Şiir, anı, araştırma (1)

Dr. Ömer Uluçay yazdı

27 Ocak 2016 Çarşamba 06:00

Her yanardağ bir başka patlar ve lavlar çıkarır. Kimi maden ve cevher saçar, kimi curufat ve kül atar. Hepsi de yanıktır, erimiştir. Bunları atmakla iç basıncı azalır. Açılan baca tıkanır veya hep dumanlar yükselir. İnsanları uyanık tutar, her zaman bir tehlikeye işaret eder. Bu nedenle yanardağların yanında yanında oturmak olmaz. Yazarlar da kısmen böyledir. Her ne kadar kendilerini munis ve uyumlu görseler de sönmüş yanardağa benzerler, toprakları hep sıcaktır, tarıma, iskâna elverişsizdir.

Cevher arayanlar, tehlikeyi göze alıp lavlı yerleri teftiş ederler. Sonra, bir yazarın, liderin başarılı olmasının altında mutlaka ona yakın bir arkadaşı vardır. İçini döktüğü, öfkesini, köpüğünü alan birisi. Uçurtmanın ipini koparmadan havalandırmasını, uçurmasını bilen birisi. Görülüyor ki uçurtmanın hüneri, onun yapısından ziyade onu yücelere salan kişidedir. Biri diğerini tamamlar. Okuyucu bu oyunu izleyendir.

Bana ulaşmış şiir, anı ve araştırma kitaplarını okuyorum. Sanki bir ormana, bir deryaya dalmışım. Hangisini ve neresini anlatmalı diyorum. Fazladan söylemeğe kalmadan başlamalı bir yerinden. Gavvas olup deryadan inci-mercan çıkarmalı. Duygulara kapılıp heyecanla heyuladan haber vermeli. Kayın ağacından, hayvanattan, nebatattan ve en önemlisi de insandan, onların hallerinden haber vermeli.

*

Sevgi ve bilgi meydanına varalım. İnsanlık ve hüner kürsüsünde konuşanları dinleyelim ve bir ulak olup dostlara sunalım:

1- Sevginin Bilge Şairi Fikret Sezgin (1928 Sivas/Şarkışla-2014 Adana), Hazırlayan Mustafa Emre[1]: Bu kitapta Fikret Sezginin yaşamı, sanatı ve yazdığı şiir kitapları, edebiyat ilişkisi ve çevresi ile dostlukları akıcı ve rahat okunan bir dil ile anlatılmış.

Şarkışla'da doğan şair daha sonra Adana göç eder. Mülkiyeden mezun olur ve fark derlerinin sınavından geçerek Hukuk Fakültesinden de mezun olur ve Sabancı grubunun Hukuk Müşaviri olur, avukatlık yapar. Bu ilişkiler içinde, ilginç, önemli, ibretlik olaylara tanık olur. Türkiye'nin sınaîleşmesini yakinen yaşar. Ticari ilişkilerde ve ahlakından haberdar olur. Bilge kişiliği içinde bunlardan ibret alır. Sır niteliğinde olmayan hususları konu edinerek yazar, konuşur. Sadakat, sabır, hoşgörü, sevgi unsurlarını önemser.

Ne de olsa Âşık Veysel'in hemşerisi, aynı sudan içmişler, arifi davranış bu neslin özüne sinmiştir. Atatürk'ün devrimlerini ve sonrasını yaşamış, onun açtığı ortamda yetişen, gelişen sanayileşmeyi bilen, edebiyatla meşgul şairin elbette söyleyecekleri vardır. Günün taşkalası içinde F. Sezgin, kendisini inzivaya alarak sevgi şiirleri, dörtlükler yazarak huzur bulmağa, insanlara nasihat etmeğe çalışmıştır. Bu dönemlerin ürünleri şiir kitapları olarak yayınlanmıştır.

Eserleri: Bir Avuç toprak, Bulutlar Yağmur Olur, Arkası Yarınlı Sevgiler, Zaman Telli Turna, Yerçekimsiz sevgiler, Dağlar Yalnızlıktan Korkar, Sevince Irmak Olmak, Kamış Gözüyle Dünya

Ünlü birçok yazar, Fikret Sezginin şiirlerini değerlendirmiş, hakkında tanıtma yazıları yayınlamışlardır. Bunun yanında mektuplaşmaları olmuş ve yarım asra varan süre içinde bunlar korunmuştur. Şimdi dönemin belgeleri niteliğindedir. Sayın Mustafa Emre'yi bu belgesel yayın için kutluyorum.

Bir keresinde, birlikte Sayın Sezgini bürosunda ziyaret emiştim. Anılarını aktarmış, şiirlerinden dizeler okumuştu. Peş peşe kahveler içtik ve ortak bir dönemi yaşadık. Zekâsı açık, konuşması akıcı ve yapılıydı, kibar ve makuldü, efendilik örneği idi. Birkaç ay sonra Emre'den haberini sordum, ne yazık ki vefat etmişti, Allah rahmet eylesin. Benim açımdan büyük kayıp oldu. Eserlerini okuyarak teselli buluyorum. Yolun açık, Hak yardımcın olsun, sevgili usta. Dünya işte, hepsi bu kadar, elden gelmez bir şey, neylersin? Dostlar sağ olsun.

-Ben kilidim, her anahtar

Yar elinde açar beni

-Dilsiz ağaç, ney kamışım

Su içinde susamışım

Sensiz kuru söğüdüm ben

Havaya dal budak salmışım

-Sevgiler ölümsüz, canlar emanet

-Seversen yüreğine her iki dünya sığar

-Damla damla sevgi, yağmursun sen

-Şiirdir insana unutturan derdini

-Senet sepet geçmez can pazarında

-Ağlamak itibardır, bulutlar hergün ağlar

-Tetiğe basmaya gör geriye dönmez kurşun

-Dağlar yalnızlıktan korkar

-Yaşamın güzelliği birliğe çağırıyor

-Kapılar numarasız, sevginin adresi yok

-Müşterek derdimizi dertleşerek çözemedik

-Hey kamışlar toplanın bugün isyanımız var

 

2-Ahmet Ayberkin: Çizdiğim Dünya[2]: Şair yaşı itibariyle eski ve yeni birçok edebiyat dergisinde şiirler yayınlamış. Baba udi ve okuyucu olunca müziğe ve şiire ilgisi aileden gelir. Genç yaşta şiir yazmağa ve yayınlamağa başlar. İleri yaşlarda şiirle teselli bulur. Edebiyat camiasında etkinlikler düzenledi.

 Şiir ödülleri aldı ve dergilerde çokça şiirleri yayınladı.

Eserleri: Gün Işığı, Ah O Van Gogh Ve Sen, Devede Bir Çöl, İnsanlık Melodileri, Sultan Türk Şiir-Antoloji, Sesler, Güz Gülleri, Gül Parmakları Güneşin, Ağaran Dünya.

-Yeni bir dünya çiziyorum

Yüzümün tuvalin

-Kıyıdan bağırdım engine

-İçimden dökülüyor güller

3- Abbas Bilgili: Emek ve Hukuk[3]: A.Bilgili bir hukukçu yazar, daha çok mesleki araştırma ve inceleme yayınlar. Malum, memleketimizde resmi mevzuat çok çabuk değişmektedir. Son yıllarda torba kanunlarla "kanon" tekniği de değişti. Birçok kanunda değişiklikler yapan "torba kanunlar" çıkarıldı. Bununla değişiklikler sanki saklanmakta ve ancak ilgilisine-izleyene, önceden haberdar olana hitap etmektedir. Bu da hukukta "kayırma" mı olmaktadır?

Bir ara Kanun Hükmünde Kararname furyası vardı, sonra bırakıldı. Şimdi de açıldı torbanın ağzı. Bunlar aslında hukuk tekniği değildir. Parlamento tam çalışmadığı/çalıştırılmadığı için günü kurtarmak amacıyla yapılan düzenlemelerdir. Bunların içinde sanırım değişiklik rekoru "Kamu İhale Kanunu"ndadır.

A.Bilgili, daha önce İş Müfettişliği de yaptığı için bu sahada uzmanlaştı ve eserler yayınladı: İş Güvencesi Hukuku, İşe İade Davaları, Hizmet Tespiti Davaları, İş Hukuku Açısından İşyerinde Cinsel Taciz, İş Hukuk Açısından Mobbing.

Bu kitapta; iş dünyası, hukuk, sosyal olaylar, iş kazaları gibi farklı konulara değinilmiş: Somadaki İş cinayetlerinden Sosyal felaketlere, Soma ve kömür, Komünist manifesto, Karl Marx, sosyal demokrasi, Sovyet Rusya, taşeronluk, ev işlerinde çalışan kadınların sigortaları, yolsuzluğun ekonomisi ve politikası, tıbbi mümessillerin çalışma sorunları, kıdem tazminatı, mobbing gibi konular işlenmiştir.

4- Yücel Ertekin: Erguvan Mevsimi[4]:Bir bilim insanı, sade ve içten duygularla şiirler yazmış. Okununca sade duruyor ama hemen sarıyor ve dünyasına çekiyor. Sade şiirin sırrı, hikmeti de burda. Sözcük merakına düşülmeden yazılmış ve her söz yerini, ağırlığını, sadeliğini bulmuş. Kitabın kapağındaki Sisif Efsanesini anlatan grafik, şiirin çabasını ve amacını göstermektedir. Evet, şiir ve yine şiir.

Kitabın ilk şiiri Yarasa: Bilindiği gibi yarasa kör bir hayvandır, karanlık çökünce uçar. Bir ses çıkarır ve onun yansımasını algılar, buna göre önünde engel olup olmadığını bilir ve buna göre yön alır. Bu nedenle uçuşu keskin ve zikzaklıdır. Yarasının bu özelliğinden istifade ile deniz dibine ses dalgaları verilerek dönüşleri resme alınmış ve böylece denizaltıların ve deniz dibinin keşfi mümkün olmuştur. Yakın zamanda bu teknik tıbba uygulanmış ve bugün rutin bir muayene şekli olan Ultrason devreye girmiştir.

Şair diyor ki görmen gerekmez, anlaman, algılaman yeter. Doğrudur, her haksızlığın fiziki şahidi olmak olanaksız. Ama bundan haberdar olabilirsin. Uzak yakın demeden haksızlığa direnebilirsin. Dağ başındaki bir ağaç, nasıl kar-boran-tufan demeden direniyorsa, sen de direnmelisin. Yarasayı örnek al, görmediği halde test ederek uçmakta ve direnmektedir. Etkili bir imge.

Şair bize Japonya'da bir sokağı anlatıyor: Kuşimoto Sokağı 33: Aşk gibi geldi/Kuşimato sarsıldı/Deprem.

Bu şiir bana kuzenim Mehmet'in encamını anımsattı ve gözyaşımı tutamadım: Mehmet çok iyi derece ile üniversiteyi bitirdi ve bir burs alıp Japonya'ya gitti. Bir süre orda kaldı ve bir Japon kıza âşık oldu ve evlendi. Birkaç ay sonra, karnında şişlik belirdi, doktor ameliyat olmasını istemiş, haber verdi, razı olduk. Ameliyat oldu, patolojisi ilerlemiş derecede kanser çıktı. Türkiye'ye gelmesini istedik, abisi Japonya'ya gitti ve gelinle birlikte geldiler. Herşey çok hızlı gelişti ve Mehmet iki ay içinde vefat etti. Japon gelin, cenaze arabasında tabutun yanında, bir kolu sanduka üstünde mezarbaşına geldi. Bir ay sonra gelinin anası-babası da geldi ve kızı alıp gittiler. Gelin Mehmet'le geldi ve yalnız gitti. Bu gidiş Mehmet'ten daha fazla üzdü bizi. Halen de gözümden yaş damlar klavyeye. Bu da hayatın bir cilvesidir işte.

-Barış yapmak bazen savaştan zordur

-Kapan içine, iyice kapan

Düşme kapana

- Herşey sevmekle başlar

-Taşların şiirini gördüm Ahlât mezarlarında

-Ne yolumuz biter, ne acımız

 

5- Meltem Yılmaz: Boş Tarlalarda Ölü Bedenler: Bonzai[5]: Bu bir araştırmacı gazetecilik çalışması ve ödüllü. Uyuşturucu olan Bonzai kullananlardaki sorunlar, belirtiler, tedavi, sosyal yaklaşım, Türkiye'de Bağımlılık sorunu başlıklar halinde incelenmiş. Kişi ve aileleriyle görüşmeler yapılmış. Zorlu ve tehlikeli ama bir o kadar da gerekli bir çalışma. Gazeteci yazım üslubunda yazılan kitap rahat ve ilgiyle, ibretle okunmaktadır. Başta aileleri, sonra da sosyal kurumları ve uyuşturucu takip formatıyla da polisi ve sağlık bakanlığını ilgilendirmektedir. İbret dolu öyküler içeriyor.

Meltem Yılmaz, başarılı bir gazeteci ve yazar. Soraya adında, Suriye iç savaşını, seyrini, bir aile dramı etrafında, önemli bir sosyal ve insani sorunu yazdı. Kitap büyük ilgi gördü ve dizi-film teklifleri aldı.

6- Yalçın Öcal: Bu Kentin İnsanları (Anılarla Adana)[6], kitabı canlı/sözlü tarih çalışması ve dönemin şahit ifadesidir. Hafızası, sosyalitesi, ilgisi, arşivlemesi ile Y.Öcal, bize yakın dönemin Adana'sını, belli şahıslarla olan anılarını ve gözlemlerini aktararak anlatmaktadır. Bununla şehrin insan yapısı, ilgileri, zevkleri, münasebetleri, sosyal yaşam gözler önüne serilmektedir. Bir anlatı yöntemi içinde rahat ve zevkle okunan bir eser.

Bu kitaptaki bazı konu başlıkları: Adana mavraları-Avara kasnak, Arap Kemal, Av.Tahir Akay, Sayacılık, Ben esmeri beslerim, Bürücek, Kuyumcular çarşısı, Kalaycılık-kazancılık, Miting Sami, Tank Cahit, Turgut Haseki, Kebapçı onbaşılar, Sıtkı Kulak, Patlıcan dolması, İsmet Atlı, Zeki Müren, Hacı Döner, salon otobüs-kebap, uçurtma, Çakmak caddesi, konuk yazarlar, kale kapısı.

 

[1] Adana, 2011, 226 s, 8 kitabın kapak resimleri ve 19 fotoğraf

[2] Adana, 2007, 64 s,58 şiir, desenli karton kapak.

[3] Adana, Karahan Yayını,2014, 147 s, Araştırma ve inceleme

[4] Adana,Ekram Mat, 2015, 108 s, 87 şiir,Hazırlayan: Mustafa Emre

[5] İstanbul, Destek yayını, 187 s, kitap kapağı içerden alınmış alıntılarla ve tanıtma yazısıyla doldurulmuş

[6] Adana, Altın Koza yayını,2012, 310 s, birçok fotoğraf, Hazırlayan: Candan Yaygın, Koray Diker.

http://www.adanamedya.com/ sitesinden 10.08.2016 tarihinde yazdırılmıştır.