Petek Biçer: Simit evrenin temeli

Sedat Memili özel.

20 Ocak 2016 Çarşamba 09:02

PETEK BİÇER; SİMİT EVRENİN TEMELİ

BZİM NAMIK: YÜREĞİ DUYGULARIN BAŞKENTİ

Bu gün dokuzuncusu gerçekleşen Adana Kitap Fuarı’nın son günü.

İzdiham… Mahşeri bir kalabalık… Fuar Alanı tarihinde böylesne bir izdihama tanık olmadım. Varsa da ben bilmiyorum. Akdoğan’a sordum:”Bu kuyruk, bu izdiham kitap fuarı için mi? Doğru yere geldiğimizden emin isin?” diye takıldım.

geç-kalmiş-i̇ttifak.gif

“Doğru, doğru” dedi Akdoğan, “Bakma abi sen… Okuyanların sayısında büyük bir artşş var ve gerçekten Adanalı okumaya başladı…” dedi.

Gönül ferahlatıcı ve sevindirici bir haber… Hemen hemen her gün fuarı ziyaret etmiştim. Ancak bugün gelişimin özel bir nedeni vardı. Adanalı dostların yarısının “Bizim Namık” kalanın da “Pink Namık” olarak tanıdığı Namık Kemal Biçer’in imza günü vardı.

Böylesine mutlu bir günü paylaşmamak eksik kalırdı. Nitekim

Bizim Namık’ın duygularını paylaştığı stant çok hareketliydi. Orada yaklaşık 1 saat durdum ve gördüm ki, Adana standın önünden geçiyor.

Adana Büyük Şehir Belediyesi’nin Standında neşeli bir grup vardı. Eğer bir yerden yaşam sevinci varda, Bizim Namık’ın izini bulmuşsunuz demektir.

Hüzünlü Gökyüzü rengindeki “Bağ Bozumu” kitabını sermiş, yerde bir gökyüzü oluşturmuştu.

Bir saptama: Öncelikle Adana Büyükşehir Belediyesi’ni kutluyorum. İlk defa Adanalı sanatçılara sahip çıktığını gördüm. Daha önceki kitap fuarlarında Adanalı yazarlara bir stant açmadığını biliyorum. Bu kez sahip çıkmış tebrik ediyorum. Geniş 2 standın biri Büyükşehir Belediyesi adına diğeri de Altın Koza adına…

Adanalı yazar ve şairler kitaplarını sergileyecekleri bir alan bulmuş olmaktan mutlu olmuşlardı. Devamını diliyorum.

2. Saptama: Büyükşehir Belediyesinin standını her gün ziyaret ettim. Herkes asık yüzlüydü. Ya da benim gördüğüm zamanlara denk düştü. Bilmiyorum. Ama Namık’ın orada olmasıyla bir neşe gelmişti.

İl gördüğümde Semih Bey vardı. Çocuklarını almış fuarı geziyordu. Harika bir şey… Ardından Mehmet Akdoğan hem benim için hem de kendisi için satın aldığı kitabı imzalattı.  

Ramazan Yaygın, Akdoğan ve ben Namık Biçer ile bir hatıra fotoğrafı aldık.

herkes-oradaydi.gif

YURTSEVERLİK TAŞLARININ ÖRDÜĞÜ BAŞKENT

Namık Kemal Biçer’in yüreği duyguların başkentidir.

Bu başkent, yurtseverlik ve bağımsızlık taşlarıyla inşa edilmiştir.

Memleketim adlı şiiri, bu yurtseverliğin dizelere dökülmüş halidir;

“Faytonlar geçer ıslak caddelerinden memleketimin / Bir kadın göğsünde karanfil besler /

Raylar uzar bozkırlarında memleketimin / Bir tren geçer çığlık çığlığa /

Körpe bir gelin uyanır / Hissettiği sıcaklık rüyadır /

Hıçkırıklar alır başını çıkar dağlara / Artık yeşil ağlar dağlarında memlektimin.”

keyifli-anlardan.gif

Ovalarında deli tay olur / Akıp gider ırmakları memleketimin

Bir ana ninni söyler / Bir oğul güreş tutar yamaçlarında

Bir İnce Memet büyür yalçın kayalarda / Hıçkırıklar alır başını çıkar dağlara

Artık yeşil ağlar dağlarında memleketimin…”

EVRENİN TEMELİ: SİMİT

Adana’mızın en renkli ve – İstisnasız en kirlenmemiş yüreği - Abdurrahman Boztaş, gelip bir şiir kitabı imzalattı. Namık Biçer, Abdurrahman Boztaş için “Gezegenimizin En Zeki Adamı” olduğunu attığı imza ile tescil etmiş oldu. Vaktim olsaydı kendisinden doğaçlama bir şiir isterdim ve şüpheniz olmasın çok da mutlu olurdum.

muazzez-i̇lmiye-çiğ.gif

Klasik Hint Felsefesi’nin temel ilkelerinden biri; “insanın hırslarına egemen olması daha da ötesi ondan sıyrılmasıdır.” İstek bir şeytandır. İnsanın bütün isteklerden soyutlanması onu Buda’nın sevgili kulu yapmaya yeter. Yemek yemeyi dahi istek kapsamında gören bazı hint inançları açlığı öğütler. İşte açlığı terbiye etmeye çalışan bir hint filozofuna sorarlar;

“Evrenin Temeli nedir?” diye filozof düşünmüş ve; “Bir dilim ekmek ve bir bardak süt….”

Diye yanıtlamış.

Bizim Namık

GÜZEL DOSTLAR GEÇİDİ

neden-anlatti.gif

Bizim Namık’ın cana yakın ve zeki kızı Petek’te ‘ın bu mutlu duygusal paylaşımında elbette en değerli varlıkları olan ailesi de orada olacaktı. Eşi resim sanatçısıdır. Namık Biçer’in cana yakın ve zeki olan kızı Petek’e sordum:

“Baban bu kadar güzel şiir yazıyor. Hayranları çoğalıyor. Bu güzellikler duygu dünyana nasıl yansıyor?” diye sordum. Elinde simit vardı. Döndü;

“Şu simidi yemem lazım” dedi.

Bu güne kadar aldığım en içten ve en zekice yanıtlardan biriydi.

Zafer Geyik, eşi ve çocukları ile birlikte fuardaydı. 2 Prenses ve bir prens ile geziyordu. Çocukları çok sevimliydi…

Adana, o dar koridordan geçiyordu.

Bütün sevdiklerim sırayla oradan geçiyordu. Zafer Geyik’ten sonra Göksel Uri göründü.

Kitap Fuarı bayram yerine dönüşmüştü.

Herkes ailecek fuarı ziyaret ediyordu.

SİYASETTEN YAZARLIĞA; AYTAÇ DURAK

Bir ara Akdoğan ile birlikte içlere doğru kaçtık. Aytaç Durak, hemen hemen her gün kitabını imzalamak için fuardaydı. Bu kez geçip 2 tane aldık. Ayaküstü bana şunu anlattı.

“Sedat baktım 2 kişi kendi arasında konuşuyor. Biri diğerine diyor ki; “Şuna bak. Burada kitap imzalayacağına gidip metroya baksın…” Tesadüfen duydum. Çağırdım. Standın arkasına geçip sohbet etmeye başladım. İkisi de elektrik mühendisiymiş. Yarım saat konuştuktan sonra ellerimi öpüp özür dilediler ve “Biz böyle bilmiyorduk” dediler. İşte bilmeden eleştiriyorlar. İnsanlara anlatmak gerek.”

Bir; Bunu bu dar zamanda bana neden anlattı anlamadım? İki; bu elektrik mühendisleri kim? Ne sordular ve kendisi neler söyledi de onlar el öpüp özür dilemek zorunda kaldılar? Bunu da sormadım?

Bir kitap alıp 5. TL verene 2 kitap armağan etti. Sevgili dostum Nurettin Çelmeoğlu fazladan 2 kitabı verirken, Aytaç Bey, çok gizli bir sır verircesine: “İki kitap fazladan veriyorum. İnsanlar okusun. Eleştirip, tartışsın ve kentine sahip çıksın…” dedi.

Muazzez İlmiye Çığ’ı, Kaynak yayınları’nın standında görünce çok duygulandım. Bir çok dostumu bu stantta gördüm. Tabi kendi kitaplarımın da sergilendiğini görünce duygulanmadım dersem yalan olur.

Akdoğan, yüzyılımızın bilge çınarı Muazzez İlmiye Çığ ile bir hatıra fotoğrafı çektirdi.

Esasında bir “İnanların çoğunun deli olduğunu” anlatan bir kitap görmüştük. Onu arıyorduk ve bulamadık.

Namık Biçer’in bulunduğu standa giderken, İlyas Salman ile karşılaştık.

Stant yine kalabalıktı.

Namık Biçer, zeki ve üretken bir insandır. Adana ve Adana yaşamı ile ilgili kendisinden daha çok belge niteliğinde eserler bekliyorum. Eğer yazmayı bırakırsa çok hata yapar.

Adana’nın o birikimlere ihtiyacı var.

Sunu ve anlatım dehası… Şiirlerini kendisinden dinlemek ayrıcalıktır. Bu ayrıcalığı elde ettiğim için çok mutluyum.

NAMIK BİÇER’İN GÖZÜNDEN: MEMLEKET

“Bir ozan yetişir kaya oyuklarında memleketimin / Bir halk uyanır bağlamanın gözyaşlarıyla

Bir çocuk büyür düşe kalka / Bir genç kız sessizce sevdalanır /

Bir kurşun gizlice yüreğini koparır / Hıçkırıklar alır başını çıkar dağlara

Artık yeşil ağlar dağlarında memleketimin.

şiirsel-bir-aile.gif

Sisli ve pembe bir geceydi / Bir yıldırım düştü karşı tepeye

Kızıl bulutlar sardı sarp kayaları / Seni gördüm

Sonra sensizlik gibi sessizlik düştü odama / Yağmur başladı /Arap kızı camdan baktı

Çocuk oldum / Seni anlatıyordu öğretmenim / Senin için ağlıyordu

Sanki kırk yıllık dost gibi / Kargaları kovaladık seninle / Samsun’a ayak bastık

Kırık dökük bir gemiyle / Ölgün ışıklı kara bir trenle / Anadolu’yu dolaştık

Tektik / Sonra tek tek bir ordu olduk / Özgürlüğü Mavzer gibi taşıdık yüreklerimizde

Yürüdük bilmem kaç gündüz kaç gece / Sonra büyüdüm /

Öğretmenim hala ağlıyordu    

zafer-geyik-ve-prensesleri.gif

 

 

 

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.