Özgecan Aslan’ın katledilmesi ile, bir anda, tüm kamuoyu ilgisi kadına karşı şiddet olaylarına çevrildi. Cinayet ile ilgili onlarca yazı ve haber yapıldı, magazin haberleri dahi meşhur kişilerin cinayet ile ilgili söyledikleri ile doldu, taştı. Aynı tepki ve kamuoyu ilgisi en son Münevver Karabulut cinayetinde yaşanmıştı. Tonlarca haber yapıldı, yazılar yazıldı ve neticede unutuldu. Bilinmesi gereken, kadın cinayetleri Özgecan ve Münevver ile sınırlı değil. Yaşadıkları ise Türkiye’de ne ilk ne de son. Sadece 2002-2015 yılları arasında Türkiye’de 5171 kadın öldürüldü.
Kadın cinayetlerini işleyenlere hemen her yerden hakaret yağdırıyoruz, kınıyoruz ve hatta anasını ile ilgili küfürler sıralıyoruz. Aslında kadınlara karşı işlenen suçlarda hepimiz suç ortağıyız. Toplumu oluşturan bizler, toplumsal cinsiyet anlayışımızla öldürülen tüm kadınların dolaylı failleriyiz. Ben karısını çalıştırıyor dedirtmem” ile başlayan cümleler, karısına söz geçiremeyen erkekle dalga geçilmesi, aldatılan her erkeğin cinayet işleyebileceğinin düşünülmesi, erkek egemen anlayışının kabul etmediği davranışları sergileyen kadınların iffetsiz olduğu düşüncesi ve tüm bunların toplumda normal karşılanması, bizim toplumsal cinsiyet anlayışımızı ortaya koymakta, kadınlar üzerinde erkeklerin egemenliğini kabul ettiğimizi göstermekte ve kadın cinayetlerinin de asıl sebebini ortaya koymaktadır.
Kadınlara yönelik şiddet olaylarının politik olmasının sebebi ise, devlette de erkek egemen anlayışın olmasıdır. Kadına yönelik şiddet suçlarında cezaların yetersizliği, şiddet mağduru kadınların yeterince korunamaması, hemen hemen her kadına karşı suçta uygulanan haksız tahrik indirimleri, topluma rol model olması gereken siyasi liderlerin; kadının yeri evidir, başı açık kadın iffetsizdir, araba kullanan kadın iffetsizdir şeklindeki söylemleri ve devlet politikalarını da bu anlayışla şekillendirmeleri sorunu daha çözümsüz kılmaktadır..
Toplum olarak erkek egemen anlayıştan kurtulamadıkça, namus cinayetlerini toplum olarak normal görmeye devam ettikçe, kadını insan olarak değil bir eşya gibi görmeye devam ettikçe, kadınları namus ve iffetle etiketleme anlayışından toplum olarak vazgeçmedikçe kadın cinayetlerinin sonu gelmeyecektir.