Sanatsız bilim; bilimsiz sanat olmaz

Sedat Memili/Röp.

25 Ocak 2016 Pazartesi 06:15

TANER TALAŞ: TABULARIN DÜŞMANI

SANATSIZ BİLİM; BİLİMSİZ SANAT OLMAZ

 

Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Kültür Konağı’nın bu haftaki konusu ve konuşmacısı ilginçti. Konu “Medyada ve Bilinçaltında Sanata Bakışımız”, konul ise Adana Medya Gazetesi’nin imtiyaz sahibi ve Akdeniz Türk TV’de programcı Taner Talaş idi.

Doğada yaratılmış bu kadar mükemmel eserin yaratıcısı Allah iken ve kainatta Allah’tan daha büyük bir sanatçı yok isen İslam Coğrafyası’nda sanat neden geri kalmıştır.

Böyle mükemmel eserlerin yaratıcısı olan Allah, sanatı neden yasaklasın ki?

Sadece bir kelebeğin kanadındaki tabloyu hangi ressam çizebilir? Sürüngen diye nitelediğimiz bir kırkayaktaki mekanik… Gözleri iyi görmeyen yarasanın sesleri kullanarak yol bulmasındaki sistem… Bu örnekleri sonsuz sayıda çoğaltabiliriz. Doğadan daha büyük bir sanat eseri ve Allah’tan daha yetenekli bir sanatçı var mıdır?

O halde sanat ve sanatsal faaliyetler neden İslam Coğrafyası’nda gelişmemiştir?

Bilinçaltımızda sanatı küçümseyen ve önemsemeyen görüşler neden yayılmıştır?

Bu ağır ve düşündürücü konu hakkında görüşlerini paylaşmak üzere Sayın Taner Talaş konuşmacıydı.

img_0478.gif

SEVGİDEN MÜKEMMEL KÖPRÜ YOKTUR

Sayın Gözde Ramazanoğlu, konuklara Taner Talaş’ı anlatırken ben de şaşırdım. İtiraf ediyorum, birlikte bir yıldan fazla program yaptığım Taner Talaş’ı ben henüz tanımamışım.

Taner Talaş Adana doğumlu. Çukurova Başak Gazetesi’nin kurucusu…8. yılını doldurmuş olan Adanamedya.com internet sitesinin kurucusu. Adana Stratejik Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı. İHH Adana Şubesinin kurucu üyesi. Mazlumder’in kurucu üyesi. Adana Medya Gazetesi’nin İmtiyaz Sahibi. Kat Yapı A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı. Ayrıca 25 yılı Gıda ve tekstil Sektöründe geçen bir iş adamı. Ayrıca Plastik Hammaddesi üreten bir fabrikası var.

Yard. Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu, Taner Talaş’ın Dosteller Derneği ile birlikte Afrika’da Burkina Faso ülkesinde açtığı su kuyularını duygulanarak anlattı. Suya Kavuşan Burkina Faso’lu köylüler, Taner Talaş’ın anne ve babası hastalanınca onlar için kurban kestiklerini duygulanarak anlattı.

İddia ediyorum; ülkeler ve kıtalar arasında sevgilerden daha güçlü bir köprü kurulamamıştır.

img_0503.gif

SANAT VE İŞ DÜNYASINDAN YOĞUN İLGİ

Adana’nın çok değerli sanat ve ticaret adamları bir araya gelmişti. Adana’nın yaşayan Filozofu Abdulkadir Kaçar’ı görmekten mutlu oldum. Servet Yıldırım her zamanki zerafeti ve nazikliği ile salonda yerini aldı. Bir kehanet değil; gelecekte adı derin konuları çözümlemesi ile anılacak sessiz bir düşünür olarak gördüğüm Cengiz Açıkgöz’le karşılaşmaktan çok mutlu oldum. Yüksel Mert, Ayhan Erdem…img_0557.gif

Hava yağmurluydu ve yağmurun bereketi gibi salonda temiz yürekli insanlar vardı.

Ultrason bakışlı dostum İrfan Can, bu iş yoğunluğunda teşrif etmişti.

Karasoku Mahallesi Muhtarı Mahir Arslan, gazeteci dostlar.

Yüksel Evsen ve Talat Özyürek’de teşrif etti.

Gazete Yazı İşleri Müdürümüz Doğan Gülbasar ile Koordinatörümüz Funda Girici ve Büromuzun olmazsa olmazı Songül Battal’da aramızdaydı.

Konferansa yoğun ilgi vardır. Hem konu hem de konuk ilginç olunca bu yoğunluk normaldi.

Bağımsız Türkiye Partisi Adana İl Başkanı İbrahim Dikener’de konferansa gelmişti. Bir çok öğretim görevlisi de hazır bulunmuştu. Adıyaman Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi İDKAB Eğitimi Bölüm Başkanı Yrd.Doç.Dr. Süleyman Karacelil ve değerli dost Aytekin Gezici ile muhterem eşini de orada görmek mutluluk verici.

Taner Talaş adı, Adana’nın akademisyenleri, sanatçıları, ş adamları, basının duayenlerini bir araya getirmişti.

Sayın Talaş konuya öylesine akıcı başladı ki, tek tek not almam mümkün olmadı. O nedenle not aldığım kadarıyla ve konu başlıklarıyla paylaşmaya başlayacağım.

YANLIŞ OLAN İSLAM DEĞİL; YORUMLANIŞIDIR

Öncelikle tarihi değeri gönlümüzde taht kurmuş olan bu mekânda bizlere konferans fırsatı veren Çukurova Üniversitesine ve Sayın Gözde Ramazanoğlu’na teşekkür ediyorum.

İslamiyet, Hıristiyanlığın 600 yıllık deneyim ve birikiminin ardından doğmuştur. Bilimde ve sanatta Hıristiyanlığı aşması gerekmektedir. Nitekim ilk yıllarda, bilim, sanat, felsefe, matematik ve bir çok dalda Hıristiyanlığı aşmıştır. Ancak bu gün sanatta ve bilimde gelinen nokta olması gerekenin çok gerisindedir. Bu konferans boyunca kullanacağım bütün ifadelerde özellikle şu esasın göz önünde bulundurulmasını rica ediyorum. Sanatta ve bilimde geri oluşumuzun nedeni İslam’ın kendisinde değil, olayların ve Hadislerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmıştır.

img_0572.gif

Taliban İslam adına Buda heykellerini yıkmış ve parçalamıştır. Oysa İslam’da hoş görü esastır. Ayrıca İslam, kişi ve toplumların geçmiş bağlarına saygı duymayı ve tarihsel birikimden geleceği kurmayı ilke edinmiştir. Tarihi eserlere düşmanlık, İslam anlayışında yoktur.

*

DEVASA BİNALAR ARASINDA KALAN KABE

Umre, bütün Müslümanların hayalini süsleyen bir amaçtır. 3 yıl önce ben de bu bu duygularla Umreye gittim. Hayallerim yıkıldı. 1400 yıllık orijinalite bekliyordum. Gerçekten, o dönemin mistik atmosferini yansıtan ve İslam’ın doğuş dönemindeki uhrevi ortamı yeniden yaşatan bir mekân bekliyordum. Devasa cam binalar arasında kaybolmuş bir mabetle karşılaştım. Bu çok üzücü ve üzücü olduğu kadar da düşündürücü bir olaydır. Benim inancımın merkezi olan mabedim böyle bir muameleyi hak etmiyor. O binalarda ya İngiliz Mimarın veya bilmem hangi ülkenin malzemeleri ile yapılmıştır.

*

Resim çizmek caiz midir? Heykel yapmak caiz midir? Arkadaşlar neden olmasın. Bu gün Hz. İsa ile ilgili çekilmiş olan filmleri zevk ve heyecanla izliyoruz ama İslam tarihi ile ilgili filmlerde bazı suretleri yasaklıyoruz. İyi ki bir “Çağrı” filmi yapılmış, bunun için de Suriye asıllı ABD’li yönetmen Mustafa Akkad’a ve Anthony Quinn’e teşekkür etmemiz gerekiyor.

İran Sineması dünyada ün yapmıştır ama filmlerin yapımcılarına baktığımızda, İran Diyasporasının sineması olduğunu görmekteyiz.  

Osmanlı Padişahlarında sadece Fatih Sultan Mehmet’in portresi vardır; O da İtalyan sanatçı Bellini’nin eseridir.

*

İCAT ÇIKARMA!

Tarihe mal olmuş bir hikâye vardır. Alexander Graham Bell, telefon için çalışmaktadır, eşi de kendisine kızmaktadır: İcat Çıkarma!” İyi ki Graham Bell olmuş iyi ki icat çıkarmış.

Bizim kültürümüzün en büyük çelişkisi şu; biri değişik bir şey yaptığı zaman hemen eleştiriyi yapıştırmaktayız; “İcat Çıkarma!” “Yahu icat çıkarsın ne olur? Hem icatlara ve mucitlere hayranız hem de çevremizde değişik bir şey yapana “İcat Çıkarma” diye yasaklama getirmekteyiz.

*

Osmanlı toplumunda Kemanı Romenler, Sazı Alevi kökenli yurttaşlarımız çalmaktadır. Müzik aleti çalmayı bile eleştiren, yasaklayan bir inanç sistemi olur mu? İslam’da böyle bir şey yoktur. İslami anlayış, yanlış yorumlandığı için sanatı ötekileştirmiş ve sanatı icra işini de ötekileştirdiklerine bırakmıştır. Öylesine yanlış bir mantık ki; Madem ki sanatı ötekileştirmişiz o halde bu sanatı da ancak ötekileştirdiğimiz insanlar yapar. Koca Anadolu’da doğru dürüst bir usta ve sanatçı bulmak güçtür. Neden? Çünkü sanat, eski köye yeni adet getirmektir. Yapılan her değişime direnen bir anlayış; “Eski köye yeni adet getirme!”. Getirsin arkadaş. Köyümüze, mahallemize, şehrimize, ülkemize ahlakımıza ve namusumuza halel getirmeyecek yeni adetler olsun. Neden korkuyoruz?

*

“LEYLİMLEYCİLER”

“Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya”, sanatı, müziği alçaltan, küçümseyen ve ötekileştiren onlarca söz dizisinden biri. Bakın, hem müziği ve müzisyeni suçlar hem de Cat Stevens gibi dünyaca ünlü müzisyenin Müslüman olmasını yıllarca övgü ve gururla anlattık. Tabi bu olayın başka sosyolojik nedenleri vardır ancak Yusufİslam adını da almış olan sanatçının Müslüman olduktan sonra eser üretmediği de gerçektir.

Hatırlayın, Zülfü Livaneli, şarkıları ve besteleri ile halkın gönlünde yer etmiştir. Ben de sanatına hayranım. Livaneli, CHP Genel Başkanlığına aday olduğunda onu küçümsemek için “Leylimleyciler” adını taktılar. Zaten “Leylim Ley” şarkısı ruhsal bir patlama yapmış ve herkesin hayranlığını kazanmıştır. Hayran olunan bir parçayı hakaret ve küçültme amacı ile kullanmışlardır. İlgin.

*

Özellikle sinema sanatçılarına hayranlığımız vardır. Ancak, kızdığımız birine “Artistlik Yapma!” diye dikleniriz. Gerçekten herkes artistlik yapamaz ki. Keşke yapsa. ABD’ye karşıyız ama “Rambo” hayranıyız.

*

Sanat ile bilim birbirinden kopmaz iki daldır. Bu gün sanatı olmayan toplumların bilimi; bilimi olmayan toplumların da sanatı olmaz. Son 300 yıldır. Bilimde bir ilerleme yapabilmiş miyiz? Hayır. Mühendislik, Tıp, Kimya gibi bilimsel alanlarda neredeyse adımız yoktur. Dünyada alınan patent sayısında İslam Toplumları maalesef şstatistiklere bile girememiştir. Arada münferit başarılı olanlar vardır. Ama onlar da sistemden ziyade kendi gayretlerinin sonucunda başarılı olmuş kimselerdir.

*

“İcat çıkarmalıyız”, “Eski Köye yeni adet getirmeliyiz”, “Artistlik yapanları teşvik etmeliyiz,” “Davulu, zurnayı, sazı daha iyi çalacak bir toplum yetiştirmeliyiz”. “fatih’in Portresini çizen Bellini’leri yetiştirmeliyiz…” Filmlerimizde kendi inanç ve tarihimizi yansıtmalıyız…”

*

Sayın Talaş öylesine değişik konulara değindi ki salon sessizce ve dikkatle dinledi. Sonra soru- cevap bölümü başladı. Çok nitelikli sorular soruldu ve uzmanca yanıtlar oldu. Bir çok kişi ortak olarak şu görüşte birleşti: “Biz Taner beyi sadece Melekgirmez’de bir iş adamı ve Adana Medya Gazetesi’nin patronu biliyorduk. Böylesine derin olduğunu da öğrenmiş olduk” dediler.

Adana Medya Gazetesi olarak Gözde Ramazanoğlu’na Adana’da kültür çalışmalarına yaptığı katkıdan dolayı çiçek sunuldu.

Çok güzel ve değişik konuların işlendiği değişik bir gündü.

img_2731.gif

                      

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 09.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.