kişiliğim nedeniyle şöhret olamadım.

Toplumsal sorunlara karşı çok duyarlısınız. Tüm sanatçıların aynı duyarlılıkta olması gerekmez mi?

Her sanatçının elbette ki duyarlı olması lazım. Sanatla hayat akrabadır çünkü. Biz insanlardan öğrendiğimizi yansıtıyoruz. Ben 3,5 yaşında okuma yazma öğrendim.  Hem ismi hem de soy ismi Salman olan bir amcam vardı. O bize 29 harfi öğretti. Sonra Hz. Ali’nin kitabını verdi. Ben Türkmen alevisiyim. Ama Alevilik ticareti yapmıyorum. Anadolu alevisiyim. Türklükten ve Kürtlükten birçok hazine aldım. Decartes, “İnsan düşünen hayvandır” diyor. Ama bunu demekte geç kalmış. Artık insan seçmesini bilen hayvandır. Örgütlü azınlık örgütsüz kalabalıktan daha iyidir.

Türkiye’nin şu andaki fotoğrafını nasıl buluyorsunuz?

Arıyorum ama bulamıyorum. Açık söyleyeyim. Dinin ticaretini yapan insanlara güvenmiyorum. Benim annem babam da inanmadı ama inançlı insanlardı. Ve inançlarını hiçbir zaman teraziye koymadılar. Gram gram satmadılar. Allah’ın fiyatı yoktur, insanın da yoktur. Fiyatı alan insanları saltığa çıkardım ama alan yok. Sorun malların paylaşılması değil sevgilerin paylaşılmasıdır. Biz hepimiz malları paylaşırken mallaştık. Halbuki aşklar sevgiler ne kadar güzeldir. Ömür boyunca aşık olun.

Çok açık sözlüsünüz, çekinmiyor musunuz?

Benim gizli saklım yok. Dünyada en çirkin kapanan şey saklanan şeydir. Para bile saklandığı zaman kokar ama saklanan düşünce kadar pis kokmaz. Allah’ın cebinden peygamberi çaldılar gram gram sattılar. Allah’ın pazarı yoktur. Ben birileri gibi din tüccarı olamam.

Sizin yönetmenliğini yaptığınız “Zavallı” filmi neden gösterime giremedi?

Zavallı filminin, yönetmeni, senaristi ve oyuncusu benim. O filmi sinemaya ulaştıramadık çünkü paramız yoktu. Video filmi olarak çıktı piyasaya. Param olsaydı sinemaya aktarırdım. Sokakta tanıştığım birçok insan bizim dönemimizde yapılan filmlerden hala o dönemdeki tadı aldıklarını söylüyor. Havanın, insanın ve denizin soğuğu kötüdür. Hiçbirine tahammül edemem. İnsan sıcak olmalı. O filmlerde iyi insan sıcağı vardı.

Yakında dede olacaksınız sanırım.

Evet yakında torunum olacak ve adını “Gezi” koyuyorum. Biz insan olarak her şeye evet demek zorunda değiliz. Gezi olayları insanların “Hayır” dedikleri gündür. Çocuklarım Taksim’de yatıp kalktılar. Herkes sathını belli etti. Ben katılamadığım için çok üzüldüm.

Kaç kitabınız var? Kitaplarınızı yayınlayacak yayınevi bulmakta zorlanıyor musunuz?

5 kitabım var. “Geliriyle aydınlara mum alınacak” diye bir kitabım var, kimse yayınlayamıyor. Aydınlarımız da korkaklaştı.

Kitap fuarında size yoğun bir ilgi var? Neler hissediyorsunuz?

Türkiye’nin soytarısı olduğum için bana çok ilgi var. Ancak insanlar kitap okumuyor. Alıp vitrinlerine koyuyorlar. Okur yazar oranı arttı diyorlar. Okuduğunu anlayan insanlarımız arttı mı sorunumuz bu.

Kaç yıl emek verdiniz sinemaya?

Sinemada 45 yıl oldu. Aslında bizim yaptığımız Ertem Eğilmez’in yarattığı dünyadır. Ben yaptığım filmlerde acıklı güldürüyordum. Zaman zaman gözünüz ıslanır bizim filmlerimizde. Recep İvedik tarzı filmler soytarılık. Biz de soytarıyız ama sarayın dalkavuğu olacağımıza halkın soytarısı oluyoruz.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Onurlu ve huzurlu yaşayalım. Umudunuz bitmeden onurunuz bitmesin. Ya onurumuzla yaşayacağız ya da geberip gideceğiz.

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.